Ev Usulü Tandır

DSC_0339

Sık sık bahsederim, dağıldığıma inandığım zamanlar kendimi silkeleyebilmek adına uç şeyler yaparım diye. Bu yüzden sayısız fevri olaylarım vardır. Öyle ki bir anda istediğim şeyin olmadığına inanıp,üniversiteyi ikinci sınıfta terkedip, sonrasında da hırsa girip iki üniversiteyi bitirdiğim olmuştur. Kıyafetlerimin yüzde doksanını tesadüf eseri bir mağazanın önünden geçerken almışımdır. Eski evimizi satmaya ansızın karar verip, eşim tam anlamıyla ikna olmadan eve gelen ilk müşteriye tamam size sattık demişimdir. 6 yıl tırnaklarımla bebek gibi büyüttüğüm, ilk girişimcilik deneyimim olan işimi az da kazansa, benim emeğim dediğim ticaret hayatıma bir anda son noktayı koymuşumdur.

Dönüp bakıyorum da bir çoğunu hatta hemen hepsini farklı duyguları kapamak adına yapmışım. Eğer çok hüzünlüysem, çözemediğim bir şeyler varsa ben ansızın karar alıp hiç beklenmedik şeyler yapar, önce kendimi sonra herkesi şaşırtırım. Elhamdülillah şimdiye kadar hiç  pişmanlık yaşamadım..

Örneğin zaman zaman hastalık veya farklı sebeplerden dolayı evim benim evim olmaktan çıkmışsa :) temizliğe başlamadan muhakkak bir yerleri tersine çeviririm. Bu hem alışkanlıklarımın değişmesine hem de bu sayede zihnimin dağılmasına yarar.

Geçtiğimiz haftalar sizlerden yine uzak kaldığım zaman (hatta sitem mailleri gönderdiğinizde), doktorumun bana astım olmamam için öneriler verdiği zamandı. İşte o zamanlar evim yine benim evim olmaktan çıkmıştı. Artık toplama vakti geldi de çattı:) Malum toplama işinden önce değiştirmem gereken bir yer olması mühimdi. Hatta benim anlayışıma göre zaruri.. Fevri değişiklikler yapmazsam bu temizlik işi bana hep rutinmiş gibi gelir. Hızlıca bir karar alıp bu sefer eşimin dolabını gözümde tık tık hayal ettim. Dilimin ucuyla ona bunu hazırlamak istediğimde ” benim dolabıma dokunma, zaten kaç tane parça var dedi”.. ve sıkı sıkı tembihledi..

Şimdi ben onun bu tembihinden önce aldığım ve bir haftadır arabanın bagajında gizli gizli taşıdığım yeni mobilyaları yukarı nasıl çıkaracağımı mı düşüneyim, yoksa hafta sonu misafir geleceği için temizliği nasıl yetiştireceğimi mi.. Yoksa eşimi o mobilyacıkları  temizlikten önce monte etmesine nasıl ikna edeceğimi mi…?

Benim güzel bir temizlik yapmam için, işin arasında gidip gelip yeni yapılan yere heyecanla bakmam gerek:)))

cats

Dünkü yazıda bahsettiğim kardeşime (eşimin kardeşine) hazırladığım masa. Menümüzde: Fırında Karnabahar, Fırında Tandır, Rus Salatası ve onun en sevdiği iki tatlıdan biri Çikolatalı Kek vardı.

Ev Usulü Fırında Tandır

Aslında tandır denince akla önce Kuzu Tandır gelir. Lakin biz mevzu bahis et olunca elimizdeki tüm imkanları genişleterek yapıyoruz.. Özellikle kurban bayramı sonrasında dondurucunuzda et varsa çeşidi önemli değildir. Hayvanın ya but kısmı ya da kaburgasına yakın yerlerinin eti ise sonuç daha güzel olacaktır. Bizim kurbanlarımız eve girmediği için canım arkadaşım Canan o taddan beni mahrum bırakmadı. Etimiz kaburga yerlerinden olunca da bu en lezzetli kısmı tandır ile değerlendirdim. Yapımı çok basit ama bir o kadarda lezzetli.

Fırın poşetini hiç kullanmamışsanız bence bir an önce edinmenizi öneririm. 6 yıldır bir çok şeyi tadını içinde hapsederek pişirmeyi keşfettim.. Fırın poşetini nasıl kullanırız konusunda kaygılarınız varsa lütfen sorunuz..

* Kuzu Tandırın sunumunu da ayrıca yapılış kısmına yazıyorum. Ben bu sunumu sırf misafirler geleceğine yakın ısıtma kolaylığı olduğundan çok seviyorum. Bu tarz teflon kalıplarınız varsa pilavlarınızı fırında ısıtıp işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Pişmiş pilavı tencerede ısıtmak ilk taneliğini yitirtirken,bu tarz kalıplarda fırında ısıtmak aynı kalmasını sağlıyor.

Malzemeler:

  • Dilediğiniz kadar et (Kuzu but tercihtir)
  • Fırın poşetleri

cats1

Yapılışı:

  • Etlerinizi hiç bir işlemden geçirmeden -tuzlamadan- eğer yağsız et ise bir parça iç yağ ile fırın poşetlerine diziyoruz.
  • Fırın poşetlerinin içlerinden çıkan klipsler ile poşetlerin ağızlarını sıkıca kapatın ve poşetlere kürden yardımı ile 6-7 delik açın. Eğer bu işlemi unutursanız poşetlerinizi bir müddet sonra patlar ve gerekli işlevini görmez.
  • Bu şekilde 200 dereye ayarladığımız fırınımıza telerimizi atıyoruz ve yaklaşık 1 saat pişiriyoruz. Ben etlerimi küçük parçalar haline böldüğüm ve bu yüzden kolay pişeceğine inandığım için fırınımı 20. dakikada 175 dereceye, 45. dakikada da 150 dereceye düşürdüm.
  • Tandırın yanında olmazsa olmaz Bulgur Pilavıdır ama ben Pirinç Pilavını tercih ettim.
  • Teflon kek kalıbını yapışma yapmayacağı için tercih edip önce pişen ve soğuyan etlerimi minik parçalar halinde kalıbın altına dizdim. Ardından pilavı aktardım. Sofraya servis etmeden alüminyum ile üzerini kaplayıp fırında ısınmış fırında 10 dk ısıttım.

Bir Hafta Sonu & İki Güzel Masa

 DSC_0554 

Bu hafta sonu tam dört güzel masada sevdiklerimle bir araya geldim. Yemeğin en tatlı buluşma olduğuna inanan ben, bu hafta sonu mutlulukların zirvesindeydim…

Üstteki masa altı yılda iş arkadaşlığımızın kardeşliğe dönüştüğü sevgili Canan’a aitti. Cumartesi annem ve kız kardeşlerimle kendisini ziyarete gittiğimizde bu güzel masasıyla karşılaştım. Daha önce Canan’ın BALIK sofrasını da yayınlamıştım. Benim için süpriz olmayan hazırlığını sizle paylaşmak için fotoğraf makinemi yanımda götürmüştüm:)

İkinci masamız  eşimin küçük kardeşine hazırladığım masam idi. İnşallah onu da yayınlayacağım..

Üçüncü masamızda pazar günü babamın “kitap yazacağım gelemem” nazlarından zorla kurtarıp ailecek yediğimiz öğlen yemeğiydi. İş aşkı yüzünden doğum gününü unuttuğu için gerçek bir süpriz yaşatmış olduk:)

Dördüncü masada birazdan yayınlayacağımız sevgili eltimin masasıdır:)

Not: Uzun bir yazı olduğundan menü olarak bu yayını yapıyorum. Tarifler bir sonraki yazıda.

DSC_0565

Kendisinin her yemeğine ayrı bir aşk yaşadığım için, tatmasam bile gözüm kapalı siparişler verdim. Benim özel siparişimin ilki:) Pırasa dolmasıydı..

DSC_0561

İkincisi Patatesli Poğaçası..

DSC_0566

Ve tarifini vereceğim Patates Salatası.. Masanın bir de tacı tencerede Su Böreği vardı.

DSC_0570

Turşu Kavurması

DSC_0569

Süpriz Kurabiye

DSC_0571

Meyveli Pasta (Kivisinin, vişnesinin, fındığının kendi bahçelerinden kendi ağaçlarından toplandığını söylesem! ) Canım arkadaşıma yeni evinde mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir ömür diliyorum..

DSC_0621

Pazar günü öğleden sonra akşam yemeğine misafiriniz olduğunu öğrenseniz siz neler yapardınız?

DSC_0608

İşte benim eltim bu kadar kısa zamanda bu kadar güzel çeşitler hazırlar ve aileyi o muazzam masada ağırlar:) Kayınvalidem çook şanslı:)

DSC_0614

Ayrıntıya dikkat:)

DSC_0625

Güler yüzü, enerjisi, elinin lezzeti ile bize ne zaman gitsek diye düşündürdüğü için zararlı çıkacağını buradan bildirmek isterim. Ailemize katılmakla kayınvalidem kadar bizde çok şanslıyız:)

Kuru Fasülye Piyazı

Çocukluk yıllarımızda babam bizi sürekli itfaiyenin karşısında, tüm teması ahşap olan Fatih’in meşhur köftecisine götürürdü. Bilenlerin aaa dediklerini duyar gibiyim:)

Önce okul çıkışları, dershane çıkışları, sonraki yıllarda da iş çıkışları ailemin beni beklediği yegane yerdi.. Öyleki köftecinin ismi “Bizim Köfteci” olarak değişmişti..

