Unsuz & Şekersiz Hayat

unsuz ve sekersiz hayat

Merhaba,

Yazımı instagram hesabım’a gelen soruların hepsine topluca cevap vermek için yazıyorum. Diyetisyen değilim, doktor da değilim.. Yazdıklarım kendi deneyimlerim ve gözlemlerimden aktarılanlardır.

Unsuz ve şekersiz hayata başlamaya karar verdikten 3 gün sonra hazırlıklarımı yapmış ve 1 kasım besmele ile başlamıştm. Beslenme şeklimi değiştirmem kilo verme amaçlı değildi sadece. Hatta birinci önceliğim hiç değildi. Geçen sene tanıştığım ve sayesinde hurma oruçları yaptığım Deli Anne’nin (www.deli-anne.com) yolunda gidiyordum. Sık sık hurma oruçları tutmuştum. Onun tabiri ile ruhen temizlenmeye çalışıyordum.. Geçen sene evlendikten sonra aldığım (fazlasıyla) 15 kiloyu vermek için ünlü bir dr. gittim 1.5 ayda 12 kilo verdim. Sonuç geri aldım tabi ki! Hem de hiç anlamadan çok hızlı ! Günlerinin % 80’i iki öğün beslenen ve beyaz ekmek yemeyen, çayına şeker atmayan biri için böyle kolayca geri almak doğru değildi. Peki ben nerede hata yapıyordum ?

BULDUM ! 2 ana öğünde yesem neredeyse günde 3 öğün tatlı yiyordum. Kahvaltıda reçel, öğlen kahve yanına çikolata, akşam da yine tatlı (pirinç bile tatlıdır) .. Bunu beslenme şeklimi değiştirip 15 günde 3.5 kilo vererek anladım. Hem de hiç aç kalmadan! Yiyerek kilo verdim, hayal değil miş. Lütfen güvenin bana :) (Metabolizmam çok yavaştır onun içinde bir şeyler yaptım, aşağıda )

“Bence işlem görmüş şeker bir besin değildir, başlı başına zehirdir”

O halde sizinle sırrımı paylaşayım. Bunu instagramda yazmamıştım. 1 kasımda başladığım da mayıs sonuna tam 7 ay vardı. Ve dedim ki kendime; ayda 3 kilo x 7 ay = 21 kilo eder ! Ki benim vermem gereken kilo 21 değil 15 !

“Başlamak bitirmenin yarısıdır”

O halde siz hala niçin duruyorsunuz? İmkansız değil bana güvenin. 1 aralık sizin olsun, ayda 3 kilo ile 31 mayıs’a -18 kilo ile girebilirsiniz. Sadece kilo bile vermek için değil, sağlıklı olmak için yapın bunu. Aşağıya yazdığım kendimde gördüğüm değişimler için bile değer.. Haziranda da bana dua edersiniz :) Hiç sıkı diyet yapmadan, aç kalmadan, tatlı krizlerine girmeden . Yolun sonuna kavuşmuş değilim ama inanıyorum. Çünkü ilk kez istediğim her şeyi yiyebiliyorum..  İnşaALLAH muvaffak oluruz hep birlikte.

“Önce süre koy ve dene, denemekten ne zarar gelir dedim!”

Unsuz & şekersiz beslenmem için kendime süre koydum. 61 gün ! Bana bir ömür undan ve şekerden uzak durma fikri çılgınlık gibi geliyordu.. Herhangi bir sağlık problemi yaşamıyorum, gluten hassasiyetim de yok, o halde kendimi neden mahrum etmeliyim diyordum. Aslında bu düpedüz yanlış bir düşünce. Kendimi kandırıyordum.  Ama kendimi çok iyi tanıyorum. Asla kelimesinden, imkansız kelimesinden nefret ederim. Sınırları kuralları hiç sevmem. O yüzden kendime bir ömür böyle beslenmeyeceksin 61 gün dene ne olucak dedim. (2 ay demiyorum ki ay kelimesi de gözümü korkutmasın, 61 güncük :) ve biliyorum ki inşaAllah 61 günden sonra mayıs sonuna kadar devam edeceğime inanıyorum. Hala kendime bir omur diyemiyorum, koymuyorum:) İyi ki süre koymuşum kendime, hedefimi küçük tutup başlamış, gözümü korkutmamışım.. 61 gün size çok gelirse önce 3 gün sonra 7 gün sonra 11 gün gibi başlayabilirsiniz.. 21 gün yapmak en iyisi. İnanın bırakmak istemeyeceksiniz..

