Çift Şehriyeli Semizotu Çorbası

 

Her karanlık günlerin ardından aydınlık günlerin geleceğini bildiğimden, bu sıcak günlerin ardından serin günlerinde geleceğine inanarak sabrediyorum:)

Sıcaklarında bize olan nimetinden faydalanmanın yollarını araştırarak geçiriyoruz günlerimizi. Ramazana hazırlık olsun diye çok güzel bir çorba tarifi vereceğim inşallah..

Bu çorbanın yapımıda çok kolay. Üstelik tazeliğini uzun süre saklaması sayesinde son üç yazdır sık sık yapıyorum. Arada semizotu yerine bolca kuru nane ile servis ediyorum..

Malzemeler:

  • 1.5 çay bardağı arpa şehriye
  • 1.5 çay bardağı tel şehriye
  • 3 tutam semizotu – irice kıyılmış
  • 3 çorpa kaşığı zeytinyağı

Yapılışı:

  • 1 litre suyu tencerenize alın. Kaynamaya başlayınca arpa şehriyesini ilave edin.
  • Arpa şehriyeler tamamen yumuşayıncaya dek -arada karıştırarak-  pişirin.
  • Arpa şehriyelerin piştiğine emin olduğunuzda teş şehriyeyi ilave edin.
  • Tel şehriyeleri ilave ettikten sonra sadece 1 dk kaynatıp ocağı kapatın. Ve zeytinyağını ilave edin.
  • Zeytinyağı şehriyelerin yapışmaması için önemlidir. Eğer suyu az gelirse bu sırada bir parça soğuk su ilave edin.
  • Ben olabildiğince az sulu yapıp soğuduktan sonra saklama kabıyla dolaba kaldırıyorum.
  • Kullanacağınız zaman servis kabında yoğurdunuzu çırpın. Bir parça haşlanmış şehriye ve semiz otu yapraklarını ilave edin. Dilerseniz bir küp buz ile servis edebilirsiniz..

Taner’in Çorbası

Bu aralar öyle yoğunum ki inanın, ben bile yoğunluktan neye yoğun olduğumu unutuyorum! Bu iki gün için sizden izin koparacağım, işyerinde yıl sonu müsameresine hazırlanıyoruz! :) Evde 2012 yi planlarken hayaller kurması öyle güzel oluyor ki, karar verdik bu sene bol bol gezelim diyoruz.  Amma velakin işyerinde plan yapmak evdeki kadar zevkli olmuyor, hatta evde yapılan planları sekteye uğratabiliyor. Hımm diyorum ben o tarifte burada olmayı düşünmüyordum!

Neyse iş güç rutin işler anlayacağınız bu iki gün burada bu sebepten olamadım.. Tabi bu arada dün akşam 25 kişilik harika bir pasta yaptım. Süslemesi içime sinmesede inşallah yayınlayacağım. Harika bir padispanya kek tarifini de birlikte vereceğim.

TANERİN ÇORBASI

Neden bu çorbanın adı Tanerin Çorbası ? :) Geçtiğimiz hafta tarifini verdiğim Kuskulu Tavuk Salatasında size bu satayla ilgili bir çorba tarifi vereceğimi açıklamıştım. Akşam iş çıkışı eve dönerken eşime, salata için haşladığım tavuk ve kuskus makarnasının sularıyla nasıl bir çorba yapsam dedim? (Beyler ne anlar demeyin bakın efendim, bizden de iyi biliyorlar ağızlarının tadını:) Bu arada not düşeyim ben az sıklıkla makarna pişiririm, bu makarna suları çok lezzetli oluyor sizde dökmeyin, israf etmeyin, bizim gibi çorbalara katın. Eşime ayrı ayrı haşlama sularını terbileyerek çorba yapayım dedim. Kendiside tereyağında şehriyeleri kavurmamı önerdi. İlk kez kavrulmuş şehriyeden çorba yaptım, enfessss oldu. Şiddetle öneririm..