Bir gün 9 Nisan 2006 tarihinde (O yıllar girişimcilik ruhum ile 6 yıl kadar toptan kırtasiyecilik yaptım. Kırtasiyeden pastacılığa mı demeyin ne olur:) CNR kırtasiye fuarından çıkmamı bekleyen Taner Bey beni o köfteciye götürdü. Ve bu salatadan minik mi minik bir tabağı evlenme kararını alarak birlikte yedik:)

Bu salata o günden bana kalan tatlı bir anı. Ama en garip olanda, kapısını aşındırdığımız o köfteciye benim o gün son gidişim oldu. Gitmeyişimiz tamamen bir tevafuk eseridir. Ben özledim orayı..

Gelelim köftenin yanında olmazsa olmaz bu muhteşem salatanın tarifine. Benim gibi çay saatlerinde de yapabilirsiniz tabiki. Elinizin altından bulunsun, istediğimde yapabileyim diyorsanız benim gibi yarım kilo fasülyeyi haşlayıp minik poşetlerle dondurucuya atabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 1 su bardağı kurufasülye
  • 2 küçük çarliston biber
  • 2 adet domates
  • 1 büyük boy kuru soğan
  • isteğe göre dereotu
  • 1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
  • limon-zeytinyağı-tuz

Yapılışı:

  • Kuru fasülyeyi bir akşam önceden güzelce yıkadıktan sonra üzerini 2-3 parmak geçecek kadar soğuk su koyarak ocağa alınız. Bir – iki dakika kaynatıp altını kapatınız. Aynı suda bir gece bekletiniz.
  • Ertesi gün suyunu dökünüz. Ve yenide soğuk su koyup ocağa alınız. Yumuşayıp pişene kadar kaynatınız. ( Bu süre fasülyenin kalitesi-cinsine göre değişir)
  • Düdüklü tencereniz varsa, sıcak su koyduktan sonra düdüklünün ağzını kapatınız. Düdüklünüz ses çıkarmaya başladıktan sonra fiskiyesini kapatınız. Fiskiyesi kapatıp, altını kıstığınız fasülyeniz 20-25 dakikada pişecektir)
  • Servis tabağınıza ince-elma dilimler halinde soğanınızı kıyınız. Üzerine bir miktar tuz serpiniz. (Tuz soğanın lezzetini çıkarır)
  • Soğanın üzerine soğumuş fasülyeyi, domatesi ve birberleri sırasıyla alınız. 10 dk bekletip, sos malzemelerini aktarıp servis edebilirsiniz. Afiyet olsun..

Pazar kahvaltısı & Peynirli Ekmek

Kaldırım taşlarını sayarak yürümek, merdivenleri ikişer ikişer çıkmak istiyorum. Papatyalarla seviyor sevmiyor diye oynamak, haşlanmış nohutu leblebi diye yemek istiyorum.

İçimdeki çocuk dışarı çıktı bugün, onu tutmamak istiyorum..

Pazar sabahı eşim bir vesile ile annemlere yakın bir yere gidince, onlarıda alıp kahvaltıya geldi. Bende ikimiz için hazırladığım sofraya iki tabak daha ekleyip mutlu bir pazar kahvaltısına imza atmış oldum:) Bu resimde gördüğünüz bir kek değil, ekmek:) Tarifi birazdan. Bir çırpıda dört kişinin bitirdiği, bittiği için ağzımızda onun tadı kalsın diye başka bir şey yemedikleri bir ekmek oldu. Şiddeeettttleee tavsiye ediyorum..!

Ve benim en sevdiğim salatalardan. Tarifi inşallah yarın..

Tatlı olarak annemin aşuresi vardı..

Bir fikir: Özel olarak resmini çekmeyi unutmuşum, belki bir çok kişi biliyordur diye tahmin ediyorum ama bilmeyenler için de yazalım. Bal’ı tek başına tüketemeyenler, tadı ağır geldiği için yemeyi tercih etmeyenler veya tereyağı kullanmak istemeyenler: 2 kaşık yoğurt ile bal servisi yapabilirsiniz. Aynı şeyi pekmez içinde uygulayabilirsiniz. Eşim pekmezi asla yemezken bu yöntemle arada da olsa ona yedirebiliyorum. Hele bu tabaktaki gibi yoğurdun kaymağı duruyorsa daha lezzetli oluveriyor! (kayısının tam önünde duran minik kayık tabaktan bahsediyorum:) )

PEYNİRLİ KOLAY EKMEK

Aslında bu ekmeğimin ilham kaynağı Oktay Usta. Facebook’tan takip edenler muhakkak bilir. İki serumlu resmimi yayınlamıştım. Hep güzel resimler paylaşacak değilim ya:)) Geçtiğimiz hafta 3 gün süren hastane maceramda ilk kez gündüz kuşaklarını seyretmem nasip olmuştu. Çalışan bir bayan olarak o saatlerde neler olup biter hep merak ediyordum. Bir yığın kanal arasında izlenecek hiç bir şey mi olmaz!!

Malzemeler:

  • 3 + 1 tepeleme su bardağı elenmiş un
  • 2/3 su bardağı ılık süt (yarım bardaktan bir parmak fazla)
  • Yarım su bardağı ılık su
  • 1 paket instant kuru maya
  • 1 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı sıvı yağ + 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz
  • 2 çay kaşığı şeker
  • Dilediğiniz kadar beyaz peynir.

Yapılışı:

  1. Üç su bardağı unu derin bir kaba eleyelim. 1 su bardağını bekletelim.
  2. İçine süt ve su hariç tüm malzemeleri koyalım.
  3. Yumurta ve yağın sıvılığı ile unu biraz özleştirelim. Ardından suyu ve sütü azar azar ilave edelim. Kalan 1 su bardağı unu azar azar hamurumuzun toparlanması için ekleyelim. Öncelikle bilinmesi gereken bir şey varki, markaya göre, unun kalitesine göre bu kıvam değişecektir. O yüzden unu lütfen azar azar ilave edelim. Her ilave edişimiz en fazla 2 yemek kaşığı kadar olsun. Ve her ilave edişimizde en az 2 dakika hamuru yoğuralım. Ele çok az yapışan bie hamur elde etmelisiniz.  Biliyorum hamur yoğurmak bir çoğumuza zevk versede yeni başlayanlar için biraz hayal kırıklığı olabilir. Ama yılmayın. Çok güzel hamur işleri yapmak bir anda mucize eseri olan bir şey değildir. Sabır ister, ve zaman ister. Tek ama en önemki püf nokta telaş yapmamak, Hamurun suyunu da ununu da azar azar koymak ve sabırla yoğurmak. Bu ölçülerde bir hamur yoğurduğunuzda ele çok az yapışan bir hamur elde edeceksiniz. Mayalanmamış hamur her zaman ele biraz yapışır. Mayalanma sürecinden sonra bu durum ortadan kalkar. (not: sizce hamur mayalama ve yoğurma esnasını da ayrı ayrı resmetsem mi? )
  4. Hamurunuzu temiz bir kaba alalım. Üzerini sıkıca streç film ile örtelim.Sıkıca sarıp sıcak bir yerde en az iki katına gelene kadar bekletelim. Yaz aylarında hava sıcak olduğundan bu süre kısadır. Ben küçük bir polara sarıp peteğe yakın bir yerde beklettim. 30 dk sonra 4. resimdeki kadar kabarmıştı. Artık kaba sığmaz hale gelmişti.

 

  1. Mayalanan hamur daha tok bir kıvam almış olacak ve elde daha rahat kavranabilecek hale gelecek. Çok fazla söndürmemek için bir iki hareketle yoğuralım. Ve iki eşit parçaya bölelim. İlk parçayı kek kalıbınızın altına güzelce bastıralım.Kalıbınız teflonsa yağlamayın. Değilse kendi ölçülerinde yağlı kağıt serin.
  2. Peynirimizi eşit bir biçimde – yanlara gelmeyecek şekilde-  koyalım.
  3. Diğer hamur parçasını tezgahımızda kalıp ölçüsünde açalım.
  4. Açtığımız parçayıda kek kalıbımıza aktaralım. Ve güzelce bastıralım.

İlk resimde ekmeğimizin bitmiş halini görüyorsunuz. bu şekilde kalıpta ikinci kez mayalama sürecine alıyoruz. (Petek üzerinde yaklaşık 10 dk sürdü). Eğer peteğiniz yoksa hemen sobanın yanına koyabilirsiniz. sıcak ortam mayalanmayı hızlandırır. Lakin unutmayın bu süre hamurun iki katına çıktığında hemen son vermelisiniz. Çok fazla mayalanan hamur ekşime yapar ve ağır maya kokar ya da kabarması söner..

İkinci resimde de kek kalıbında mayalama süresinin bittiği görülüyor. Kalıbın hizasına bakarsanız hemen hemen hamurun iki katına çıktığı anlaşılıyor.

Son olarakta 175 derecede önceden ısıtılma-mış fırında pişirelim. Soğumasını beklemeden tüketelim:))

Ali Nazik Kebabı & Misafir Sofrası :)

Resime bakarak bu nasıl bir misafir sofrası diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz..