Şekersiz Ve Unsuz (kepekli un dahil) Hayatımdan Notlar:

  • Şaka gibi ama ne istediysem yedim. Diyet listeleri gibi kurallar koymadım. Havuç, mısır, yağ, patates yasak demedim ! Patatesi 2 haftada 2 kez yedim.. salataları zeytinyağıyla, yumurtayı tereyağıyla pişirdim.
  • İlk hafta 3 gün birer öğünde kepekli ekmek ya da etimek yedim. İkinci hafta unu da bıraktım.
  • Kahvaltılarda bolca peynir zeytin, muhakkak 2 yumurta yedim. Kahvaltı ile birlikte Meyve tükettim bu sayede şeker isteğim yok oldu. Kibrit kutusu kelimesine zerre takılmadım.
  • Çayı Pazar günleri haricinde tüketmemeye çalıştım. 15 gün içinde sadece 3 gün çay içtim. Bu sayede ödem toplamadım. Taner beyle sabahlari ıhlamur içiyoruz. Yemeklerde su içmiyorum.
  • Porsiyonlarıma sınır koymuyorum. Zaten sınırları hiç sevmem öğrendiniz. Biliyorum ki şekerin bana yaptığı açlık hissi zamanla kalkacak zaten eskisinden az yiyeceğim. Dün akşam bulgurlu pırasa yemeği vardı. Havuç yasak demişti eski doktorum. Ben 2 havuç doğradım yemeğe ve ayranla 2 tabak yedim. “5 kaşık yağsız sebze yemeği” tabirinden hiç haz etmem zaten. Önümüzdeki günlerde kendiliğinden az yemeğe başlarım eminim, inanınıyorum, inşallah :D
  • Bulguru seviyorsanız ve gluten hassasiyetiniz yoksa sık sık bulgur tüketebilirsiniz. Haftada 4 kez bulgur yemeye özen göstereceğim. Mesela kısır, mercimek köftesi, bulgur pilavı çok güzeldir. Akşama Kuru Patlıcan Dolması yapacağım. Bulgur ve bol salça ile (Bunu yazdıktan sonra eşim dışarıda yiyelim dedi, neyse yarın yaparım)
  • Undan vazgeçmemin doğru olmadığı söyleniyor. Ekmek yemeliymişim. Vücudumun karbonhidrata ihtiyacı varmış. Ben bunu bulgur patatesle dengeliyorum. Elma da bile karbonhidrat var biliyor musunuz? Ama en sağlıklı olanı..
  • Öğünlerimin ikisini hafif bir tanesini kuvvetli yaptım. Pazarları 2 öğün beslendim.
  • Şeker içerdiğinden ketçap, mayonez, nar ekşisi dahi kullanmadım.
  • Cheesecake dahil en az 20 tarif depoladım. Şuan vaktim olmadığı için yapamıyorum. Ama Beyaz un yerine çok fazla çeşit var.
  • Alışveriş listemi hazırladım: Akçaağaç şurubu, hurma şurubu, kavilca unu, badem unu, karabuğday alınacak. Aldığımda nereden aldığıma kadar size yazacağım. Bu arada chia tohumu aldım. Harika bir şeymiş ! Tamamen doğal stevia’dan da edinmem gerek !
  • Yüzde yüz doğal pekmez bulduğumda tahin & pekmez ikilime kavuşacağım :)

 

 

Kendime Zorunlu Kıldıklarım:

