En Güzel Hediye & Beşinci Yıldönümümüz..

Kadın, kocasını üzmemelidir.
Bir gün Hazret-i Fatıma, ağlayarak babasının huzuruna geldi. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
– Ya Fatıma, niçin ağlıyorsun?
– Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.
– Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızası kocanın rızasına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki daima kocasının rızasını arar, kocası ondan razı olur. Kadınlar için en üstün ibadet, kocasına itaattir. Erkek, hanımından razı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.) 

***

Bitti beş yıl.. Nasıl geçtiğinden habersiz. Bir ömür geçecek ve ben yine nasıl geçtiğini anlamayacağım.. Tek dileğim bol şükürlü bir ömür geçirmemiz. 9 aralıkta geçen beş yıla çok şükrettim. İnşallah nice nice şükredeceğim seneler geçiririz.

Bu sene evlilik yıldönümümüzü cumartesi bir davet sofrası ile kutladık.  O masayı yarın yayınlayacağım inşallah. Bu masa benim pazar günü eşime hediyem. Masada verilecek hiç bir tarif yok. Sadece yıllar sonra dönüp bana bir hatıra olsun sizlerede pazar sabahı kahvaltısı için fikir olsun diye yayınlıyorum. Ayrıca eşime ne hediye alsam diyenlere bir örnek olsun, özenilmiş-değer verilmiş bir kahvaltı en pahalı hediyeden bile değerlidir bence..

Güzel bir hafta geçirmeniz duası ile..

Reklamlar

Muharrem Ayı.. Hediyelerim..

Resim 2007 yılında eski evimde yaptığım aşuredir.. Aşure tarifi için tıklayınız.

İnsanoğlunun icatlarından biri de kutlu günlerdir. Harcama düşkünlüğümüze eşlerimizi, arkadaşlarımızı ortak edebilmenin en güzel taktiklerindendir. Evlilik yıldönümleri, doğum günleri, annelerin günü, babaların günü, yılbaşı, doğdu geldi gitti günleri.

Çocukların doğum günlerini sırf onlar mutlu olsun, eğlenebilsinler adına yapılması çok hoşuma gider. Geri kalanı bana çok anlamsız gelir. Evliliğimizin ilk yıllarında eşim evlilik yıldönümüzde bana bir süpriz yapmayınca çok üzülürdüm. İsmi lazım değil sevgili bir arkadaşım bana bu günlerde hediyeleşmenin neredeyse farz olduğunu hissettirmişti:) Oysa eşimle annelerimize en son hediye aldığımızda bayramdı. Bir ay oruç tutmalarının ödülü olan güzel bir bayram. Ruhsuz bir anneler günü değil!

Ruhsuz diyorum, içinde mecburiyet taşıyan herşey benim için son derece ruhsuz ve değersizdir. Bizler eşlerimize, anne ve babalarımıza, evlatlarımıza hediye alacaksak ve aldığımız hediye sırf gösteriş olsun diye, lüzümsüz bir hediyeyse almanın israftan başka ne anlamı vardır? Kullanmayacakları hediyeler, sırf alındı densin diye alınan hediyelerin olmayanlar adına bizlerde hakkı yokmudur sizce ? Nice ihtiyaç sahiplerinin hakkları bizden sorulmaz mı sizce? İhtiyaç adına alınan hediyelerin vakti yakın olan özel günlerde verilmesinin de bir sakıncası da yoktur. Sırf ihtiyacı var diye Bursa’ya kayınvalideme anneler gününde alıp gönderdiğim hediyesi gibi veya anneme doğum gününde aldığım  hediyesi gibi.. İsraf olmadığı sürece ve sadece o günlere odaklanılmadığı sürece bir sakıncası yoktur..

Hediyeleşmeyi bilmeyince hediye almayı beceremeyiz. Birde içine sırf kibir katıp eşlerimizi alma zorunluluğuna soktuğumuz bu günlerde hediye verene döküp bakmak geldi içimden.. Hediye vermeyi, ödüllendirmeyi ne güzel biliyor yaradan..Bir yıl içinde insanoğlunun icadı dışındaki şu atladığımız mubarek günlere bir bakarsak ve o mubarek günlerin hürmetine bize verilen hediyelere bakarsak bir çok dersler çıkarabiliriz.