Malzemeler: (Tavuk suyu veya makarna suyunuz yoksa hazırda normal suyla yapabilirsiniz, kullanıyorsanız bir tane tavuk suyu atabilirsiniz)

  • 1 litre tavuk suyu
  • 1 litre makarna suyu
  • Yarım su bardağı tel şehriye
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1  yumurta
  • Tuz (1 tatlı kaşığı)

Yapılışı:

  • 2 litre suyunuzu tencereye alıp kaynamaya bırakınız.
  • Ayrı bir kapta yoğurt, yumurta, unu ve tuzu güzelce çırpınız.
  • Yoğurtlu karışıma kaynamakta olsan suyunuzdan birer kepçe olmak şartıyla toplam 3 kepçe alın ve sürekli karıştırın. (Yoğurtlu karışım ılımalı ki tencereye aktardığınızda yoğurt kesilmemeli)
  • Ardından ılıyan bu karışımı tencerenize azar azar ilave ediniz. Çorbayı kısık ateşte kaynatmaya devam ediniz.
  • Teflon tavada tereyağ ile şehriyenizi iyice saranana kadar kavurunuz. Dikkat edin hızlı yanabilirler.
  • Ardından kavrulan şehriyelerinizi çorbanıza ilave edebilirsiniz. Servis ederken karabiberi unutmayınız.

Yayla Çorbası & Ana Hakkı..

HAK’tan sonra ilk Hak senin…

Rahman ve Rahim olanın adıyla başlanır ya her hayra.. Her kabusun, her düşün ardından  “Hayrolsun” denir ya hani.. Dosta bir “Hayrola”dır ya, beklenmedik zamanda.. Öyledir işte..  “Hayrolsun” diye her anımız, her halımız.. Ezelden ebede her varlığa ayırt etmeksizin hayır ve merhamet irade Buyuran’dan en kutlu hediyedir.. Şefkat ve merhametin en damıtılmış ve en saf halidir ana..

 Dikkatli bakan onlarda cismaniyeti aşan, dünyayı ve içindekileri hatta kendini bile aşan bir sihrin varlığına hükmeder”

Cennetten iklimlerinde rahmet soluyup, tılsımlı sinelerinde ak kevserlerle hayat buluruz da, bütün cihanın  ifritini ve nefretini iki kolun arasında unuturuz.. Onlar, göklerin merhamet ve şefkatinin üzerlerine sağanak sağanak döküldüğü, kökü sonsuzluktan gelen pınarların beslediği “vefa gülleridir”.. 

 “Evlatların ki dilleri senindir, söyler dururlar; sütleri senindir, kimlik bulurlar”

Bütün kalpler talan, bütün haller yalan iken, bir tek o, ne yanılır ne yanıltır evlatlarını.. Herkes saadetine ortak iken felaketine ortak olur da Rahman’dan gelen nimete en derin şefkat ve merhametle mukabelede bulunur ana.. Gözümüzün aydınlığı.. Işığına  değil, gölgesine bile pervane olunandır..

 “Yeminlere dar gelip dualarda bol olan güzeldir ana; Rahim ve Rahman ile kalbimize dolan güzeldir ana”

Bakışlarındaki alakadadır dua.. Dua, gözlerindeki yaşta, yakarışındaki aşktadır.. Dokunurken duadır, sararken dua.. Elde duadır.. Dilde dua.. Halde duadır ana..ve kimin üzerinde anne duası yoksa, tez yıkılır yaslandığı duvarlar..

 Madem cennet ayakların altıdır.. Her ana baş tacıdır.. Ben,Cennetin en kötüsüne de razıyım…! Yeterki ‘O’ razı olsun..

……………………..

Kimsenin kimseye faydası olmadığı, anneden, babadan, evlattan, eşten ve kardeşten, herkesin birbirinden kaçtığı o gün gelmeden… “İçinizde beli bükük ihtiyarlarlarınız olmasa bela ve musibetler sel gibi üzerinize dökülecekti” ihtarıyla sarsılmadan… Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bilmek gibi geçmeli ömür.. Her duanın, her gönlün kıymetini bilmeli..

ve denebilir ki Anne’likle payelendirilmiş her gönül, şefkatini başka evlatlardan esirgiyorsa nasipsiz; evlatlık mertebesindeki her fert de edep, alaka ve hürmetini en az kendi anne-babası kadar  bu sıfatı taşıyanlardan esirgiyorsa sahipsiz demektir..