  • Asla diyet yapıyorum demeyeceğim. Sağlıklı besleniyorum.
  • Metabolizma hızlandırıcı 2 / 3 kupa limonlu yeşil çay içilecek.
  • 3/4 kupa kaynar su / eskilerin tabiri ile kant .
  • Arabada ofiste evde her yerde kuru meyveler. Kuru çekirdekli siyah üzüm, badem, kuru kayısı ve hurma taşıyorum. Mesela şuan üzüm ve hurma yiyorum yeşil çayla..
  • Günde 2 porsiyon taze meyve yiyorum. ( Eskiden sadece bir öğün meyve yerdim o da çok az)
  • Misafir gittiğim yerlere muhakkak salata yapıp götüreceğim. Salatalarım maruldan oluşan diyet salatalar değil ! Canım ne istiyorsa içinde olan salata. Mesela tavuklu yoğurtlu ve sebzeli salata harika bir fikir ! Acılı bir tabbule de güzel fikir !
  • İki öğün acı tüketeceğim. Metabolizma hızlandırıyor.
  • Hafta da en az 3 gün yürünecek. Eğer ben yürüyemem derseniz kendinize 3 gün iş uydurun. Mesela buzdolabı kirlenmiş olabilir. Tv seyretmektense temizleyin. Ya da yardımcı alıyorsanız almayın, kendiniz silin süpürün evinizi. Ya da annenizin altın gününe gidin ve servisten bulaşığa siz üstlenin (ben bunu kız kardeşime yaptım, pek memnun oldu:)
  • Saat 8 den sonra hiç bir şey yemeyeceğim. ( Misafirlik hariç)

 

15 Günde Neler Yemişim ve Buna Rağmen 3.5 Kilo Vermişim:

  • Bir gün eşimle dışarıda yürüyüş yaptık, eve dönüşünde unsuz ve şekersiz olduğu için kelle paçacıya gittik ☺ Sonuçta et ve su ! Eğer ne yiyeceğim derdi olsa emin olun dün bırakmıştım bu beslenmeyi. Dedim ya bu bir diyet değil! Yağlı diye sevdiğim çorbadan olmadım. Bol acı ile sıcak sıcak zaten metabolizma tavan.
  • Bir akşam inanılmaz acılı ve bol sebzeli 2 tabak bulgur pilavı, kuru soğan ve yoğurt yedim. Bu sayede yeme stilimle benim doğu kültürünü ne kadar sevdiğimi anlayacaksınız. Urfa’ya gidin sabah bile acı yiyor bizim güzel insanımız. Ben nasıl Giresunlu olmuşum hayret!
  • Hafta sonu 1 muzu 2 bardak sütle miksere vurdum. Muzlu süt yaptım. 2 yemek kaşığı chia tohumu karıştırdım. Saatte bir karıştırdım. Ertesi güne enfes bir tatlı oldu. Muhakkak chia tohumu alın. Malatya pazarında var. Ben çok ön yargılıydım. Pişirilen tarifi de var, o daha pratik en kısa zamanda onu da deneyeceğim.
  • Bir sabah tavada sivri biber, pul biber ve salça kavurup domates doğradım. Bolca lor peyniri ve yumurta ile acı bir kahvaltı yaptım. En az yarım saat vücut ısım tavan! Kış aylarında mideniz sağlamsa acı faydalıdır.
  • İrmik tükettiğim için bir akşam irmik tatlısı yaptım bal ile.. 1 su bardağı süt+ 2.5 ymk kaşığı irmik+ 1 tatlı kaşığı bal ve üzerine tarçın.. Bal doğal olmalı. Bulamazsanız tüketmeyin. Raflardaki balların çoğunda şeker var.
  • 3 kez misafir ağırladım. Karışık olarak ikisinde bende yiyebileyim diye yoğurtlu sebze salatası, zeytinyağlı çoban salatası, bulgur pilavı, et ve zeytinyağlı bamya pişirdim.
  • Mısır unu tüketebildiğim için bol bol mısır unlu hamsi yiyebileceğim. Neden ? çünkü ben diyette değilim! Bir akşam fırında yağsız ama yağlı kağıt üzerinde mısır unlu hamsi yaptım. Hem ocak batmadı, hem de kolay pişti..
  • Mısır unu tükettiğim için mıhlama yedim bol tereyağlı.
  • Dışarı çıktınız, herkes tatlı yiyor, çay içiyor. Ben buna çözüm buldum. Geçen gün Taner Beyle gezerken salep yerine kendime kaynar süt istedim. Bol tarçın ve çantamda ki kuru meyvelerle kriz kalmadı. Yakında da kendime kekler yaparım unsuz, şekersiz. Çantamda her daim gezdiririm inşAllah.

