Sessiz Geçen Bayram..

Bir bayram daha geldi geçti, sessiz sedasız. Arkasından su bile dökemedim..

Resimde yeğenim Lamia, melike halasınn bayram sabahı boyadığı yüzü ile:)

Van’lı kardeşlerimiz, soğukta, çadırda.. Kimileri üşüyor, kimileri ağlıyor, kimileri hasta, kimileri ise yasta..

Birde şehit ailelerimizin dinemeyecek acıları, bayramlarının ellerinden alınışları..

Bu bayram anneciğime özenli bir soframız olmasın diye sıkı sık tembihledim. Lakin anne yüreği yine dayanamayıp çok özel bir sofra hazırlamıştı bize. Yayınlamam diye resmini çekmedim.

Bayramın 2. günü kahvaltımızı amcamlarda yapınca ve yengemin enfes lezzetlerinin bulunduğu masayı görünce dayanamayıp resmettim. Son yıllarda yaptığım en keyifli bayram kahvaltısıydı.. Bayramı bayram yaptı..

Bir çırpıda biten yengemin soslu lahana sarması ve bol cevizli kalburabastısı..

Bu kadar zengin masadan kalkmalarına ragmen balkonda “gizli gizli” muz ve nutella ikilisine saldıran miniklerimizi yakalayınca hemen birkaç resim çektim. Minik dediğime bakmayın birisi 18 inde diğeri 20 sinde:)

Son resim: Bayram sabahı kız kardeşimin bütün aileye yaptığı süprizi. Herkese anılarını ve anılarıyla bütünlük sakladığı çikolataları hediye etti.

İkinci gün amcamlarda yapılan kahvaltının ardından ikinci ailemizin yanın Bursa’ya yola koyulduk. Ve bir bayramı daha orda uğurladık..

2011 Ramazan Bayramı

Annemin vazgeçilmez bayram kahvaltısı. İftar masamı yayınlamadığın için bende özel bir sofra kurmadım diye sitem etsede unuttuğuma inandığını biliyorum. Tarif vermemek için binbir bahane uydurmakta üstüme yok onu da biliyorum:) O kadar çok yeni tarif birikti ki, boş vaktimde resimlerini düzenlemem gerekiyor. Bu gidişle resimler kokacak ve öyle yayınlayacağım! Bu yazımıda yıllar sonra yaptıklarımı okuyup gülümseyebilmek adına yazıyorum..

Bu bayram tatlı bile yapamaz dediğim annem kahvaltı (Mayalı Peynirli Böreği/Kuru Baklavası/Keşkek’i/Kesme Mantısı/Zeytinyağlı Biber Dolması)+ tatlı ikilisi ile beni çok şaşırttı. Hep böyle kal anneciğim, hiç yaşlanma!

  • Salçalı Çörekotlu Kurabiye
  • Cevizli Burma Baklava
  • Ceviz Kesesi Tatlısı
  • Cevizli Lokum

Benim içimi ısıtan arefe akşamı görüntüsü. Kayınvalidem için hazırladıklarım, iş odasında Bursa yolu için dinlenmekteler. Oruçlu olmak ve yola çıkmadan temizlik yapma tutkumu yenememem yüzünden arefe günü şu 5 tepsi epey vaktimi aldı. İftardan önce bitirmiş olmak benim için imkansızı başarmak gibi olmuştu.

Çörekotlu salçalı kurabiyelerime denemek amaçlı yoğurt ilave ettim. Yağını azaltmak uğruna yaptığım bu denemem hüsranla sonuçladı. İstediğim gibi olmasalarda 3 tepsi kurabiye 3 günde tükenip beni mutlu ettiler. Ceviz kesesi tatlıma gelince ince bir hikayesi var. Yarın tarifi ile anlatacağım inşallah..