 Her iki cihanda nasipsiz ve sahipsiz kalmamak dileğiyle..

* Yazının devamı inşallah yarın..

Terbiye malzemeleri:

  • 2 su bardağı yoğurt
  • 4 çorba kaşığı un
  • 1 yumurta
  • Yarım su bardağı soğuk su

Diğer malzemeler:

  • 1 çay bardağı pirinç + 2 su bardağı soğuk su
  • 1 silme tatlı kaşığı tuz
  • 1 litre kaynar su

Sosu için;

  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı nane
  • 1 tatlı kaşığı pul biber

Yapılışı:

  • 2 su bardağı soğuk suyu ve 1 çay bardağı yıkanmış pirinci tencereye alıp kaynatınız. Pirinçler yumuşayana kadar kısık ateşte haşlayınız..
  • Derin bir kapta unu, yoğurdu ve yumurtayı güzelce çırpınız. Bu karışıma önce yarım su bardağı soğuk su ilave edip sulanmasını sağlayınız. Ardından kaynar olan suyun yarım litresini azar azar dökerek bu karışımın ılınmasını sağlayınız. (bu işlem yoğurtun kesilmemesi içindir. Yoğurt kesilirse çorba içinde topaklanma olur)
  • Kalan yarım litre suyu haşlanan pirinçlere ilave ediniz.
  • Yoğurtlu karışımı haşlanmakta olan pirinçlerin üzerine azar azar karıştırarak dökünüz. Kaynamaya başladıktan 5 dk sonra tencerenin altını kapatınız.
  • Servis edeceğiniz zaman bir tavada yağları eritip nane ve pul biberi karıştırarak çorba ile servis ediniz. Yanlızca yağlar eridikten sonra ocağın hemen altını kapatıp baharatları  ilave ediniz ki baharatlar yanmasın

Domates Çorbası

Bir kaç gündür yoğun işler nedeniyle sitemi yenileyemedim. Her akşam yapacağım inancıyla bilgisayarımı eve taşıma zahmetinde bile bulundum ama nafile. Dün Bursa’dan bir arkadaşımın “Muazzezcim nerelerdesin sitene bakıyorum yeni birşeyler eklemiyorsun” mesajıyla çok mutlu oldum. Getiğimiz günlerde de bir arkadaşımı sayende pratikleştim söyleriyle ayrı bir mutlu olmuştum. İnanın iş ev koşuşturması arasında yaptıklarımı resmetmek ve yayınlamak çok zor olabiliyor. Tüm zorluğu ve yorgunluğu arkadaşlarım/okuyucularım güzel sözleri ve ince takipleriyle atıyorlar:) Yaptıklarınızın bir yerlerde izleniyor olması veya birilerine bir nebzede olsa kolaylık sağlıyor olması işinizi daha azimle yapmanızı sağlıyor..

Çok ama çok kolay bir lezzettir domates çorbası.. Tüm hazır çorbaların yapılmasını belki anlayabilirim ama domates çorbasının yapılmasını asla anlayamam. Mevsiminde olsun ya da olmasın domates çorbasını evde yapmanızı öneririm. Hele bir de benim gibi konserve domates yaptıysanız..