“Her kim Muharremin 9-10 ya da 10-11 ide oruç tutarsa 2 yıl ibadet etmiş gibi olur ve her kim ki bunu başkasına bildirirse 80 yıl ibadet etmiş gibi olur” (Hadis-i Şerif)

Bir hadisten kırkbin mana çıkarırım da bir gün bu manayı çıkaracağım hiç aklama gelmezdi. Dün gece Bursa dönüşü Nalan arkadaşımdan aldığım bu mesaj üzerine dedim ki, yaklaşan evlilik yıldönümümüz ve doğum günümde beklentilerimi minumuma indirmeden tamamen ortadan kaldıracağım ve yaradanın bana olan bu hediyelerini toplayabilmek adına ve bütün bir yıl için kendime bir takvim oluşturacağım.

Günlerce düşünüp, yorulup aldığımız hedilerin bir de beğenilmeme riski varken, onca uğraşlar sarf edip takdir görmeme riski bile varken hala hediyeler alıyorsam, bana yapacağım en leziz ibadetler sonucu bunca güzel hediyeler sunulacağı garanti iken çaba sarf etmemek fazlasıyla samimiyetsizlik olur..

Eşlerimize ve evlatlarımıza bu günler de hediyeler alalım. Onlar için bu günler de içine sevgimizi kattığımız iftar sofraları kuralım, miniklerimize aşureleri en süslü şekilde ikram edelim. Yatmadan önce masallar yerine bu Hadis-i ezberletelim..

Ve bana bu yazıyı yazmama ve en güzel hediyeyi bu günlerde Rabbimin elinden bana uzatıldığını hatırlamama vesile olduğu için canım arkadaşım Nalan’a çok dua edeceğim. 

*****

Bir gün ikramda bulun, bir sene kazan (Alıntı)

“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” hadis-i şerifi, bugünlerde tutulan orucun önemini ifade ediyor. Bu hadisin açıklamasını İmam-ı Gazali şöyle yapıyor: “Muharrem ayı hicri senenin başlangıcı. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak ne güzel olur. Bereketinin devamı daha fazla ümit edilir.” Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye ediliyor.

Bugünde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetler de yaşatılmalı. Herkes, bugünlerin faziletini bildiren hadiseleri hatırlayarak ailesine, akraba ve komşularına ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alır. Peygamberimiz, müminin aile efradına aşure gününde her zamankinden daha çok (fazla külfete girmeden, aile bütçesini zorlamadan) ikramda bulunmasını tavsiye ediyor. Bir hadiste şöyle buyuruyor: “Her kim aşure gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”

Asr-ı saadet döneminde sahabeden biri Peygamberimiz’in (sas) yanına gelir ve “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” diye sorar. Peygamberimiz, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Bu ayın onuncu gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önceki bir senenin günahlarına kefaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.” cevabını verir.

On Peygambere On İkram

Bu güne aşure denmesinin sebebi, Arapça “aşûra” kelimesinin onuncu gün anlamına gelmesi. Allah (cc) bu günde, on peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunuyor:

1. Hz. Musa’nın denizi yarması üzerine Firavun ile ordusu sulara gömüldü.

2. Cudi Dağı’nın üzerine Hz. Nuh gemisini demirledi.

3. Balığın karnından Hz. Yunus, bu günde kurtuldu.

4. Hz. Âdem’in tövbesi kabul edildi.

5. Hz. İsa, aşure günü dünyaya geldi ve o gün semaya yükseldi.

6. Kardeşlerinin attığı kuyudan Hz. Yusuf bu günde çıkarıldı.

7. Hz. Davud’un tövbesi kabul edildi.

8. Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail doğdu.

9. Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı gözleri kapanan Hz. Yakub görmeye başladı.

10. Hz. Eyyûb, hastalığından o gün şifaya kavuştu

Hayırlı Kandiller..