İki kişiden biri ev sahibi ise bir kişilik bir misafir sofrasımı olur mu da diyebilirsiniz..

Ev mis gibi tertemiz olmuşsa, takvimde günlerden cumartesini gösteriyorsa, gelecek eş dosta yoksa biz her cumartesi akşamı evimizin misafiri oluruz:)

Ne yediğimizden çok nasıl yemeliyiz telaşını düşerim. Eşim her seferinde farklı bir sunumla karşılaşsın isterim. Çok zaman almayan şekilde iki kişilik misafir sofraları hazırlarım.

Sizlere de fikir vermesi için bolca resim çektim. Bu minik ama çok şirin tabakları bir çok porselen firması yapıyor, bir kaç adet edinmenizi şiddetle öneririm. Ben Güral Porselenin outlet mağazasından aşırdım:) etiket fiyatı 5.5 lira iken 2 liradan alabildim.Bu outlet mağazalarını da arada gezmenizi öneririm. AVM fiyatlarından çok ama çok ucuza alabiliyorsunuz.

Bir peçete katlayışı bile masanın ahengini ne kadar değiştiriyor öğle değil mi?

Aylar önce Pinterest’te gördüğüm bu doğal mumluk çok ama çok hoşuma gitti

ALİ NAZİK KEBABI

Malzemeler  (3 kişilik):

  • 3 adet patlıcan
  • Yoğurt (mümkünse suyu biraz süzülmüş)
  • 200 gr kuşbaşı kuzu eti (çok minik doğranmış)
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası veya 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 küçük soğan (küp küp doğranmış)
  • 1 adet domates rendesi
  • Tuz, karabiber

Ali nazik yemeğinin tarifini biraz uzun tuttum gözünüz lütfen korkmasın:) ali nazik kebabının yapılışı aslında bir çok yemeğe göre hem çok pratik hem kolay. Benim için pratik yemekler kategorisinde!

Yapılışı:

  • Patlıcanları ocak ateşinde veya fırında közleyiniz. Ocak ateşinde közlemeden önce ocağın ateş çemberinin dışındaki yerlerini alüminyum folya ile kaplarsanız kirlenmesini önlemiş olursunuz. Fırında közleyeceniz patlıcanlarınızı çatal ile iki yerinden delmenizi öneririm. Ayrıca tepsinize yağlı kağıt sererseniz patlıcanların akan suyu tepsinizi yakmayacaktır.
  • Ben patlıcanlarımı mangal ateşinde közlemiş ve dondurucumda saklamıştım.
  • Patlıcanlarınız közlenirken teflon tenceresini ısıtıp etlerinizi içine atırın. Tahta kaşıkla hızlıca 1 dakika kadar kavurun. Kendi suyunu salıp çekinceye kadar çok kısık ateşte pişirin. Etiniz büyük baş eti ise geç pişeceğinden düdüklüde pişirmenizi öneririm. Yada arada azar azar kaynamış su ilave ederek sabırla kısık ateşte pişirmeyi sağlayınız. Kuzu eti pişirme süresinin kısalığı sayesinde tercihimdir.
  • Ayrı bir tavada soğanı tereyağı ile kavurunuz. Salçayı ilave edip hızlıca kavurduktan, 1 adet domates rendesini de ilave edip tencerenin kapağını kapatınız. Domatesin çiğliği gidene kadar -takribi 1 dk- kısık ateşte pişiriniz ve baharatlarını atıp -pişen ve dinlenmekte olan- etinize bu karışımı ilave ediniz. Sıcakken karıştırınız.
  • Közlediğiniz patlıcanların kabuklarını soyup önce bıçak yardımı ile ince ince kıyınız. Çatal yardımı ilede püre kıvamına getiriniz.
  • Patlıcan püreniz ılıkken (çok sıkak olursa yoğurt çok sulanıyor) servis zamanında (falza bekletilmeside sulandırıyoru, beklemeniz uzun olucaksa patlıcanlar ılık değil tamamen soğumuş olmalıdır) yoğurt ile karıştırıp servis tabağına alınız. Ardından üzerine hazırladığınız sıcak etli karışımdan ilave ediniz. Servise hazırdır, afiyet olsun:)

 

Bereketli Cumalar..

Yağmurlu bir İstanbul akşamından hepinize kucak dolusu sevgiler. Pazartesi minik ama şeker bu sofrayla burdayım efendim. Cuma akşamınız bereketli olsun, hafta sonu sofralarınız şen olsun..

Muhabbetle..

Damla Çikolatalı Pratik Muffin

Her dağıldığımda, düzenim bozulduğunda ilk işim evi temizlemekle başlar. Hiç dağılmamış bile olsa, kirlenmemiş bile olsa 1-2 saatlik bir elden geçirme beni kendime getirir. Arabam ve ofiste bundan nasibini alır. Sanırım ki düzenim bozulduğunda hayatım bir kaç günlüğüne benim kontrolümden çıktığında herşey mahvolmuş:) Şöyle bir gözden geçirmek beni çok iyi hissettirir. Bu kahvaltı masasıda böyle bir toparlanmanın ardından sabahın 5.30 unda hazırlanmıştı. Eşim yeni işi sayesinde artık herzamankinden daha erken kalkıyor, günün bereketleri saatlerinde keseyi bolca dolduruyoruz:) Bu yeni işin en sevdiğim yanıda bu oldu!

Bu minik biberler kızkardeşimin velisinden hediye. Ufak bir sos tenceresinde pişirdiğim için mi, köy yollarından geldiği için mi yoksa içini bir çorba kasesi içinde göz kararı yaptığım için mi bilmem ama, çok lezzetli olmuşlardı.

En son yazımda söz verdiğim muffinlerimin tarifi ile başlayacağım. Çok basit bir kek tarifi ile normal muffinler gibi malzemeleri ayrı harmanlama derdi olmayan pratik bir muffin olacak.

PRATİK MUFFİN

Malzemeler:

  •  3 yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • Yarım su bardağından biraz fazla sıvı yağ (mısırözü ve zeytinyağı karıştırdım)
  • 2 çay bardağı süt
  • 1 paket vanilya – 1 paket kabartma tozu
  • 3,5 – 4 su bardağı elenmiş un
  • 5-6 damla limon suyu (kekin içini daha beyaz olmasını sağlıyor)
  • 1 su bardağı damla çikolata

Yapılışı:

  • Yumurta ve şekeri mikserde hızlı devirde 3-5 dk çırpın.
  • Sıvıyağı ve sütü ilave edip 2 dk daha çırpın.
  • Kalan malzemeleri (damla çikolata hariç) ilave edip çırpmaya devam edin.
  • Son olarak damla çikolatanın yarısını ilave edip kaşık yardımıyla karıştırın.
  • Muffin kalıplarına malzemeyi eşit olarak patlaştırın. Kalıpların 3/4 ünün dolmasına dikkat edin.
  • Önceden ısınmış fırında 175 derecede mümkünse önce sadece fırınınızın alt kısmını çalıştırın ve muffinlerin daha çok kabarmasını sağlayın.
  • 15 dk sonra muffinlerinize kalan damla çikolatalarını serpin (bu işlemi biraz hızlı yapınki hem muffinler sönmesin hem de fırın soğumasın) ve  fırını 185 dereceye ayarlayıp muffinleri pişirmeye devam edin.
  • Kürdan testi ile piştiğine emin olduğunuz muffinlerinizi fırından çıkardıktan sonra ızgara teli üzerinde soğumaya bırakın.

Tefekkürdeyim.. Tefekkür dersinde..

Hiçbir şeyin benim elimde olmadığını, herşeyin benim elimde olduğunu bildiğim kadar iyi biliyorum artık.. İki gündür misafir gibi gelip gittiğim evim bana soğuk, tıpkı benim ona soğuk olduğum kadar..

Kocaman bir sessizlik içinde koşuşturuyorum adeta. Sorguladığımı sandığım hayatımın beni acımasızca sorgulaması ile başbaşayım şu sıralar. İçimdeki eksikliği düpe düz ortaya koyarken gel-gitler yaşıyorum. Eksiklikleri acıyan hatta kanayan yüreğimde kabulleniyor, derin bir ah çekiyorum..

Nerede olduğumu, nasıl olduğumu sorduğunuz yorumlara ve maillere karşılık burdayım demekle başlamak istiyorum, ama nafile…Bu aralar nerede olduğumu ben bile bilmiyorum. Bedenini kaybetmiş bir ruh var ortalıkta sanki. Şükrün eksikliğinin bana verdiği dersteyim diyorum.. Kısa bir tenefüs arasında yazıyorum sizlere.. Tenefüsteyim.. Tefekkürde..

Önce ani bir vefat,ardından dedemin rahatsızlığı ile taşındığım annemin evine uzun bir süre yerleşeceğimi bilmiyordum. Annemin yaşadığı ufak bir kalp operasyonu ile kalıcı olacağımı ve sizlerden ayrı kalacağımı da planlamış değildim, inanın..

Plan.. Neye ve hangi zamana göre plan?