Malzemeler:

  • Yarım çay bardağı sıvıyağ
  • 3 yemek kaşığı un-tepeleme
  • 6 orta boy domates
  • 1 litre su
  • tuz

Yapılışı:

  • Domatesleri ister kabuklarını soyup rendeleyin isterseniz kabuklarıyla (ben israf kısmını bu şekilde sıfır indiriyorum) robota verin püre haline getirin. Robotunuzla bu işlem çok daha kısa sürecektir.
  • Unu ve yağı bir tencereye alın ve unun rengi sararıncaya kadar sürekli karıştırın. Unun biraz soğumasını bekleyip bir su bardağı soğuk su ilave edin ve unu sulandırın. Ardından kaynar haldeki 1 litre (ortalama 5 -6 su bardağı ) suyu ilave edin. Topaklanma olursa blandırınızı kullanın.
  • Kaynayan suyu püre domateslerinizi ilave edin ve ocağın altını harlayın.
  • Kaynamaya başlayınca ocağın altını kısıp 15 dk domateslerin çiğ kokusu gidene kadar pişirin.Tuzunu atın.
  • Çorbanızı koyu bulursanız bir bardak su ile sulandırınız.
  • Kış domatesleri ile yapıyorsanız bir tavada bir kaşık yağ ile bir kaşık salçayı kavurup sulandırın ve çorbanıza katın.

Soğuk Şehriye Çorbası

Aslına bakarsanız bu masada yayınlanacak önemli bir tarif yok. Yine de pratik iftar masalarına fikir olması için yayınlıyorum. Benim gibi çalışan bir bayansanız, bir kaç ayrıntıyla hem şık, hem de hızlı bir sofra kurabilirsiniz.

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, yemek çeşitlerini sınırlandırıp , mümkün olduğunca az sayıya indirmeyi istiyorum. Abartılı menüler yerine keyifli ve özenli sofralar olmasına çalışıyorum. Bu masamızdaki menüde olabildiğince az ve hafif.

Menümüz;

Eğer benim gibi et yemeyen bir arkadaşa sahipseniz, ana yemekle beraber çay ve kahvaltı faslına geçersiniz..

Minik misafirleri masada tutabilmenin bir yolu.. Bizde pek işe yaramadı, belki sizde yarar:) 4 yaşındaki minişimiz çorbasını içmeden fıstıklı sarma diye diretince tatlıya erken geçmiş oldu. Çorbalarda işkembe ve paçayı çok sevdiğini öğrenince önce bir şaşırdık, pastırmayı da sucuğun kardeşi diye yedikçe şaşkınlığımız tavan yaptı. Mamadan babasının Adana mutfağına erken terfi etmiş benim minnişim.. :)

SOĞUK ŞEHRİYE ÇORBASI

Malzemeler:

  • 1 su bardağı arpa şehriye
  • 1 litre su
  • Yoğurt
  • Dereotu
  • Tuz

Yapılışı:

  • Suyu bir tencereye alalım.
  • Kaynayınca şehriyeleri atalım.
  • Şehriyeler şişip tamamen pişene kadar kaynatmaya devam edelim. Tencerede su azaldıkça azar azar su ilave edelim.
  • Tamamen piştiğine inandığımızda ocağın altını kapatalım ve soğumaya bırakalım.
  • Tamamen soğuduğunda (sıcakken asla yoğurtu eklemeyin, yoğurt annelerimizin tabiri ile kesilir) ayrı bir kapta çırptığımız yoğurdumuzu azar azar şehriyeye ilave edelim.
  • Damak zevkinize göre istediğiniz kadar yoğurt ve su ile sulandırıp dereotu ekleyebilirsiniz.
  • Son olarakta tuzunu atıp servis yapalım..

Mısır Çorbası.. Soğuk Çorba

Çorba için annem bizim çorba dese de araştırdım ki aslı Siirt yöresine aitmiş. Canım annem son zamanlarda bir çok yöresel restaurantlarda gördükçe ” bak bak bizim çorba meşhur” oldu der durur. Kendini kandırır:)

Oysa bilmez ki bizim için en güzelini o pişirir o yedirir..

Hiç bir şeyi annemle bir gazete parçasının üzerinde yediğimiz bir tas çorbaya değişmem. 20 yıl öncesinde resimde gördüğünüz tasları annem kullanırdı. Şimdilerde benim vitrinimi süslemekte..