Kayınvalidemin (çok samimiyim merhametlilerin merhametlisi, herkese böyle kayınvalide nasip olsun) gelen giden olmadan siz kaçın, gezin diye bizi bayramın 3. günü ikna edip dışarı çıkmamıza sebep oldu.

 Bizde Uludağ yolu üzerinde Bursa seyirli bir çay bahçesinde soluğu aldık. Saymadım ama tahmini 10-15 tane bu tarz çay bahçeleri vardır. Bursa’ya yolunuz düşerse Uludağ yolunu muhakkak görmelisiniz derim.

O gün eşimin çocukluk yıllarında çalıştığı süthaneye uğradık. Okul harçlığını çıkardığı yılların anısını askerlik anılarından kat kat fazla dinlemişimdir. Her Bursa seyahatimizde fırsat bulup bu süthaneye özel tadı, Keşkül’ü deneyememiştik. Kısmet olunca anladım ki bu işi çok özel yapıyorlar. Hala bademi eski üsulde öğüttüklerini öğrendik. Eşimin anlattığına göre bu işlem ustanın saatlerini alıyormuş.

Ve cuma günü Uludağda piknik. Arkadaşlarımızın daveti sayesinde geçirdiğimiz güzel bir günden bir kaç anı. Kınalı elli minik Beyza’m ve ben. Yemek sonrası semaverde çay keyfi. Güneşin gördüğü tarafımız yanarken gölgedeki tarafımızın donmuş hatırası.. Özlem’in sıcak muhabbeti ve mangalda mısır.. Bunların hiç biri hafızamdan silinmeden tekrarlarını yaşamak için dua ediyorum.

Ramazan Bayramı

Resmi çeken Tanerinesi

Resmi düzenleyen Tanerinkardeşi

Resimdeki şekerlerin sahibi Tanerinannesi..

İki Tokmak

Eski Kütahya evlerinin dış kapısında iki tokmak vardı. Sol kanatta küçük, sağ kanatta büyük tokmak. Küçüğü ince, büyüğü kalın
ses çıkarmak içindir. Kapıya iki farklı ses çıkaran iki tokmak takılmasının sebebi, dışarıdan gelenin cinsiyetinin ev sahibi tarafından bilinmesi. Eğer kapıya küçük tokmakla vurulmuşsa gelenin kadın, büyük tokmakla vurulmuşsa erkek olduğu olduğu anlaşılır, kapıyı açmak üzere buna göre ya kadın veya erkek gidermiş
Kütahya evlerinin kapıları yüksek bir medeniyetin göstergeleriydi. Üzerlerindeki tokmaklar hayayı (utanma) ve hürmeti simgeliyordu. Haya, kişinin en yüksek düzeyde bir ben idrakine ve bedeniyle ilgili sahip olduğu bilince bir göndermedir. Bu açıdan hayanın imanla irtibatlandırılması boşuna değildir: “Haya imandandır!” Yani imanın zayıflaması oranında haya zayıflar. İman tümden kalpten silindiği zaman ise ar damarı
çatlar.

Ali Bulaç – Zaman Gazetesi/2005

Yıllar evvel bu yazıyı okuduğumda çok etkilenmiştim. Paylaşmak istedim. Bayramla ne alakası var diye sorabilirsiniz..

Osmanlıda meydanlara salıncaklar yapılır, sarayda ve köy meydanlarında çoklu masalar kurulur bayramlaşılırmış. Herkes bir arada.. Fakiri zengini ayırt edilmeksizin aynı sofrada aynı Bayramın sevincinini yaşarlarmış. Bizim yaptığımız gibi sabah bize gelen dayımıza, akşam ayıp olmasın diye gitmezlermiş. 39 kapıda tatlı yediğimizi bildikleri halde 40. kapıda Allah aşkına yiyin diye zorlamaz ve bunun için darılmazlarmış. Büyüklerin küçüklere, zenginlerin yoksullara, amirlerin astlarına hediye verdikleri ve bu vesileyle sevindirdikleri bir bayram olurmuş. Dulların, yetimlerin, evsizlerin yüzleri gülermiş.