Yarının sahibi ben değilken,plan yapmanın bir düşünceden ibaret olduğunu öğreniyorum en iyi dersimde. Hayatını hep planlar dahilinde yaşayan “Bir nefeste bile iki şükrün gizli olduğunu” bilmenin yetmediğini, uygulamanın bilmenin de ötesinde olduğunu öğreniyorum her geçen gün..

Bu satırları yazarken Bosna’dan yazan Dina Hanım’ın “Muhteşem bir site” yorumu ile burada olmamın bana ne kadar huzur verdiğini hatırlıyorum. Yıllar evvel gittiğim güzelim Bosna’dan gelen bu yorumun bu yazıları yazdığım an gelmesi boşa bir tevafuk olamaz diyorum.. Ve teşekkür ediyorum. Dina Hanım siz de tıpkı tüm takip eden dostlarım gibi muhteşemsiniz..

Annemin hastalığına teşhis konulduğu sıralarda abimin (eşimin abisi) mutlu günleri şenlendiriyor evimizi. İstanbul’daki nikahı yanlızlık yaşayan evimden geçiyor, takip eden hafta sonuda muhteşem bir düğün için Bursa’nın taşlı yollarından geçiyor. Benim için kolay olmasa da en tatlı yorgunlukları da yaşıyorum bu vesile ile..

Bayram sonrası biriken yayınlarım ve tariflerim ile burada olmak için dua ediyorum. Buraya kadar geldiğiniz için hem sizin eliniz boş dönmesin, hem de benim için sadece hüzünlü bir yayından ibaret olmasın diye son zamanlarda yaşadığım mutlu karelerden paylaşmak istiyorum. Sadece mutfak maceralarında ibaret olmadığını, dostlukların yeşerdiğini gördüğüm, varlığınızı hissettiğim bu site benim için hayatın her alanından paylaşmaya dönüştü..

Yaşanan anıların kareleri ile sizleri baş başa bırakmadan, bana  “eşi” ünvanını yaşattığı için önce O’na, sonra eşime teşekkür etmek istiyorum. Sabrı, şükrü, paylaşmayı senden öğrendim. İyi ki varsın..

Not: Ziyaretlerini hiç eksik etmeyen, mail ve yorumlarıyla beni yanlız bırakmayan tüm takipçilerimden helallik istiyorum. Bu kadar uzun bir ara vermeyi inanın hiç istememiştim. Dilerim bayramdan sonra resimde gördüğünüz (bir hafta boyunca çantamdan eksik olmayan) muffinlerimin tarifi ile besmele çekeriz. Şimdiden iyi bayramlar efendim. Sevgilerimle..

Anneciğimin rahatsızlığını bana belli etmese de bir şeylerin ters gittiğini anladığım Ramazan Bayramı sofrası. Bayramın ardından rahatsızlığını öğrendiğimde onu ne kadar iyi tanıdığımı bir kez daha anlamış oldum..

Bayram sofrasında tuzum bile olmasa poz veririm edaları ile kız kardeşim..! Annemde geçirdiğim zamanlarda bana bir oda nasıl olurda bu kadar çok dağıtılır dersleri verse de, çıldırmalarım sonucu ne yaparsa yapsın onu çok sevdiğimi anladım. Tebessümleri canıma can katarken..Tuzuna şekerine kadar kendi eseri ile balkon sefasında hazırladığı kahvaltı benden olmasada eniştesinden tam not aldı.. Tam not bence Nutella sayesinde alındı:)

Bayramın tatilinde cumartesi,pazar günleri olmayı planladığımız yer. Sizi imrendirmek için bir kaç kare yayınlamak istiyorum. İstanbul’dan kaçamayanlar için İzmit-Yuvacık Barajı tesisleri sizler için iyi bir keşif olabilir. Ben Karaaslan Tesisleri’nde  olacağım. Yolunuz düşerse size çay ikram edebilirim. ( Karaaslan tesislerinin resimlerini bayramdan sonra ayrı bir dosya halinde yayınlayacağım, pişman olamamak için bu tatili kaçırmayın!)

Eşimin en sevdiği kare. Kendisi mekanı çok sevdi. Sıcacık kızarmış ekmeği ve tereyağı! (Kahvaltı sınırsız, içecekler sınırsız, meyve ikramı dahil fiyatın 17 tl olduğunu söylesem sıcak ekmek ve tereyağının bahane olduğunu söylememe gerek kalır mı:)

Başlarda tırssam da inatçı kişiliğimle yendiğim salıncak korkusu..

ve araya sıkıştırdığım kışlık hazırlıklarım..

Bamyalarım..

Köz patlıcanlarım..

Ofiste sıkılmanın, işleri boşlamanın eserleri. Fuarda tanıtım amaçlı verdikleri kartonlarla denediklerim.. Bu ve bundan sonraki resimler telefonla çekildiler. Resim kalitelerinin düşüklüğü için şimdiden özür dilerim:)

Kendi “cheescake”lerimin güzelliğini fark ettiğim o an! Enaniyet duygularım kabardıysa suçlusu ben değilim:))

Diyetle hiç bir alakası olmadığını bir üst resimden anlayabilirsiniz. İş yoğunluğunun acı resmidir. Öğle yemeğinin arabada yenilmesi..

Mesai saatleri içinde eşimin beni çaya davet etmesi iş arkadaşımı bile şaşırttıysa, bu çayda güzel şeyler konuşulmadığının kanıtıdır. Çözemediğimiz sorunlarda bile birbirimizden destek almamız apayrı bir şükür meselesidir. İyi ki ben de varım:)))

İlk kez arabası olmanın mutluluğu içinde, noter satışından dönen bir abinin arabasına arkadan çarptım ..” Hayatımda ilk kez arabam oldu, ilk gün bu yapılırmı abla” dedi.. “Son 5 yılda ilk kez ben birine vuruyorum” dediğimde de kim şanslı kim şansız anlayamadık. Birinin arka farını kırdığım için canımın bu kadar yanacağını da bilemezdim!

Bencilliğin zirvesinde olduğum an. Koyu sohbete dalan iki kardeşimden habersiz yemek sonrası ikram edilen bu tabağı tek başıma yedim:) Bir ara bizim damat “abla biz de yesek” demese boş salkımı bile yutabilirdim:)

Ve evimden geçen abimin (eşimin abisi) nikah merasimi. Annemlerin Bursa’da yaşıyor olması sayesinde evimde bohçalar bile hazırlamak nasip oldu.

Farkında olmadan ablamları (abimin eşini) ziyarete gittiğimizde abim için şunu sever bunu sevmez, o şöyledir böyledir sözlerimle 6 yıl gelin olduğum bu ailenin tamamen bir parçası olduğumu hissettim. Yeni geline abim için nasihatlar vermek espiri meselesi olunca.. :))

Geç yayınlanmış bir iftar sofrası desem:)

Biliyorum sitemlerinizden bana kızdığınızı.. Gerek telefon ile gerek mail ve yorumlar ile beni yanlız bırakmayan tüm sevenlerime çok teşekkür ediyorum. Biliyorum çok ihmal ettim sayfamı. Lakin yaşadığımız acı günlere bir de dedemin yoğun bakımdaki hayat mücadelesi eklenince buralara uğramak takdir edersiniz ki biraz zor oldu. Tüm bunlar neticesinde neredeyse iki haftadır annemde kalıyor olmamız, üzerine benim de ağır bir rahatsızlık geçiririyor olmam durumları katmerledi. Şükürler olsun bugün kendimi en iyi hissettiğim gün.

Çalışıyor olmak, hastalığın bir kısmını ayakta geçirmeye zorluyor insanı. Bugün olmazsa-olmaz işleri halledip bir ıhlamur eşliğinde yazıyorum size. Hem dedeciğim için hem de kendim için dua isteyeceğim sizlerden..

Bu masam Ramazan ayının son davetleri arasından kalma. En keyif aldığım uzun ve soluksuz bir gecenin anısı var içinde. Acı günler gelmeden bolca güldüğümüz, neşelendiğimiz bir geceydi. Ramazan ayı benim için çok bereketli ve huzurlu geçmişti. Hala etkisini üzerimizden atabilmiş değiliz.Eşim de hala orucu terk etmemekte ısrarlı..Benim rahatsızlıklarım el verirse ben de eşlik edeceğim kendisine. Ramazanın hazzını ve huzurunu yaşamak için inşallah bir Ramazan ayına daha varabiliriz.

Yakında tarifini vereceğim Baklavalık Yufka ile yaptığım Patatesli Böreklerim. Aynı miktarda kıymalı börekte olmasına karşın bir tanecik bile kalmadılar:) Gecenin favorisi oldular!

Böğürtlen kompostosu. Sıcak havaların en gözdesi. Dondurucudan hazır çıkarılmış, zeytinyağlı sanılıp misafirlere etli lahana yediren ben:) Oruçluyken tadına bakılmasada içine bakılabilirdi değilmi? Bu yıl kışlık paketlerime minik notlar düştüm. Hata payları sıfır!

Kışlık hazırlıklar aklıma gelmişken düşündüm de yayınlamayı beklettiğim ne çok resim var!

Yalancı haydari. Çok pratik bir salata. Ben bir çok masaya bu salatamı yapıyorum. Bu sayede süzme yoğurt tüketmiş oluyoruz.