Malzemeler:

  • 1 su bardağı aşurelik buğday
  • Yarım su bardağı kırık mısır (çorbalık mısır)
  • Yoğurt

Yapılışı:

  • Buğdayımızı ve mısırımızı ovalayarak bol suda yıkayıp derince bir tencereye alalım.
  • Malzemelerin üzerini geçecek kadar soğuk su koyup altını har şekilde açalım.
  • Buğdaylar şiştikçe suyu çekeceklerdir. Dibinin tutmaması ve taşmaması için mutfaktan ayrılmamanızı öneririm.
  • Kaynama başlayınca altını kısalım.
  • Suyunu çeken buğdaylara 2 şer su bardağı soğuk su ilave edelim.
  • Mısırlar yumuşayana kadar (her malzemeye göre değişir benim mısırlarım 45 dk da yumuşadı) , arada üzerine soğuk su ilave ederek kaynatalım.
  • Mısırlar yumuşayınca ocağın altını kapatalım.

  • Tüm bu işlemler sırasında tencerenin kapağını biraz acık bırakmalısınız. Çok kolay taşacaktır. Ve sık sıkta karıştırın. Özellikle buğdaylar açılmaya ve yumuşamaya başladıktan sonra altını tutma riski yüksektir.
  • Çorbamızı soğuttukta sonra ayrı bir kapta yoğurdumuzu çırpalım. Dilediğimiz kadar pişirdiğimiz çorbadan içine alıp karıştıralım. Dereotu veya kuru nane ile servis edelim.

Ezogelin Çorbası

Hava bulutlu.. Yağmur yağdım yağacağım diyor. Annem camları yeni sildim yağmasa keşke diyor. Kız kardeşimle şarkılar söylüyoruz, kaset kaydediyor. Boş kaset bulamadığımız için bir önceki denemelerimizin üzerlerine kayıtlar yapıyoruz. Kaseti başa sarıp dinliyoruz. Annemin “teyp bozulacak yeter bırakın” söylentileri bizim seslere karışmış. Kapı çalıyor, Semiha Teyze telefon var diyor. Annemin gidip gelmesi ışık hızıyla, başlıyor yeniden söylenmeye “oturmayın, babanız arkadaşlarıyla geliyormuş”…kaset bunları da kaydediyor. Biz şimdi dinliyor hüzünleniyoruz..

80 li yılların sonları, 90 lı yılların başları. Yaşadığımız bu anı hemen hemen haftada bir kez yaşadığımız bir olaydı. Annemin telaş yapmayan sesinden anladığımız yine hazırsız yakalanmadığıydı. Zaten erken kalkılıp toplanılmış ve temizlenmiş evin son olarak ince detaylarını yapardık. Koltuk örtüleri toplanır, el örgüsü paspaslar kaldırılırdı. Kardeşimle iki kanadı yandan açılan ahşap masayı gelecek en az 10 kişilik misafir için hazırlardık. Önce beyler yerdi. Hürmetten, saygıdan ötürü. Anlayacağınız feminist değildi annelerimiz.

Babamın yeşil, mavi karışımı Amerika’dan getirdiği servis peçetelerini açardık. O yıllarda Türkiye’de henüz yoktu. Sofra sanatı, yemek kitabı adı altında 2 kitap ta getirmişti anneme. Canım annem “sol elle yenmez, çatalı sağa koyun siz kitaba ne bakıyorsunuz” diye söylenir dururdu. Allah ömrünü uzun eylesin..

Şimdi gülümseyerek hayal kuruyorum annemin o telaşesini. Nasıl yetirirdi onca kişiye o yemekleri. İnanın abartmıyorum haftada en az iki kez misafir gelirdi habersiz. Biri bu kadar kalabalık bir grupsa diğeride en az 2-3 kişi olurdu. Babam ya müfettiş arkadaşlarını, ya da vakıftan takardı koluna birilerini. Kimseyi bulamadımı namazdan sonra cematten bulurdu bir kaç kişiyi.