Şükürler olsun ki yeniden üç ayları görmeyi nasip etti rabbim bize. Üç aylara girdiğimiz Regaip Kandilimizi dolu dolu, bol ibadetlerle geçirmemiz nasip olsun inşallah.

Nerden baksanız en az 15 sene..

Servisten inipte apartmana koştuğumda beni çeşit çeşit kokular mest ederdi. Tahire teyzemin simit pişileri, can teyzenin fıstıklı un helvası, annemin kandil simidi ve güler ablanın irmik helvası. Tüm apartman birbirine saygı gösterircesini, hiç mi hiç anlaşmadan her kandilde farklı şeyler pişirir dağıtırlardı. Anneanne bildiğimiz Semiha Teyzemiz de tulumba tatlısı alır, muhakkak bir kaç komşuya misafir olurdu.. Ezan sesiyle, oturduğumuz yokuştan aşağı bütün bir cerrahpaşa, minik mi minik camimize oluk oluk akardı. Camiye bu kadar yakın olarak büyümek, her namazda o edayı izlemek ne muhteşem bir şeymiş uzaklaşında anladım. .

Eski kandiller tadında bir kandil geçirmeniz duası ile..

Sevgi ve Muhabbetle Kalın..

Resulullah’ın (asm) Recep’in faziletine dair teşviklerini duyan yaşlı bir zatın:

“Ey Allah’ın Resulü! Ben onun tamamını tutmaktan acizim.” şeklinde beyanına karşılık, Resulullah (asm) şöyle buyurmuştur:

“Recep’in ilk günü, ortasındaki günü ve son günü tut ki, o zaman muhakkak sana tamamını tutanın sevabı
verilecektir.”

Her kim Recep ayından iki günü oruçlu geçirirse, ona iki senelik oruç (sevabı) yazılır. Her kim Recep ayından üç günü oruçlu geçirirse, ona üç senelik oruç (sevabı) yazılır. Her kim Recep ayından yedi günü oruçlu geçirirse, cehennemin kapıları o kimseye kapatılır. Her kim Recep ayından sekiz günü oruçlu geçirirse, ona cennetin sekiz kapısı açılır, o da istediği kapısından içeri girer. Her kim Recep ayından on beş günü oruçlu geçirirse, onun seyyiâtı (kötülükleri) hasenâta (iyiliklere) çevrilir. Ve gökten bir ses “(bugüne kadar yaptıklarından dolayı) Allah seni bağışladı, artık her şeye yeniden başla” diye seslenir. Her kim daha fazlasının yaparsa, Allah da ona daha fazlasını verir.”

 

Kandil Simidi Tarifi İçin Lütfen Tıklayınız..

21 Mart’ın Koç’u & Çikolatalı Kurabiye..

Bugün canım eşimin doğum günüydü ve ben onun için çikolatalı kurabiyeler hazırladım:) Rabbim eşime ve herkesin sevdiklerine sağlıklı, hayırlı bir ömür nasip eylesin..

Eşim ben mutfağa girdiğimde sık sık ziyaret eder. 4 yıllık evliliğimiz boyunca pek ayrılmadığımız için evdeyken de ayrı odalarda olmak huzursuz ediyor. Bu yüzden kurabiyeleri gizli yapmak epey zor oldu. Bir kısmında yakalansamda açık vermedim. Lakin bir çiçekçi bulmam ve ona yapması gerekenleri anlatmam kurabiyeyi yapmamdan daha zordu.. Eşimi mutlu etmenin heyecanıyla ve O’na güvenerek kurabiye sepetimi teslim ettim..

Sonuç: Mutlu bir eş:)

ÇİKOLATALI KURABİYELER

Mazemeler:

  • 1 pkt margarin veya tereyağı(oda ısısında)
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • yarım su bardağı mısır nişastası
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • bir çimdik tuz
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • Alabildiği kadar un

Yapılışı:

  • Tüm malzemeleri derin bir kaba alın ve iyice yoğurun. Yumuşak bir hamur elde edin.
  • Hazırlanan hamuru buzdolabında 30-40 dk dinlendirin.
  • Hamurun yarısını alın ve kalanı buzdolabında bekletmeye devam edin.
  • Ayırdığınız hamuru tezgahınızda bir 1 cm kalınlığında açın.