Ramazanın gülü Güllaç Tatlısı. Ben üstüne tatlı tanımıyorum. Bu tepside kalan 3 dilimi Canan arkadaşımın bir çırpıda yediğini söylersem o bana kızar, siz de ne kadar güzel olduğunu anlarsınız değil mi? :)

Merhaba..

Ramazan ayının son günlerinde yoğun bakıma girerek umudun ne olduğunu bizlere hatırlatan, bayramın 3. gününde kaybettiğimiz amcamızın üzüntüsü içindeyiz. Sizlerden çok dua isteyeceğim. Umudun yerini sabrın aldığı bu günler takdir edersinizki biraz yavaş ilerlemekte..

Biliyorum sitem mesajlarınızla nerede olduğumu merak ettiğinizi.. Buradayım, pazarteside çok güzel yayınla inşallah döneceğim..

Selam ve sevgilerimle..

Muazzez

 

Üzüm Kompostosu & Konservesi

Hafta içi,hafta sonu gelsin de şöyle dolu dolu gezeyim, Ramazanın atmosferini hissedebileceğim mekanlarda bulunayım diye çok istemiştim. Pazar akşamı bu plan hayallerini kurarken suya düşmesine sebep olanlar utansın diyorum! Bu pazartesi sendromuna da bir sebep bulan ben, huzur içinde cumartesi akşamı hazırladığım sofranın detaylarını yazabilirim:)

Pintereste gördüğüm bir detay bana ilham olunca dökülen yaprakların sonbaharı hatırlatması kaçınılmaz oldu. Konuk ettiğimiz arkadaşımız da bir bahar aşığı olunca çok beğenilen bir detay oldu. Baharın müjdecisi yapraklar, masama renk kattı. Nacizane bir tavsiye: Önemli bir yemek davetiyse, sonbahar aylarında sofraya soft bahar renklerinde mum ve bulabilirseniz kozalak ilave ederseniz mükemmel bir masa hazırlamış olursunuz.. (bunu unutmamalı ve denemeliyim!)

Evde bulunan son lavaşları değerlendirmek ve hoş bir atıştırmalık olsun istediğimden aklıma bu pratik sunum geldi. Lavaşların içine Acı Soslu Közlenmiş Patlıcan sürdüm. Rulo yaptıktan sonra mikrodalgada biraz ölmesini sağladığım ve  (kırılmamaları için) maydonoz sapları ile sardım.

Davetimizi cumartesi öğleden sonra kabul eden arkadaşlarımıza en pratik salatayı, Kabak Salatasını hazırladım. Kabağı haşlayıp püre haline getirdikten sonra servis tabağına ortası çukur olacak şekilde hazırladım. Sarımsaklı yoğurt ile sunumu tamamlanınca, Fırına Sigara Böreği.. Böreklerimin sofranın konseptine uygun renkte kalmasını istediğim için yumurta sarısı sürmedim!

Menü:

Mısır Çorbası

Yalancı İskender

Haşhaşlı Revani

ve bir gün önce dolapta bitmeyecek dediğim üzümlerle yaptığım komposto da vardı..

Üzüm Konservesi & Kompostosu

Komposto resmini çekmeyi unutmuşum. Resim en kısa zamanda yüklenecektir.

Malzemeler:

  • 2 salkım üzüm (ben yeşil ve siyah kullandım) + varsa 2 adet taze kayısı
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 2 tane karanfil
  • 2.5 litre su

Yapılışı: Tüm malzemeleri bir tencerede 20 dk kaynatıp, soğuyunca servis ediniz. Konservesi için, komposto kaynamaya devam ederken kepçe ile cam kavonozlarınızı doldurunuz. Ve kapağını hızlıca kapatınız. Konserveler sıcakken kuru bir zemine (örnek resim) ters çeviriniz. Soğuyana kadar, en az bir gece yerlerinden hiç kıpırdatmayınız. Bu şekilde 6-8 ay saklayabilirsiniz.

Zeytinyağlı Fasülye

Bugünün ikinci pratik tarifi bu yemeğimiz olsun istedim. Geçtiğimiz hafta bir akşam dolapta bulunan 5 kilo fasülye ile ne yapacağımı kara kara düşünmeye başladım. Oruçlu iken akşam yapacaklarım hakkında fazlaca atıp tutuyorum, bu fasülyeler de bu atıp tutmalarım eseri dolabıma girmiş bulunmaktaydılar:)

Neyse ki Ramazan ayında bir daha asla -bir sebze gözüme ne kadar güzel görünürse görünsün- almayacağıma kendime söz verdim. Bu söz sonrasında yaklaşık dört kilosu ile geçen sene tarifini verdiğim Fasülye Diblesini yaptım. Fasülyeleri ince ince doğradıktan sonra sözümü ikiye katladım. Bu güzel vakitlerde bununla uğraşılır mı diye ayrıca  fırçaladım kendimi:)

Kalan bir kilo fasülye de hafta sonu hazırladığım İftar Masama Zeytinyağlı olarak geldi. Eşimin en sevdiği yemekler arasında. Babamla öğlen yemekleri için sık sık buluşup, İstanbul’un kendilerine yakın en güzel mekanlarında damat-kayınpeder yemek keyfi yapıyorlar. Bu keyiften tek zararlı çıkan ben oluyorum. Zeytinyağlılarım sürekli Ramazan Bingöl’ün zeytinyağlıları ile kıyaslanıyor! Bu fasülye eşimden tam not alınca da tarif budur dedim:)

Malzemler:

  • 1 Kilo taze fasülye
  • 2 adet soğan
  • Zeytinyağı
  • 5 adet küp şeker ve tuz
  • 1 su bardağı su

Yapılışı: (Püf nokta: Çok kısık ateşte yavaş yavaş ve az su ile pişirmeliyiz)

  • Ayıklanıp yıkanan taze fasülyeler ortalarından uzunca ince ince kıyılır (ben 3 eşit parçaya böldüm)
  • Soğanlar küp küp doğranır ve zeytinyağı ile kavrulur. Fasülyeler ve su ilave edilir.
  • Pişmeye yakın tuzu ve şekeri atılır. Soğuk şekilde servis edilir.

Domates Soslu Fırın Kızartma

Aslında bu tarifimin benzerini Kışlık Hazırlıklarım altında daha evvel yoğurtlu şekli ile vermiştim. Yine de şu sıcak Ramazan günlerinde hem pratik hemde hafif bir yemek olduğundan domates soslu halini de vermek istedim. Ramazanda mutfağa girdiğimizde onlarca nimete karşılık ne yapsam sorusuyla tıkanıp kaldığımızı biliyorum. Benim başıma çok geliyor!

Şu sıralar domatesin, biberlerin ve sebzelerin bol olduğu zamanlar. Kızartmalar için en uygun zaman diye düşünüyorum. Sıcak servis etmek gibi bir zorunluluğunuzda olmayınca önceden hazırlayabilmek de ayrı bir kolaylık sağlıyor. Minyatür masamda :) yayınladığım iftar da aynen mutfağa girip ne yapsam diye düşündüğüm bir akşamdı. Şimdi de hafta sonu vereceğim elli kişilik iftara ne yapsam diye düşünüyorum:) Sınır dört çeşitten oluşacağı için ana yemek ve tatlı konusunda da siz bana fikir verebilirsiniz. Seve seve açığım:)

Malzemeler: Dilediğiniz kadar sebze (ben kabak, patlıcan ve biber kullandım). Sosu için: Soğan ve domates

Yapılışı:

  • Fırınınızı 220 derecede ısıtmaya başlayınız.
  • Yıkadığınız sebzeleri (ayrı ayrı olmak kaydı ile, çünkü kabak, patlıcan ve biberin pişme süreleri birbirinden farklıdır) hafif nemli kalacak şekilde kurulayın.
  • Patlıcan ve kabağı halka halka 1-2 cm eninde dilimleyin. Kabağınızı patlıcana oranla biraz daha kalın doğrayabilirsiniz.
  • Biberlerin saplarını ve içlerini temizleyin ve yağlı kağıt serili tepsinize diziniz. (Ben biberlerin saplarını ve iç çekirdeklerini misafir gelmeyecekse ve derin dondurucuma stoklamayacaksam çıkarmıyorum. Biberlerin çekirdekleri mide sorunu olmayanlar için iyi bir sindirme aracı oluyor. Hemde temizlemekle zaman kaybetmiyorum)
  • Közlenen biberlerden sonra aynı işlemi patlıcana ve sonra kabağa uygulayın. Piştiklerini anlamak için patlıcana çatal testi uygulayın. Kabaklar ise kızarmaya başlayacaktır.
  • Ayrı bir tencerede bu sebzeler közlenirken 2 yemek kaşığı zeytinyağ ile bir iki adet soğanı kavurunuz (soğan ay şeklinde doğranırsa daha lezzetli oluyor). Ardından iri iri doğradığınız 3-5 domatesi soğan ile birlikte öldürünüz. Ve fırında közlediğiniz sebzeleri bu karışıma aktarınız. İster sıcak ister soğuk bir şekilde servis edebilirsiniz.

Fındık Lahmacunlar..

Pazar akşamı neredeyse 20 yıllık dostumu ağırladım bu masada. Ortaokul yıllarına uzanan anılarımızla geceyi yine dolu dolu yaşadık. Ramazanın her günü adete birer bayram gibi. Yediğiniz yemekler, ettiğimiz sohbetler, kılınan namazlar hepsi birer ayrı lezzet oluveriyor..