 

Ve En Önemlisi Bende Neler Değişti

  • İlk kez aç kalmadan, diyet yapmadan iki haftada kilo vermenin mutluluğunu yaşıyorum. Bu bence en önemli madde zaten.. Çünkü tatile gitmekten, arkadaş sohbetlerinden kaçmaktan, misafir ağırlamaktan, dışarıda yemek yemekten mahrum değilim elhamdülillah. Hepsini yapabiliyorum.
  • Yüzüme renk geldi. Detaylı yazmak istemiyorum ama inanın renk geldi 😄
  • Sabahları inanılmaz enerjik kalkıyorum. Ayılmam 1 dakikaya düştü. Eskiden nasıldı diye soranı fururum :☺
  • Adımlarım hızlandı.
  • İkinci gün den itibaren artarak giden bir bilinç açıklığı yaşıyorum.
  • Unutkanlığım azaldı.
  • Veeee reflüm azaldı, mide bulantım kalmadı.. Bol acı yememe rağmen !!!

 

Not: 100 defa diyette değilim yazdım, çünkü en çok diyette olduğum sanılıyor. Başta da dediğim birinci önceliğim kilo vermek değil.

*** Gluten hassasiyetim ve şeker hastalığım yoktur. Beslenmem bu doğrultudadır.

Reklamlar

Güzel Bir Pasta & İçimde Saklı Üç Nokta…

DSC_0550

HANGİ MEVSİM

Mevsimlerden ilk bahar.. Bahçemde kıştan çıkma bir bahar esintisi. Zorlu bir süreci atlatmanın ılık bir havası var. Tohumlarım kök salmış. Sıcak yaz günlerine el sallıyor adeta. Günler yavaş yavaş ısınmaya başlıyor. Her sabah bir başka güzel sanki.

Bir sonraki gün bir önceki günden daha sıcak günlere gebe. Heyecanın doruklarındayım… Filizlenen tohumlar meyvelerini vermek için hazırlanıyorlar. Bense iyi bir bahçıvan olmak için hazırlıklar içindeyim. Biraz endişeli, biraz aceleci…

Çok sürmez bu mevsim diyorum. İyi bir bahçıvanlık için kolları sıvamak, ekilecekleri en doğru şekilde ekebilmek, ekilmiş olanları ise iyi aşılamak gerek diye düşünüyorum. Acelecilikle yüzüme gözüme bulaştırmamak için doğru nefeslerde almak istiyorum. Hatta bu sırada çok yaz görmüşlere soruyorum. Ekmiş, biçmişlerin tecrübelerini asla es geçmiyorum. Biliyorum çok sürmez bu bahar..

Bahar temizliği, bahçe işleri, yeni yeni deneyimler hatta tecrübesizliklerle hızlı geçen bu baharın ardında yaz günleri gelecek diyorum. O bunaltan sıcağı ile dizlerimde derman bırakmayacak. Zar zor nefes alacağım diyorum.

Yaz gelip çatıyor. O muhteşem ihtişamıyla yüzünü gösteriyor. Yeni bir mevsim diyorum. Ekilenleri dahada kuvvetlendiren bir güneş çıkıyor. Filizler kocaman bir fidan oluveriyor. Lakin biraz ağırlaşıyorum. Bunaltan sıcak günler ağırlığını basıyor. Tatil kaçamakları düşüyor akla. Birazda bahçeyi hatta evdeki kediyi bile boşluyorum. Camın önündeki menekşe bile bu günlerde susuz kalıyor. Tatil diyorum. Bu günlerde hak edildiği sanılan tatil!

Oysa ilk baharda yaz için ne güzel günler planlamıştım. Yaz gelecek en iyi şekilde dinleneceğim diyordum. Güneşli günlerde hoplayıp zıplayacağım diyordum. Bu denli hızlı geçeceğini bilmeden hayaller kuruyordum.