Ne “özel ve güzel” günlerdi. Bir gün önceden misafir geleceğini öğrenmeden yetiştiremiyoruz şimdilerde. Annemin bugünün işini yarına bırakma sözünü milyonlarca kez duyduğumu söylesem inanmazsınız biliyorum. Oysa ne büyük cevher yatarmış o sözün altında. Biz dünün işini yaparken bugünün ibadetlerini erteliyoruz “acele” işlerimizden. Oysa acele acele “ecele” giderken..

Dün 17.30 da eşimin Bursa’dan dayısının bizde yatılı misafir olacağını öğrenince bir telaş sardı beni, bilgisayarı kapatmadan, emniyet kemeri takmadan eve varmışım. Evi toplarken dur dedim kendime dur. Topla kendini topla. Bir daha erteleme..!

İşte o telaş sonrası dayımız için yapılan güzel mi güzel çorbamız. Dayım kasenin üzerine tekrar ekleme yaptırınca iyiki yapmışım dediğim bir çorba.

Ramazan için bu çorbam listede bulunsun istedim. Yapım aşamasını dün akşamki telaştan malesef çekemedim. En kısa zamanda tekrar yapınca eklerim inşallah. Ölçüleri ve yapım aşamasını ayrıntılı yazıyorum.

Malzemeler:

  • 1 su bardağı mercimek
  • 1 kahve fincanı pirinç (eğer çorbayı blandırdan geçirmeyecekseniz varsa kırık pirinç kullanınız) 
  • 1 kahve fincanı ince bulgur (ben kalmadığı için dün pilavlık bulgur kullandım.
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 büyük soğan
  • Yarım çay bardağından biraz fazla sıvıyağ
  • 2-3 yemek kaşığı salça
  • 1 yemek kaşığı biber salçası (isteğe bağlı)
  • 1 tepeleme yemek kaşığı kuru nane
  • 1.5 çay kaşığı kekik
  • Tuz
  • 1 yemek kaşığı kırmızı biber (isteğe bağlı)
  • 2 litre soğuk su (mümkünse bir kısmı et suyu)

Yapılışı:

  • Sıvıyağınızı ve küp küp doğradığınız soğanınızı tencereye alıp soğanların rengi değişene kadar kavurunuz.
  • Salçaları ilave edip tekrar kavurunuz.
  • Bol suyla yıkadığımız mercimek, pirinç, bulguru ve 1 litre suyu ilave ediniz.
  • Ocağın altını harlı şekilde açınız.
  • Bir kase 2 yemek kaşığı unu sulandırıp tencereye ilave ediniz. Burada unu 1 kaşık tereyağı ile teflon tavada sararana kadar kavurmanızı öneririm. Kavurduktan sonra unu soğutup, soğuk suyla sulandırıp çorbaya katmalısınız. Bu işlem teferruatlı olduğu için keyfinize kalmıştır. Unun çiğ kokusu gitmesi çorbaya lezzet katacaktır. Yada benim bir çok defa söylediğim gibi en az yarım kilo unu iyice kavurup kuru bir kavanozda hazır olarak saklamanız. Bu tarz çorbalar için elinizin altında hazır bulunacaktır.
  • Ocağın altını kısınız. Tüm malzemeler şişerken bir yandan suyu azaltacağından dibe yapışma riski yüksektir, sık sık kontrol ediniz. Kalan 1 litre suyunuzu 2 seferde çorbanıza ilave ediniz.
  • Tüm malzemeler pişene kadar kendi damak zevkinizin kıvamına göre su ilave etmeye devam ediniz. Malzemeler kısmına 2 litre su yazmamın asıl sebebi mercimeğin açılma esnasında en az 2 litre soğuk su istemesindendir. 2 litre soğuk suyu kullandıktan sonra dilediğiniz kadar sıcak su ilave edip çorbanızın kıvamını zevkinize göre ayarlayınız.
  • Son olarak baharatlarını atıp 2 taşım daha kaynatınız.
  • İster robotunuzla püre kıvamına getirin isterseniz bizim gibi taneli tüketin. Şifa olsun..