Cumartesi akşamı ise iftara davetli olduğumuz arkadaşlarımızla muhteşem bir akşam geçirdik. Son zamanlarda yaptığım en uzun misafirlikti sanırım:) Sahur vaktine kadar kalmamıza rağmen ben zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım. İrem’in bize hazırladığı şık sofrayı ve birbirinden lezzetli Hatay yemeklerini resmetmeyi çok isterdim.”Asla yemem” dediğim Humus’un denenecek tarifler arasında hatta ilk yapılacaklar listesine girmesine sebep olduğu için de ayrıca teşekkür ediyorum:)

Peynir ve yemiş tabağımı İrem’in masasından ilham alarak uyguladım:)

Kavurmalı Sebzeli Güveç… Farklı bir açıdan resmini çekebilirsem tarifini de vereceğim.

EV YAPIMI FINDIK LAHMACUN

Canım,aylar öncesinde Portakal Ağacında gördüğüm ev yapımı lahmacunu çekmişti. Pazar sabahı aklıma düşünce denemeye karar verdim. Tek farkı ben fındık lahmacun ölçülerinde yapacaktım. Daha çok vakit var diyerek oyalanınca hamur yoğurma işlemi çok gecikti. Bende pratik olsun diye hamurumu ekmek yapma makinesinde yoğurdum. Tavsiyem bu tarifi elde yoğurmanız yönündedir. Sanırım bu yüzden kenarları kuru oldu. Kuru olan lahmacunlarım sofranın dilden dile dolanan yemeği de oldu:)

Hamuru icin:

  • 4 Su Bardağı Un
  • 4 Çay Kaşığı Tuz
  • 6 gr instant maya
  • 1 Tatlı Kaşığı Toz Şeker
  • yarım su Bardağı Ilık Su
  • 300 gr Yoğurt

Üzeri icin:

  • 450 gr Domates (3 adet kullandım)
  • 1 Orta Boy Soğan
  • 500 gr Kıyma (yaklaşık 2 su bardağı kadar kullandım)
  • 1 Demet Maydanoz ( incecik kıyabilmek sabrı yüzünden yarım demet kullandım:)
  • 5 Diş sarmısak, 5 Adet Sivribiber, Karabiber, Tuz

Hazırlanması : (Hatice Hanım’ın izni ile tarifi aynen aktarıyorum)

  1. Ön hazırlık olarak, soğan, maydanoz, ve sivribiberi ince kıyın. Sarmısağı dövün. Maya ve toz şekeri ılık suyla ezin. Limonu 8’e bölün. Kabuklarını soyduğunuz domatesleri de minik küpler halinde doğrayın.
  2. Unu eleyin. 2 yemek kaşığını ayırıp kalanını 2 çay kaşığı tuzu katıp karıştırın. Unun karşılıklı kenarlarına tuzu ve şekeri serpin. Unun ortasını açıp mayayı serpin. Hepsini karıştırıp azar azar yoğurdu ve ılık suyu ekleyin. Elde ettiğiniz yumuşak hamuru ele yapışmaz kıvama gelene kadar yoğurun.(Benim hamurum makineden çıktığında yarım su bardağına yakın daha un istedi, ununa göre miktar oynayabilir) Üzerine nemli bir bez örterek 30 dakika kadar ılık bir ortamda mayalanmaya bırakın. Hamuru iri yumurta büyüklüğünde pazılara (hamur parçaları) ayırın. Her pazıyı unlayarak elinizle yarım santim kalınlıkta yuvarlak olarak açın.
  3. Bu arada harcı hazırlayın. Bunun için, bir kapta domatesi, soğanı, kıymayı, maydanozu, sivribiberi, sarmısağı, tuz ve karabiberi iyice karıştırın.
  4. Hazırladığınız harcı, açtığınız hamurların üzerine yayın. Ancak hamurların kenarında 1 cm kadar boşluk kalmalı. Unladığınız fırın tepsisine lahmacunları dizin. Önceden 200 derecede ısıttığınız fırına koyduğunuz lahmacunları 15 dakika sonra çıkarabilirsiniz.

Minyatür İftar Soframız:)

( Bütün gün , ofiste tüm sistemlerin çökmesi yüzünden ne internete girebildim ne de bir müşteriyi arayabildim.. Telefonun ve internetin kıymetini bugün suyun kıymetini anladığım kadar anladım:)

Çarşamba akşamı evde tek başıma iftar edince aklıma şu söz geldi ” Dünyada hiç bir insan,orucunu yalnız açmak zorunda olan insan kadar yalnız değildir”.. Boğazınızda bir kaç düğüm oluyor ve hiç bir şey size lezzet vermiyor. O dakikalarda kalabalık sofrada olmak için herşeyinizi verirsiniz.

Dün akşam da bir önceki yanlız yapılan iftarın inadına, eşime özenli bir sofra kurmaya çalıştım. Verilecek bir tarif yok lakin iftariyelik tabak hazırlamak isteyenlere fikir olsun diye yayınlıyorum..

Bu tabağımızla birlikte çay servisi de yaptım. .

İnsan oruçluyken çok aç gözlü oluyormuş:) Canım Cacık çekti diye yapmak tamam da.. kocaman bir tas niye ? ! :)

Masanın ana yemeği Fırında Karışık Kızartma idi. Yağlı kağıtta teker teker kızarttığım sebzeleri, teflon tavada 1 yemek kaşığı zeytinyağıyla kavurduğum soğan ve domatesle karıştırdım. Sıcak servis yaptım. Domatesin kendi suyu ile pişmesi sebzelere de ayrı bir lezzet katıyor. Çok yağsız bir kızartma olduğundan bu aylar için çok uygun. Tavsiyemdir..

Kabak rulolar bizim bu aralar sık yaptığımız bir lezzet. Çokta pratik. Bir kabağı ortasından ince ince dilimler halinde kesiyorum. Tost makinasında kızartıyorum (kendi buharında da yumuşuyor ve pişiyor). Çok ince dilimlerseniz makineye yapışır, kalın dilimlerseniz rulo yaparken kırılabilir. Ardından kaşar dilimleri ile sarılıyor. Pratik ama gösterişli değil mi?

2012’nin İkinci İftarı & Teşekkür:)

Beş günü geride bırakmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Ne çabuk gelip geçiyor değil mi? En sevgililer hep böyledir. Doyamadan, kanamadan bir rüzgar gibi esip geçerler..

Bir Ramazan Ayı’na daha erişebilir miyim bilmiyorum ama tüm yaz Ramazanlarını iple çekiyorum.. Zor olduğunu biliyorum ama daha bir güzel, daha bir bereketli geliyor.

Pazartesi akşamı eşimin arkadaşlarını ağırladığım bu sofraya, son anda bir tabak ilavesi ile 11 kişi oturduk:) Ofiste bütün gün çalışırken, mesai bitsin ve bir an önce eve gidebileyim diye sabırsızlanıp durdum.. Eve gidince iftariyelik tabaklar tahmin ettiğimden daha fazla zaman alınca menüde bulunan böreği yetiştiremedim.. Ben bunun üzüntüsünü yaşarken,  memnun kaldıklarını duymak eşimi de beni de çok mutlu etti.

TEŞEKKÜR :)

Sıra geldi nasıl yazarım, nasıl yeteri kadar hislerime tercüman olurum diyebildiğim satırlara.. Geç kalınmış bir teşekkür olduğunu biliyorum. Zaten kuru bir teşekkür de bu nazik düşünce yanında çok hafif kalacak..

Soframıza renk katan bu güzel Runner’ı bana hediye olarak eşim aracılığı ile gönderen  sevgili Arzu Hanım’a ve Nebiye Hanım’a teşekkür ediyorum. Dedim ya hafif kalır diye, kaldı bile:)

Aramızda hep site sayesinde yazılı diyologlar olduğundan, bir türlü sesli iletişime geçemedik:) Benim gibi geveze biri bile bazen bu iletişimlere kapalı olabiliyor. Oysa eşim “5 dk burda beni bekle” dese o dönene kadar 5 kişiyle tanışır kaynaşırım:)

Ben de geleneği bozmamak adına severek kullandığım hediyeleri ile buradan teşekkür etmek istedim. Gerçekten çok ama çok incesiniz ve bir o kadarda zevkli.. Umarım bu basit teşekkürü kabul buyurursunuz..

En Kalbi Sevgilerimle..

Muazzez

Menümüz:

  • Yaprak Sarma (biber salçası sosu ile)

  • Arpa Şehriye Pilavı Yatağında Tavuk

  • İftariyelik Tabağı + Soğuk Ayran Çorbası ( Ben bu tabakları çok sevdim. Yetiştirebilseydim börekte ilave olacaktı. Herşeyin tadımlık olmasına ve israf olmayacak ölçülerde konulmasına dikkat ederek çeşidi çoğaltabilir veya eksiltebilirsiniz)

  • Kişiye özel minik salatayı sizlere fikir olması için ayrıca resmettim.