Sonbahar geldi.. Yapraklar kuruyup dökülmeye başlarken, sorgulamalarım arttı diyorum. İlkbaharı yaşarken sonbahar ne hızlı geldi diyorum. Kış bu kadar yakınmış diyorum.. Yaz derken kışın hazırlığına vakit kalmışmıydı diyorum. Oysa ilk baharda ektiklerimi bile tam anlamıyla biçememişken. Hayıflanıyorum ihmal ettiğim kedime, menekşeme.. en güzel mevsimde onları ihmal etmeye..

Derin bir sessizlik içine bürünüyorum. Elim ne baltaya gidiyor ne oduna, ne kazmaya ne küreğe. Yok diyorum kışa hazırlık yapmak gerek. Ama nafile. Öyle çok yorulmuşum ki derman kalmamış bedende.

Şimdi soruyorum hangi mevsimi yaşıyorum diye, kendi kendime.. Sorgulamalarımın yerini inancım alıyor. Hangi mevsimde olursam olayım gerçek baharın geleceğini düşlüyorum. İnanıyorum her tohum bir filiz verecek, her filiz bir fidan olacak ve her fidan meyve verecek. Çabaların boşa çıkmayacağı ebedi bahar da gelecek…

page 1

Bu pastayı hayatının baharında iki arkadaş için hazırlamıştım. Yine sipariş üzerine çalıştığım bir pasta olmuştu. Aynı işyerinde çalışan iki arkadaşın aynı dönemde askere gitmeleri üzerine şirketlerinin kendilerine bir süpriziydi.

page2

Pastamızın içi bol çikolatalı bir pasta olmuştu..

 

 

page3

Bereketli Cumalar..

Yağmurlu bir İstanbul akşamından hepinize kucak dolusu sevgiler. Pazartesi minik ama şeker bu sofrayla burdayım efendim. Cuma akşamınız bereketli olsun, hafta sonu sofralarınız şen olsun..

Muhabbetle..

Tefekkürdeyim.. Tefekkür dersinde..

Hiçbir şeyin benim elimde olmadığını, herşeyin benim elimde olduğunu bildiğim kadar iyi biliyorum artık.. İki gündür misafir gibi gelip gittiğim evim bana soğuk, tıpkı benim ona soğuk olduğum kadar..

Kocaman bir sessizlik içinde koşuşturuyorum adeta. Sorguladığımı sandığım hayatımın beni acımasızca sorgulaması ile başbaşayım şu sıralar. İçimdeki eksikliği düpe düz ortaya koyarken gel-gitler yaşıyorum. Eksiklikleri acıyan hatta kanayan yüreğimde kabulleniyor, derin bir ah çekiyorum..

Nerede olduğumu, nasıl olduğumu sorduğunuz yorumlara ve maillere karşılık burdayım demekle başlamak istiyorum, ama nafile…Bu aralar nerede olduğumu ben bile bilmiyorum. Bedenini kaybetmiş bir ruh var ortalıkta sanki. Şükrün eksikliğinin bana verdiği dersteyim diyorum.. Kısa bir tenefüs arasında yazıyorum sizlere.. Tenefüsteyim.. Tefekkürde..

Önce ani bir vefat,ardından dedemin rahatsızlığı ile taşındığım annemin evine uzun bir süre yerleşeceğimi bilmiyordum. Annemin yaşadığı ufak bir kalp operasyonu ile kalıcı olacağımı ve sizlerden ayrı kalacağımı da planlamış değildim, inanın..

Plan.. Neye ve hangi zamana göre plan?

Yarının sahibi ben değilken,plan yapmanın bir düşünceden ibaret olduğunu öğreniyorum en iyi dersimde. Hayatını hep planlar dahilinde yaşayan “Bir nefeste bile iki şükrün gizli olduğunu” bilmenin yetmediğini, uygulamanın bilmenin de ötesinde olduğunu öğreniyorum her geçen gün..