  • Kalp şeklindeki kurabiye kalıplarınızla şekillendirip yağlı kağıt serili fırın tepsinize dizin.

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Fırınınıza göre ortalama 15-20 dk pişirin. (muhakkak ısıtılmış fırında-160 derecede)
  • Soğuduktan sonra ızgara telinin üzerine dizin. 80 gr iki adet çikolatayı benmari usulü (büyük sos kabında suyu kaynatın. Küçük başka sos kabına çikolatayı parçalayın ve kaynayan suyun içine yerleştirin. Çikolatalara asla su gelmesin. Bir damla su bile çikolatanızın bozulmasına sebap olur. Arada karıştırarak erimelerini bekleyin.)
  • Tel ızgaradaki kurabiyelere erimiş çikolata dökün. Kurabiyelerin altına yağlı kağıt sererseniz fazla çikolatalar israf olmaz.
  • Oda sıcaklığında 20 dk dinlendirin.
  • Aynı işlemi beyaz çikolatayada uygulayın. Erittiğiniz çikolatayı buzdolabı poşetine doldurun ve ucundan delik açın. Kurabiyelerinize istediğiniz süsü verin. Buzdolabında bir gece dinlendirin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çikolatalı kurabiyelerin yanında TANER yazılı çiçek kurabiyeleri de yaptım.

Kurabiyelerinizi paketleyebilmeniz için bir fikir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mahlepli Kandil Simidi

Kandil nurunu dağıta dağıta geçti gitti.. Bense yeni yayınlayabiliyorum kandil simidi tarifini. Hafta sonu kutsal günlerde neden simit, helva dağıtılır sorusunu kendime sorarken,  ZAMAN gazatesinde çok güzel bir yazı ile karşılaştım. Sizlerle bazı satırları paylaşmak istiyorum.

KUTSAL GÜNLERDE YEMEK

13. ŞUBAT PAZAR

Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde kandil günlerinde dağıtılan yiyecekleri şöyle bir hatırlayalım: Hz. Muhammed’in mührü sayılan lokma, mektubu kabul edilen katmer, ekmek arası helva, pişi, kabartlama bunlardan bazılarıdır. Ayrıca, bazı yiyecekler de belirli kandil günleri dolayısıyla yapılmaktadır. Çorum’da Berat Kandili’nde defterlerimiz elimize verildiği inancıyla deftere benzeyen su böreği gibi katlı börek yapılıp dağıtılması, Miraç Kandili’nde Peygamber Efendimiz’e (sas) Miraç’ta süt ikram edildiğine inanıldığı için süt içilip dağıtılması âdeti yaygındır. Bazı yiyecekler ise götürüldüğü kişiye verilirken “Peygamber Efendimiz’in selamı var” diyerek selamla takdim edilir. Kandil yiyeceğini alan kişi de “Aleyküm selam” diyerek kandil yiyeceğini alır. Ayrıca Konya gibi bazı illerimizde gece fener alayları yapılır.

Yarın kutlayacağımız Mevlit Kandili’nde, veri derlemelerimi kısa bir süre önce gerçekleştirdiğim Güneydoğu Anadolu Bölgemizin çeşitli yörelerinde neler yapıldığına bir göz atalım.

Mevlit Kandili’nde Adıyaman’da, Mar-din’de, Siirt’te, Gaziantep’te, Şanlıurfa’da fakire yemek verme âdeti bulunmaktadır. Şanlıurfa’da önceleri evin kapısı önünde sofra açılıp etli tirit dökülerek fakirlere yedirildiği söylenmiştir. Kilis’te yemek, lahmacun veya helva-ekmek dağıtılmaktadır.