ARPA ŞEHRİYESİ PİLAVI

Önemli Not : Pilavın pişmiş halini ve tek başına görselini yarın yayınlacağım:)

Malzemeler ( 10 kişilik):

  • 3 su bardağı arpa şehriyesi
  • 6 su bardağı kaynar su (domates biber eklemeyecekseniz 6.5 su bardağı idealdir)
  • 10 adet sivri biber
  • 3 adet büyük domates
  • 3 yemek kaşığı tereyağı+ 4-5 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı:

  • İlk önce biber ve domatesleri ayrı ayrı kaplara doğrayıp hazır edin. Suyu kaynatın.
  • Tereyağını derin (varsa teflon) bir tencerede eritin ve zeytinyağını ilave edin.
  • Zeytinyağını ilave eder etmez arpa şehriyesini de tencereye aktarın.
  • Şehriyelerin rengi hafif değişince minik minik doğradığınız biberleri de ilave edip kavurmaya devam edin.
  • Şehriyelerin rengi epeyce koyulaşınca (ben kavruk halini çok sevdiğimden fazla kavurdum) domatesleri aktarın.
  • Domateslerden hemen sonra suyu da tencereye alıp (dolabınızda varsa bir iki bardağını tavuk suyu olarak  katabilirsiniz)
  • Arada bir pilavınızı karıştırarak tamamen suyunu çekmesini sağlayın.

Not: Ben tavuklarımı fırın poşetinde pişirdim. Servis edeceğim zaman fırına girebilecek bir kaba pilavımı sonra tavuklarımı dizdim. Servisten 20 dk önce ısınmış fırına alıp 10 dk beklettim. Böylece fırın kabım da ısınmış olduğundan içerisindeki pilavım da uzun süre sıcak kalıyor.

Hazır yufka ile Çıtır Mantı & İlk İftar Sofram

Cuma akşamı son dakikaya kalan Ramazan alışverişimden sonra saatin sekize yaklaşması ve evde çorba dahi olmamasını bahane ederek ilk iftarımızda ani bir kararla anneme gittik. Gerçi bunda en büyük payı da, o gün kız kardeşimin, iş arkadaşımın ve annemin karnıyarık pişirdik demeleriydi. İftarda karnıyarık yemem şart olmuştu:)

İftardan sonra eve gelmemiz ve aldıklarımı yerleştirmem uzun bir zaman alınca gecenin ilerleyen saatlerinde yarınki misafirler için birşeyler yapmaya başlamam gerektiğini fark ettim. İşe önce “tüm ramazan boyunca zeytinyağlı barbunya” yemek istiyorum diyen eşimi dinlemekle başladım. 1 kilo barbunyayı haşlayıp bir kısmını dondurucuya atmaya karar verdim. Göz kararı su ile ocağa alınan barbunyalardan sonra yorgunluk ile salonda bir miktar dinlenmeye çekildim. Sanırım saat 01.00 sularıydı.

Aynen aktarıyorum:

(Ben)– Aloo buyruuunnn,

(Güvenlik)–Muazzez hanım eviniz yanıyor,

(Ben)– Yoo ben evdeyim ben yanmıyorum, öhöö öhöööö

( evdeki dumandan boğulurken öksürmeye devam ediyorum)

(Güvenlik)–Emin misiniz, bizde sizin ev alarm veriyor :) (cidden bıyık altı gülüyordu, anladı barbunyaları yaktığımı:)

İşte o an kıyamet koparcasına mutfağa koşuyorum, aynı anda eşimin de telefonu çalıyor. Güvenlik bize çalışıyor:) Tencere ile bütünleşen barbunyalar evi simsiyah bir duman altında bırakmış, göz gözü görmüyor.

Bir gün önce silinen camlar, perdeler, kapılar ve dolaplar is içinde (bakılınca birşey belli olmadığından ramazan sonrasına kadar yeniden silmeyi düşünmüyorum:) Ben o esnada üzülmeye başlıyorum. Eşim gözümün içine bakıyor.    “İnanmıyorum bir kilo barbunya gitti , resmen israf oldu” diyorum. Bendeki üzüntüyü görmeyin gitsin. Barbunyaya üzüldüğüm kadar eve üzülmüyorum. Son sözlerim ise: 6 yıldır evliyim ilk kez bir yemek yaktım, olacak o kadar diyorum ve kahkayı basıyorum.  

Eşim adete şoklarda. Eve sinirlenmemem besbelli onu sinirlendirmiş ki şöyle diyor ” ya yangın söndürme sistemi devreye girseydi işte o zaman sinirlenirdin ama ”  :)))))) Çokta ciddi söylüyor. Bırak işte ne güzel sinirlenmemişim devam edeyim gülmeye:)

İşin birde gerçek tarafı var. Evin tavanlarında bulan sistem sanırım 1 ton suyu eve fiskiye gibi boşaltıyor. Uyanmasaydım güvenlikler mecbur devreye sokacaktı. Bunu hatırlayınca bol bol şükretmeye başladım. Eşyalar parkeler tamamen çöp olurdu… Ama düşünmeden de edemedim, ev kirlenince sinirlensem bir dert sinizlenmesem de ayrı bir dert oluyor sanki:))

Çok gevezelik yaptım farkındayım, sustum tıp:) Ramazan ile neşem keyfim yerine geldi elhamdülillah. Bir ayrı enerji dolu oluyor insan. Oruçta sıhhat var deniliyor ya, aynen yaşıyorum şükürler olsun. Rabbim hepimize güç kuvvet versin, evimize bereket, huzur nasip eylesin. Ramazanı hakkıyla eda edebilelim inşallah.. (amin)

Bu sofra kalabalık ailem içindi. Kızkardeşim-eşi, abim-eşi, annem ve babamlardan oluşan bir gruptuk.

Menümüz şöyle idi:

Hikayesini uzun uzun anlattığım meşhur zeytinyağlımız:) Sırf eşim mutlu olsun diye ertesi sabah kız kardeşimden bir paket barbunya alıp yeniden haşladım..

Geçen yıllar neden iftariyelik tabaklar hazırlamamışım dedirten bir fikir oldu bana. Bu akşamki kalabalık grubumuz içinde kişiye özel tabak hazırlamayı hayal ediyorum. Önce mesainin bitmesi gerek:)

Tereyağlı, süzme yoğurt dolgulu patates topları ve kürdansız masam olamaz dediğim an uydurduğum salamlı kaşarlarım. Annem “Sen hiç üşenmiyormusun” diyerek söylenmeseydi ben bir kaç detay daha düşünüyordum:)

Güllaç sevmeyen 4 aile üyesi için hazırladığım Çikolata Soslu Yalancı Tavuk Göğsü &  bana özel, fındıksız güllaç:) O yumuşak kıvamın içine fındığı hiç yakıştırmıyorum:)

HAZIR YUFKA İLE ÇITIR MANTI

Masamızın en favori lezzeti olan bu minik mantıları tüm ramazan boyunca misafirlerime yapmayı hayal ediyorum:) Eşimin yengesinin buna benzer bir tarifinden ilham alıp yaptığım bu lezzeti şiddetle öneriyorum. Çıtırmı çıtır, kıtırmı kıtır bir mantı oldu. Sofraya gelmeden en az 3 saat önce pişmesine rağmen yumuşamadan kalabildiler. Çıtırlıklarını yitirmediler. Siz sıcak olmasını isterseniz tekrar fırınlayarak servis edebilirsiniz. Ben yoğurdunu ayrıca servis yaptım, bir de tereyağını havalarının sıcak olmasından dolayı tercih etmedim:)

Malzemeler:

  • 3 adet yufka
  • 250 gr kıyma
  • 1 büyük soğan, küp küp doğranmış
  • Toz biber, karabiber, tuz
  • Bir kase su + 5 yemek kaşığı sıvı yağ karışımı

Yapılışı:

  • Kıyma malzemelerini ve baharatları karıştırıp, güzelce yoğurun.
  • Yufkaları ortadan ikiye kesin. Sıvı yağlı su karışımından fırça ile yufkayı ıslatın.
  • Düz kısmının hemen başına (kare 1)bir miktar kıymalı karçtan koyun.
  • Ardından yanlardan 2 parmak genişliğinde içe doğru kıvırın ve sıkıca sarın. İnce uzun bir rulonuz olacak.
  • Ruloyu gelişi güzel genişliklerde minik minik doğrayın ve yağlı kağıdın üzerine serin.
  • 150 derecelik fırında tamemen kızarana kadar pişirin.
  • Yumurta sarısı asla sürmeyiniz. Ayrıca fırının derecesini artırmayını. Yavaş pişmeleri hem çiğ kıymanın pişmesine hemde yufkanın katlarının güzelce pişip, kurumalarına sebep olacaktır.

Ramazan Geldiii, Hoş Geldiiii :)

Bugün içim bir başka kıpır kıpır ; resmen heyecanlı hissediyorum kendimi. Bir başka güne uyanmış gibiyim. Onbir Ayın Sultanı’na yeniden kavuşmak, yeniden yaşamak nasip oluyor.. insan kendini nasıl hissedebilir ki?

Sultan diyoruz hani, en güzeli diyoruz ya, baş tacı diyoruz ya.. İşte ben bu sene Sultan’ımız gelmeden evimi ve kendimi hazırlamak istedim. Üstteki resimde Sultan için yaptığım ön hazırlıklardan. Bir çoğumuz bayram temizliğine, bayram teleşına düşer ya hani, işte ben bu sene ramazan hazırlığına ve telaşına düştüm. Dedim ki eşime “Bu ay bize koskocaman bir bayram olsun inşallah. Her gününü bir bayram sevinciyle yaşayıp, kendimize bir çok manevi şeyler de katarak ve yaşayarak, eşlerimizle dostlarımızla daha sıkı sıkı kutlayalım”

Sultan beklemez, beklemeyi sevmez.. Bir sene daha o gül yüzünü gösterdiya bize, şükürler olsun..