Bu satırları yazarken Bosna’dan yazan Dina Hanım’ın “Muhteşem bir site” yorumu ile burada olmamın bana ne kadar huzur verdiğini hatırlıyorum. Yıllar evvel gittiğim güzelim Bosna’dan gelen bu yorumun bu yazıları yazdığım an gelmesi boşa bir tevafuk olamaz diyorum.. Ve teşekkür ediyorum. Dina Hanım siz de tıpkı tüm takip eden dostlarım gibi muhteşemsiniz..

Annemin hastalığına teşhis konulduğu sıralarda abimin (eşimin abisi) mutlu günleri şenlendiriyor evimizi. İstanbul’daki nikahı yanlızlık yaşayan evimden geçiyor, takip eden hafta sonuda muhteşem bir düğün için Bursa’nın taşlı yollarından geçiyor. Benim için kolay olmasa da en tatlı yorgunlukları da yaşıyorum bu vesile ile..

Bayram sonrası biriken yayınlarım ve tariflerim ile burada olmak için dua ediyorum. Buraya kadar geldiğiniz için hem sizin eliniz boş dönmesin, hem de benim için sadece hüzünlü bir yayından ibaret olmasın diye son zamanlarda yaşadığım mutlu karelerden paylaşmak istiyorum. Sadece mutfak maceralarında ibaret olmadığını, dostlukların yeşerdiğini gördüğüm, varlığınızı hissettiğim bu site benim için hayatın her alanından paylaşmaya dönüştü..

Yaşanan anıların kareleri ile sizleri baş başa bırakmadan, bana  “eşi” ünvanını yaşattığı için önce O’na, sonra eşime teşekkür etmek istiyorum. Sabrı, şükrü, paylaşmayı senden öğrendim. İyi ki varsın..

Not: Ziyaretlerini hiç eksik etmeyen, mail ve yorumlarıyla beni yanlız bırakmayan tüm takipçilerimden helallik istiyorum. Bu kadar uzun bir ara vermeyi inanın hiç istememiştim. Dilerim bayramdan sonra resimde gördüğünüz (bir hafta boyunca çantamdan eksik olmayan) muffinlerimin tarifi ile besmele çekeriz. Şimdiden iyi bayramlar efendim. Sevgilerimle..

Anneciğimin rahatsızlığını bana belli etmese de bir şeylerin ters gittiğini anladığım Ramazan Bayramı sofrası. Bayramın ardından rahatsızlığını öğrendiğimde onu ne kadar iyi tanıdığımı bir kez daha anlamış oldum..

Bayram sofrasında tuzum bile olmasa poz veririm edaları ile kız kardeşim..! Annemde geçirdiğim zamanlarda bana bir oda nasıl olurda bu kadar çok dağıtılır dersleri verse de, çıldırmalarım sonucu ne yaparsa yapsın onu çok sevdiğimi anladım. Tebessümleri canıma can katarken..Tuzuna şekerine kadar kendi eseri ile balkon sefasında hazırladığı kahvaltı benden olmasada eniştesinden tam not aldı.. Tam not bence Nutella sayesinde alındı:)

Bayramın tatilinde cumartesi,pazar günleri olmayı planladığımız yer. Sizi imrendirmek için bir kaç kare yayınlamak istiyorum. İstanbul’dan kaçamayanlar için İzmit-Yuvacık Barajı tesisleri sizler için iyi bir keşif olabilir. Ben Karaaslan Tesisleri’nde  olacağım. Yolunuz düşerse size çay ikram edebilirim. ( Karaaslan tesislerinin resimlerini bayramdan sonra ayrı bir dosya halinde yayınlayacağım, pişman olamamak için bu tatili kaçırmayın!)

Eşimin en sevdiği kare. Kendisi mekanı çok sevdi. Sıcacık kızarmış ekmeği ve tereyağı! (Kahvaltı sınırsız, içecekler sınırsız, meyve ikramı dahil fiyatın 17 tl olduğunu söylesem sıcak ekmek ve tereyağının bahane olduğunu söylememe gerek kalır mı:)

Başlarda tırssam da inatçı kişiliğimle yendiğim salıncak korkusu..

ve araya sıkıştırdığım kışlık hazırlıklarım..

Bamyalarım..

Köz patlıcanlarım..