Günümüzde Diyarbakır’da zingil denilen lokma; Siirt’te yemek, yemek yapılmazsa ekmek, helva; Şanlıurfa’da aya köfte, semsek, bulamaç, ağzı açık, ağzı yumuk, lahmacun, peynirli halka tatlısı veya şıllık dağıtılmaktadır. Batman’da mevlit okutulmakta ve bisküvi, lokum dağıtılmaktadır. Gaziantep’te yaz mevsiminde şerbet zebil (parasız, hayır için dağıtım) olmakta, kış mevsiminde yemek dağıtılmaktadır. Şırnak’ta üzerine mevlit okutulmuş ekmek ve şeker dağıtılmaktadır.

Şırnak’ta ayrıca “Aşi-Maşi” olayı yapılmaktadır. Beş ile on dört yaş arasındaki çocuklar çeşitli komik kıyafetler giyerek kapıları çalıp: “Aşi maşi xwuda kurete bike zava muradı maksat” yani “Allah oğlunuzu damat yapsın, sizin de bizim de muradımız olsun” veya “Dest zerine, dest zerine. Deste xwel male gerine/Behra fakiru jare bine”, “Eli altınlı kadın, eli altınlı kadın, altınlı elinle elini evinde bir gezdir; fakir ve kimsesizlerin hakkını getir” tekerlemelerini söyleyip meyve, şeker istemekte; genç kızlar ve gelinler ise hava kararınca tanınmayacak kıyafetlere bürünerek kapıları çalıp yiyecek almaktadırlar.

MAHLEPLİ KANDİL SİMİTİ

Malzemeler:

250 gr tereyağı ( oda sıcaklığında)
1 paket kabartma tozu
4 su bardağı un
1 tatlı kaşığı mahlep
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı sirke
1 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı yoğurt

Yapılışı:

Hamur malzemeleri ile hamuru yoğurun ve 45 dk buzdolabında bekletin. Dolaptan çıkardığınız hamuru oda ısısında 10 dakika bekletin. Hamurdan koparacağınız küçük parçalardan minik minik simitler oluşturun. Simitleri yağlı kağıt serili fırın tepsisine  susama bulayıp aralıklarla yerleştirin. 180 derecede önceden ısıtılmış fırında pişirin.

23 Aralık…

Dün benim doğum günümdü.. Bu güzel hediye için eşime çook teşekkür ederim. Kendisi böyle şeylerden pek hoşlanmasa da ben yayınlamaktan geri duramadım. Dün bolca aldığım nice yıllar mesajı beni çocuklar gibi şımarttı (orta yaşlara bassamda).. Bu yazımda o şımarıklığımın eseridir…

Bu hediyeden sonra bende sevdiklerim için iki hediye hazırladım:

  • Bir vesileyle salı günü Giresun’a gönderdiğim tahinli kuru baklavamdan Hatice Teyzem için ayırmıştım. Yanında da sitemde baklava tarifinde kullandığım ve kendisinin çok hoşuna giden oklavamı götürüyorum.. tanerinesi.com’dan kendisine bir anı olsun istedim.. Akşam evde olmayacak kuzenlerim(R) hayıflanmasınlar..

 

  • Dün akşam eşimin iş arkadaşlarından “Bizim Aşuremiz Nerede?” sorusuna karşılık “Burada” yanıtı: ) Bu sene yaptığım 3. aşure olduğundan evdeki malzemeler eksik oldu. Umarım beğenirler..

Aralık Ayı Özel Günler

  • 01    Aralık   Dünya AIDS Günü
  • 03   Aralık    Dünya Özürlüler Günü
  • 04   Aralık    Dünya Madenciler Günü
  • 05   Aralık    Kadın Hakları Günü
  • 09   Aralık    Evlilik Yıldonümleri Günü
  • 10   Aralık    Dünya İnsan Hakları Günü
  • 21   Aralık    Dünya Kooperatifçilik Günü
  • 23 Aralık     Doğum Günleri Günü
  • 27  Aralık    Atatürk’ün Ankaraya Geliş Günü

Aralık ayı yılın son ayı olduğu için bende özel bir yere sahiptir. Bu özel günleri es geçmemek lazım. Neme lazım..!

Dip Not: Bir günlük hatırlatma yazısıdır. Tariflerime yarın döneceğim.