Bu yazıda bayramların bayram tadında yaşamadığımı tıpkı bir çok örf ve güzel adetlerimizi yerine getirmediğimizi, kültürümüzün unutulup özlemle yaad edildiğini hatırlattı bana..

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi bu aralar biraz hüzünlüyüz. Bundan ötürü bana yorum yazan arkadaşlarıma veremediğim cevaplar için fırsat bulmuşken özür diliyorum. Ve benim en sıkı takipçim, gönül dostum Gülay’ıma buradan Hayırlı Bayramlar diliyorum. Beni en kalbi ve en içten sözleri ile her zaman motive ederek ve bunu en ihtiyacım olduğu zamanlarda yaparak ona olan muhabbetimi derinlere taşıyor.

Bu senede büyüklerimin bir parça daha az yorgunlukla geçirmesi, onların bir nebze de olsa yüzlerini gülümsetmek adına bayramın vazgeçilmezi ikramları hazırlamak için mutfağa yöneldim. Bitmeden resmini çekmeyi başarabilirsem Ceviz Kesesi tatlının tarifini vereceğim inşallah. Geçtiğimiz sene yazdığı yazının aynısını yineliyorum. Arefe akşamı iş odasına dizilen tatlılarım benim bayram için en büyük mutluluk kaynağım oluyor.

Biraz geçde olsa, kayınvalidemin evinden, bayram telaşından gecenin 02.00 da fırsat bulmuşken yazıyorum bu yazımı. Hayırlı Bayramlar..

2010 Kurban Bayramı

En güzel yaşanılanı çocukluk yıllarında kalan, bayramlardan yeni bir bayram..

Tozlu raflardan arada çıkarıp okuduğumuz kitap gibi..

Yıllar bizi törpüledikçe kıymeti bilinen geçmiş gibi..

Yeni bir Kurban Bayramına bizleri kavuşturan Alemlerin Rabbi’ne şükürler

olsun ve herkezin bayramı mubarek olsun..

Bu vesileyle bayram heyecanımı paylaşmak istiyorum:

Annem İçin Hazırladıklarım

Kayınvalidem İçin Hazırladıklarım

Arefe gününde iş odasına dizdiğim baklavalarımı resmederken bayramlık

elbiselerini giymek için sabırsızlanan çocuklar gibi sabahı iple çektim.

* Tariflerine isimlerin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

2010 Ramazan Bayramı

Neredeyse Kurban Bayramı geldi ben hala Ramazan Bayramındayım.. Beni herzaman gelecek bayramdan çok geçmiş bayramlar hüzünlendirir. Bayram bayram olamadığı için.. Nerede o eski bayramlar, nerede o eski  muhabbetler..

Yaş 30 lu rakamları görmek için merdiven dayadığında siz başlıyorsunuz önceki sayfaları kurcalamaya. Korkudanmıdır bilinmez ama eskinin yeniden aynı tadında yaşanmayacağı düşünülür..

Bu Ramazan Bayramıda benim için öyle bir bayramdır, eskileri özlettiren. Ramazan zaten kendi güzelliğiyle her daim bize hissettirdi huzurunu, ama bayram sessizce kapıya dayanmasına rağmen çalmayacak gibiydi kapıyı.

Bu bayram için hazırlıklarıma geç kalarak arefe akşamı başladığımdan çok fazla bişey yapamadım. Ramazanda 10 dan fazla iftar davetim vermiş olduğum için  yorgunluktan biraz zor başladım tatlılara. Eşimin “hatun sen bu hazırlıklara başlayınca bayramı hissettim, iyiki yapıyorsun ” demesi tüm yorgunluğumu unutturdu.

Geçte olsa yayınlayacağım bu seneki bayram telaşımı. En güzel bayramlara..