Yine Pembe..

masa 1

Yine Pembe, Yine Hüzün..!

Sabah uyanır uyanmaz kendimi abdest alırken buluyorum. Ve soluksuz namaza duruşumla ayılıyorum. Ardından en sevdiğim hal sarıyor beni, o ter temiz havayı içime çekme heyecanı ile camımı aralıyorum. Oda havalanırken ben bir yandan topluyorum bir yandan akşama ne yemek yapabilirim düşünüyorum. Doğruca mutfağa yönelip buzluktan çıkardığım eti düdüklüye koyuveriyorum. Mercimeği bir kaç kez yıkamadan sonra ocağa alıyorum. Ben bulaşık makinesini boşaltırken düdüklü siren sesini vermeye başlıyor ve ben doğruca yatak odasının camını kapatmaya gidiyorum. Ardından hızlıca düğmemi kapat sinyali veren düdüklüme cevap veriyorum. Ve bulaşık makinesinin başına geçmeden soğuk su ilavesi isteyen mercimeği sevindiriyorum..

En azından ortalık toplandı derken çayı demlemeye, sofraya bir kaç parça kahvaltılığı koymaya çabalıyorum. Eşimi bu aralar işe sadece tostla gönderme rekorumu kırma hususunda gösterdiğim başarıdan dolayı kendi kendime kızıyorum! Oysa her akşam kettle’ın suyunu bile hazırlıyorum. Abartıp masaya tabak-bardak koyduğum bile olmuyor değil..! Ne var sanki 10 dk  az uyusam diyorum…

Mandalinaları dilim dilim ayırıp, kuru incir, ceviz ve fındığın karışımı atıştırmalık olsun diye eşime hazırlıyorum. (Gün içerisinde yemek yemeğe fırsatı olamayanlar için iyi bir fikirdir diye düşünüyorum..)

Akşama yemek hazırlama, kahvaltıyı toplama seasnlarını başarıyla atlatmanın sevinciyle işe gitmeye hazırlanıyorum. Ve masama geçip şu an itibari ile derin bir oh çekiyorum..

Kaç gün oldu yazmıyorum, yorumlarınıza cevapsız kalıyorum diyorum. Sitemli notlarla karşılaşıp hem üzülüyorum hem yanımda olduğunuzu hissedip mutlu oluyorum..

masa 2

Yeni yıla şirketimizin kollarını büyütmekle başlayan babacığım sayesinde hem sorumluluklarım arttı hem de yoğunluk arttı.Bununla beraber çalışan sayısının artması ve yeni müşterilerin heyecanının yanında taşınma telaşları da sardı bizi. İyi takipçilerim hatırlar şu an ki ofisime 9 ay önce taşındığımızı:) Son iki aydır üzerinde harıl harıl çalıştığımız ofisimiz ve yeni işimiz elhamdülillah yoluna girdi. En yoğun haftanın sonunda size yazdığımı söylesem bana ne kadar hak verirsiniz?

cats

Bu masayı eşimin kuzeni ve nişanlısı için hazırladım. Babasından izin koparabildiği için önce Deryacığıma sonra izin verdiği için babasına çok teşekkür ederim. Akşama, yine eşimin abisi ve biricik çiçeği burnunda gelin,eltikom:)  yani ablam da katılınca güzel bir aile olduk. Son zamanlarda geçirdiğim en keyifli akşamı geçirdiğimi fark ettim. Bir an önce düğünleri olması ve sabahlara uzayan sohbetler yaşayabilmek için sabırsızlanıyorum..

tabak 1

Tarifleri haftaya yayınlamayı planladığım masamın ayrıntıları ve menüsü ile sizleri baş başa bırakıyorum. Gül Hanım sizin böreğinizi, Nur Hanım sizin süpriz kurabiye isteğinizi, Miraç Hanım sizin Patates Salatanızı, Yeliz Hanım sizin ölçünüzü, Nagihan Hanım sizin güzel önerinizi, Ezgi Hanım sizin için hazırladığım güzel postu, Çiçek Hanım sizin Bulgur Kek’inizi hiç mi hiç unutmadım:) Bir tek benim mailime cevap vermeyen Deryacığımı unutacağım:) Hepinizi çok ama çok seviyorum..

mantı

Çıtır Mantı

aşure

Aşure

biber salatası

Közlenmiş Biber Salatası

pide

Patatesli Kıymalı Pide

fıstıklı sarma

Fıstık Sarma

tahinli

Tahinli Kuru Baklava

meyve salatası

Armut Salatası

Pazar kahvaltısı & Peynirli Ekmek

Kaldırım taşlarını sayarak yürümek, merdivenleri ikişer ikişer çıkmak istiyorum. Papatyalarla seviyor sevmiyor diye oynamak, haşlanmış nohutu leblebi diye yemek istiyorum.