Ofiste sıkılmanın, işleri boşlamanın eserleri. Fuarda tanıtım amaçlı verdikleri kartonlarla denediklerim.. Bu ve bundan sonraki resimler telefonla çekildiler. Resim kalitelerinin düşüklüğü için şimdiden özür dilerim:)

Kendi “cheescake”lerimin güzelliğini fark ettiğim o an! Enaniyet duygularım kabardıysa suçlusu ben değilim:))

Diyetle hiç bir alakası olmadığını bir üst resimden anlayabilirsiniz. İş yoğunluğunun acı resmidir. Öğle yemeğinin arabada yenilmesi..

Mesai saatleri içinde eşimin beni çaya davet etmesi iş arkadaşımı bile şaşırttıysa, bu çayda güzel şeyler konuşulmadığının kanıtıdır. Çözemediğimiz sorunlarda bile birbirimizden destek almamız apayrı bir şükür meselesidir. İyi ki ben de varım:)))

İlk kez arabası olmanın mutluluğu içinde, noter satışından dönen bir abinin arabasına arkadan çarptım ..” Hayatımda ilk kez arabam oldu, ilk gün bu yapılırmı abla” dedi.. “Son 5 yılda ilk kez ben birine vuruyorum” dediğimde de kim şanslı kim şansız anlayamadık. Birinin arka farını kırdığım için canımın bu kadar yanacağını da bilemezdim!

Bencilliğin zirvesinde olduğum an. Koyu sohbete dalan iki kardeşimden habersiz yemek sonrası ikram edilen bu tabağı tek başıma yedim:) Bir ara bizim damat “abla biz de yesek” demese boş salkımı bile yutabilirdim:)

Ve evimden geçen abimin (eşimin abisi) nikah merasimi. Annemlerin Bursa’da yaşıyor olması sayesinde evimde bohçalar bile hazırlamak nasip oldu.

Farkında olmadan ablamları (abimin eşini) ziyarete gittiğimizde abim için şunu sever bunu sevmez, o şöyledir böyledir sözlerimle 6 yıl gelin olduğum bu ailenin tamamen bir parçası olduğumu hissettim. Yeni geline abim için nasihatlar vermek espiri meselesi olunca.. :))

Merhaba..

Ramazan ayının son günlerinde yoğun bakıma girerek umudun ne olduğunu bizlere hatırlatan, bayramın 3. gününde kaybettiğimiz amcamızın üzüntüsü içindeyiz. Sizlerden çok dua isteyeceğim. Umudun yerini sabrın aldığı bu günler takdir edersinizki biraz yavaş ilerlemekte..

Biliyorum sitem mesajlarınızla nerede olduğumu merak ettiğinizi.. Buradayım, pazarteside çok güzel yayınla inşallah döneceğim..

Selam ve sevgilerimle..

Muazzez

 

Ramazan Geldiii, Hoş Geldiiii :)

Bugün içim bir başka kıpır kıpır ; resmen heyecanlı hissediyorum kendimi. Bir başka güne uyanmış gibiyim. Onbir Ayın Sultanı’na yeniden kavuşmak, yeniden yaşamak nasip oluyor.. insan kendini nasıl hissedebilir ki?

Sultan diyoruz hani, en güzeli diyoruz ya, baş tacı diyoruz ya.. İşte ben bu sene Sultan’ımız gelmeden evimi ve kendimi hazırlamak istedim. Üstteki resimde Sultan için yaptığım ön hazırlıklardan. Bir çoğumuz bayram temizliğine, bayram teleşına düşer ya hani, işte ben bu sene ramazan hazırlığına ve telaşına düştüm. Dedim ki eşime “Bu ay bize koskocaman bir bayram olsun inşallah. Her gününü bir bayram sevinciyle yaşayıp, kendimize bir çok manevi şeyler de katarak ve yaşayarak, eşlerimizle dostlarımızla daha sıkı sıkı kutlayalım”

Sultan beklemez, beklemeyi sevmez.. Bir sene daha o gül yüzünü gösterdiya bize, şükürler olsun..