Diğer günlere nazaran sadece tenceremde pişenin artmasıyla hazırlayacağım sofralar olsun istiyorum. Yeter ki bu bayramı coşkuyu, edayı birlikte yaşayalım. Yanlız kılınan namazlara eşlik edecek misafirlerimiz bol olsun. Evinizde açılıp dua edilen elleriniz artsın inşallah..

Pazar günü önce evimi ramazana hazırdım.. Buna sırasıyla İkea’dan aldığım siyah peçeteliği boyayarak anneme hediye etmekle başladım. Krem rengi Englısh Home peçeteliğimde yine sprey boya ile beyaz olup mutfakta günlük kullanılmaya başlandı.

Aylar öncesinden mutfak masasının üzerine eşimin raf yapmasını ve baharatlarımın kolay kullanılmasını planlamıştım. Hafta sonu ilham geldi ve aspiratörümün doğal bir raf olduğunu fark ettim. Şimdilik 5 olan bu kavonozları 12 adete çıkarmayı planladığımdan çok büyük kavonozlar seçmedim. Hazır aldığımız pıngju ve ajvar soslarının kavonozları bu sayede değerlendiler. Raf sistemine para harcamaktanda kurtuldum:) Kapaklar gül desenli tüllerle de kaplanınca gayet de içime sindi.

Bir kaç aydır üzerinde çalıştığım ve son aşamasını bulan kilerim:) Beni çok ama çok mutlu eden görüntüsünü sizlerle paylaşmak istedim. Karenin içine evdeki en sevdiğim objenin de girmesini sağladım. Bizim için girişte telefonlarımızın, çantamızın ve araba anahtarlarının fırlatıldığı bir bejyer olsa da annemin ev hediyesi olduğu için çok seviyorum.

Bu arada yerde duran benim tartım. Sizlerden uzak kaldığım bir ay süre ile beni eksi 5 gösterdiği için ona teşekkür ediyorum:)

Sadece kahvaltı için gittiğim İkea’dan illa bişey almadan çıkmayacağımı garantileyen biberlerim çok şirinler değil mi? Sulama konusunda çok bilgisizim. Bir bilgisi olan varsa ne olur yazsın.

Benim evde onlarca kullandığım saklama kapları, tahmini 15-20 tane vardır. Büyüklü küçüklü her yerde kullanabileceğiniz bu kutuları ben bu rafımda dergi ve yemek kitaplarımı saklamakta kullandım. Rafları toplamak ve düzenlemek için iyi fikir olduğunu düşünüyorum..

Annemin yıllardır emektarı olan dikiş nakış kutusu , benim çeyizimle bana emektar olmaya gelmişti:) “Kıymetini bir sen bilirsin” dediği için ona gözüm gibi bakıyorum. Dağıldıkça toplamak çok hoşuma gidiyor. Pazar günü köşe bucak toplama serüveninde o da nasibini aldı..

Mutfağımın beni  mutlu eden en son hali. O ve evin diğer köşeleri de Ramazan’a hazır. Dün akşam eşimle birlikte en değerli misafirimiz gelecekmiş gibi evimizi hazırladık.  Ben de bir o kadar hazırım. Dün akşam namazıyla hoş geldin demenin heyecanı bu akşam eşle baş başa açılacak iftarın tadı ile bir başka artacak..

Çörekotlu Misket Tuzlular..

Sitemi daha sık güncelleyebilmek ve sizlere yeni yeni tarifler verebilmek için tüüüm enerjimi Ramazan Ayına saklıyorum. Evde henüz :) 2 kişi olduğumuzdan ve havalarda sıcak olduğundan hafif yemekler yapılıp yeniliyor. Tanerinesi.com da bu yüzden kış aylarına göre daha az sıklıkta güncelleniyor:)

Yarın Beraat kandili ve bu minik kurabiyelerim yarın eşimin iş arkadaşlarına gitmek üzere sabahın erken saatlerinde paketlenip sizler için fotoğraflandı. Yarın Allah’ın İzniyle Beraat Kandili yaşayacağız, fikir olsun diye şimdiden yayınlamak istedim.. Gelenek olmuş kandil simiti yerine güzel bir alternatif diye düşünüyorum..

Paketleme fikrini aylar önce gezindiğim yabancı bir sitede görmüş ve birgün denemeliyim demiştim. Dantel desenli bardak atlıklarınız bu iş için çok ideal. Ben kendimden de birşeyler katlamıyım dediğim an aklıma muffin kağıtlarım geldi. Ailem için hazırladığım paketlerde de muffin kağıtlarımı kullandım. Hem farkında olmadan fazla stok yaptığım kağıtlarım tükenmiş oldu, hem de sıradan sayılabilecek (ama değil bence çok lezzetliler:) ) ikramımı güzelleştirdiler..

Renkli renkli kurdeleler başımı döndürüyor ve beni masadan uzun süre kaldırmıyor. Eminönünden veya tuhafiyeciden tanesini 1 -1.5 tl ye bulabilirsiniz.

Şeffaf paketlerimi sırf bu ürünlerden satan dükkanlardan buluyorum. Kıvırdıkta sonra bardak atlığını katlıyor ve kurdele ile zımbalıyorum:) Çok az masrafla çok pratik sunumlar için iyi fikir ne dersiniz?

ÇÖREKOTLU MİSKET TUZLULAR

Malzemeler:

  • 1 su bardağından bir parmak eksik zeytinyağı
  • 150 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 3 çorba kaşığı çörek otu
  • 1 yumurta(beyazı içine, sarısı üzerine)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 3 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı mahlep
  • 1 paket kabartma tozu (ben susam aromalı kabartma tozunu kullandım)
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
  • Aldığı kadar un

Yapılışı:

  • Çörekotu hariç tüm malzemeleri yoğurma kabında karıştırınız. Unu azar azar ilave ediniz. Ele yapışmayacak kıvama gelene kadar yoğurunuz. Kulak memesi kıvamında yazacağım ama korkuyorum:) İlk kez hamur yoğuracakları düşünüp bu tarz tabirlerden kaçınıyorum lakin unun ölçüsünü tereyağın cinsi ve odanın sıcaklığı hatta hatta sizin elinizin sıcaklığı değiştirmektedir. Önemli olan hamur elinize yapışmayı durdurduğu an un eklemeyi bırakın. Bunu en iyi ayarlamanın yoluda her seferinde çok az un ilave ediniz. (İlk başta su bardağı ardından çay bardağı miktarlarını kullanınız)
  • Çörekotunu en son ilave etmeniz hem hamurun rengini değiştirmez hem de yoğurma esnasında kolaylık sağlar.
  • Misketten büyüklüğünde toplar hazırlayıp 170 derecede ısınmış fırında üzerlerine yumurta sarısı( yumurta sarısına bir miktar zeytinyağı ilave ediniz, daha güzel parlamasını sağlıyor) sürüp pişiriniz. 
  • Pişirme esnasında fırının yanından ayrılmayınız çok çabuk kızarabiliyor.  Bu tarife göre 2 tepsi kurabiye elde ediyorsunuz.

Nilmoondan Esintiler:)

Bol resimli bir post hazırladım sizler için. Hafta sonu bu böreklerimi yaparken bir ara bir tarifle birlikte bu ip ucunu veririm düşüncesiyle çektim bir bir resimleri. Eşimin daha sofrada benim yediğim en lezzetli milföy böreği dediğinde tamam dedim başlı başına bir post konusudur bu:)

Oysa eşim milföy böreğini pek börekten saymaz. Bense pratikli sayesinde çok ama çok severim. Sevgili Nilay arkadaşımın (Nilmoncuğumun:) bana püf noktasıdır. Kendisi evde yumurta olmadığında icat etmiş bu muhteşem lezzeti. Basit bir milföy böreğine bile çok ama çok güzel bir lezzet-aroma katıyor.

Nilay arkadaşım bana bu püf noktayı bir yorumunda yazmıştı. Eşim “bu börekler üzerine sürdüğün şey sayesinde güzel olmuş” dediğinde “evet” dedim: “Bir arkadaşım verdi tarifi” . Biliyorum dedi: “Nilay Hanım“. Bu sayede eşimin sitedeki yorumları dahi okuduğunu öğrendim ve çocuklar gibi sevindirik oldum:))

Epey bir gevezelik yapıp güzel vakitlerinizi çaldığım için hakkınızı helal edin ne olur:) Biliyorum şimdi bu yazımdan sonra uzuuun bir tarif bekliyorsunuz ama değil. Resimlerden anlayacağınız gibi: Yoğurt-zeytinyağı-toz pul biber karışımını arasına peynir koyduğunuz milföylerin üzerine süreceksiniz. (Ben toz biber olmadığından isot pul biberi kullandım:) Ve misler gibi afiyetle yiyebileceksiniz:)) Evde yumurta olmadığında asla ama asla dert etmeyecek, sevgili Nilay’ın püf noktasını hatırlayacaksınız:)