Diğer günlere nazaran sadece tenceremde pişenin artmasıyla hazırlayacağım sofralar olsun istiyorum. Yeter ki bu bayramı coşkuyu, edayı birlikte yaşayalım. Yanlız kılınan namazlara eşlik edecek misafirlerimiz bol olsun. Evinizde açılıp dua edilen elleriniz artsın inşallah..

Pazar günü önce evimi ramazana hazırdım.. Buna sırasıyla İkea’dan aldığım siyah peçeteliği boyayarak anneme hediye etmekle başladım. Krem rengi Englısh Home peçeteliğimde yine sprey boya ile beyaz olup mutfakta günlük kullanılmaya başlandı.

Aylar öncesinden mutfak masasının üzerine eşimin raf yapmasını ve baharatlarımın kolay kullanılmasını planlamıştım. Hafta sonu ilham geldi ve aspiratörümün doğal bir raf olduğunu fark ettim. Şimdilik 5 olan bu kavonozları 12 adete çıkarmayı planladığımdan çok büyük kavonozlar seçmedim. Hazır aldığımız pıngju ve ajvar soslarının kavonozları bu sayede değerlendiler. Raf sistemine para harcamaktanda kurtuldum:) Kapaklar gül desenli tüllerle de kaplanınca gayet de içime sindi.

Bir kaç aydır üzerinde çalıştığım ve son aşamasını bulan kilerim:) Beni çok ama çok mutlu eden görüntüsünü sizlerle paylaşmak istedim. Karenin içine evdeki en sevdiğim objenin de girmesini sağladım. Bizim için girişte telefonlarımızın, çantamızın ve araba anahtarlarının fırlatıldığı bir bejyer olsa da annemin ev hediyesi olduğu için çok seviyorum.

Bu arada yerde duran benim tartım. Sizlerden uzak kaldığım bir ay süre ile beni eksi 5 gösterdiği için ona teşekkür ediyorum:)

Sadece kahvaltı için gittiğim İkea’dan illa bişey almadan çıkmayacağımı garantileyen biberlerim çok şirinler değil mi? Sulama konusunda çok bilgisizim. Bir bilgisi olan varsa ne olur yazsın.

Benim evde onlarca kullandığım saklama kapları, tahmini 15-20 tane vardır. Büyüklü küçüklü her yerde kullanabileceğiniz bu kutuları ben bu rafımda dergi ve yemek kitaplarımı saklamakta kullandım. Rafları toplamak ve düzenlemek için iyi fikir olduğunu düşünüyorum..

Annemin yıllardır emektarı olan dikiş nakış kutusu , benim çeyizimle bana emektar olmaya gelmişti:) “Kıymetini bir sen bilirsin” dediği için ona gözüm gibi bakıyorum. Dağıldıkça toplamak çok hoşuma gidiyor. Pazar günü köşe bucak toplama serüveninde o da nasibini aldı..

Mutfağımın beni  mutlu eden en son hali. O ve evin diğer köşeleri de Ramazan’a hazır. Dün akşam eşimle birlikte en değerli misafirimiz gelecekmiş gibi evimizi hazırladık.  Ben de bir o kadar hazırım. Dün akşam namazıyla hoş geldin demenin heyecanı bu akşam eşle baş başa açılacak iftarın tadı ile bir başka artacak..

Neden Yazmıyorsunlara :)

O kadar çok fazla neden yazmıyorsun sorusu geliyorki, biliyorum günlük güncellemeyi çok ama çok özlediniz. Bende öyle.. Yemek yemek doymaktan ötedir bizim evde. Eşle buluşulan çok özel bir andır. Hayatın temposundan kurtulup evde buluşabilmenin şükürleri arasında oturulan sofralardır.

Yaz geldiğinden beri bizim evde bu tarz sofralar kurulmaya başladı. Arada patronumun (babamın:), ofisin benim evime yakın olması sayesinde iş çıkışı tek yaptığı ziyaretleri ile üç kişilik sofralar da kurmaya başladık. Bu sofrada o sofralardan biri. Resim eşimin telefonuyla çekildi. Hem resmin hemde benim kusuruma bakmayın ne olur:) Siz bu sofradan bu akşam hazırlarken bende size yarın vereceğim ufak ama çok özel bir püf noktalı tarifin hazırlıklarını yapayım..