İçimdeki çocuk dışarı çıktı bugün, onu tutmamak istiyorum..

Pazar sabahı eşim bir vesile ile annemlere yakın bir yere gidince, onlarıda alıp kahvaltıya geldi. Bende ikimiz için hazırladığım sofraya iki tabak daha ekleyip mutlu bir pazar kahvaltısına imza atmış oldum:) Bu resimde gördüğünüz bir kek değil, ekmek:) Tarifi birazdan. Bir çırpıda dört kişinin bitirdiği, bittiği için ağzımızda onun tadı kalsın diye başka bir şey yemedikleri bir ekmek oldu. Şiddeeettttleee tavsiye ediyorum..!

Ve benim en sevdiğim salatalardan. Tarifi inşallah yarın..

Tatlı olarak annemin aşuresi vardı..

Bir fikir: Özel olarak resmini çekmeyi unutmuşum, belki bir çok kişi biliyordur diye tahmin ediyorum ama bilmeyenler için de yazalım. Bal’ı tek başına tüketemeyenler, tadı ağır geldiği için yemeyi tercih etmeyenler veya tereyağı kullanmak istemeyenler: 2 kaşık yoğurt ile bal servisi yapabilirsiniz. Aynı şeyi pekmez içinde uygulayabilirsiniz. Eşim pekmezi asla yemezken bu yöntemle arada da olsa ona yedirebiliyorum. Hele bu tabaktaki gibi yoğurdun kaymağı duruyorsa daha lezzetli oluveriyor! (kayısının tam önünde duran minik kayık tabaktan bahsediyorum:) )

PEYNİRLİ KOLAY EKMEK

Aslında bu ekmeğimin ilham kaynağı Oktay Usta. Facebook’tan takip edenler muhakkak bilir. İki serumlu resmimi yayınlamıştım. Hep güzel resimler paylaşacak değilim ya:)) Geçtiğimiz hafta 3 gün süren hastane maceramda ilk kez gündüz kuşaklarını seyretmem nasip olmuştu. Çalışan bir bayan olarak o saatlerde neler olup biter hep merak ediyordum. Bir yığın kanal arasında izlenecek hiç bir şey mi olmaz!!

Malzemeler:

  • 3 + 1 tepeleme su bardağı elenmiş un
  • 2/3 su bardağı ılık süt (yarım bardaktan bir parmak fazla)
  • Yarım su bardağı ılık su
  • 1 paket instant kuru maya
  • 1 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı sıvı yağ + 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz
  • 2 çay kaşığı şeker
  • Dilediğiniz kadar beyaz peynir.

Yapılışı:

  1. Üç su bardağı unu derin bir kaba eleyelim. 1 su bardağını bekletelim.
  2. İçine süt ve su hariç tüm malzemeleri koyalım.
  3. Yumurta ve yağın sıvılığı ile unu biraz özleştirelim. Ardından suyu ve sütü azar azar ilave edelim. Kalan 1 su bardağı unu azar azar hamurumuzun toparlanması için ekleyelim. Öncelikle bilinmesi gereken bir şey varki, markaya göre, unun kalitesine göre bu kıvam değişecektir. O yüzden unu lütfen azar azar ilave edelim. Her ilave edişimiz en fazla 2 yemek kaşığı kadar olsun. Ve her ilave edişimizde en az 2 dakika hamuru yoğuralım. Ele çok az yapışan bie hamur elde etmelisiniz.  Biliyorum hamur yoğurmak bir çoğumuza zevk versede yeni başlayanlar için biraz hayal kırıklığı olabilir. Ama yılmayın. Çok güzel hamur işleri yapmak bir anda mucize eseri olan bir şey değildir. Sabır ister, ve zaman ister. Tek ama en önemki püf nokta telaş yapmamak, Hamurun suyunu da ununu da azar azar koymak ve sabırla yoğurmak. Bu ölçülerde bir hamur yoğurduğunuzda ele çok az yapışan bir hamur elde edeceksiniz. Mayalanmamış hamur her zaman ele biraz yapışır. Mayalanma sürecinden sonra bu durum ortadan kalkar. (not: sizce hamur mayalama ve yoğurma esnasını da ayrı ayrı resmetsem mi? )
  4. Hamurunuzu temiz bir kaba alalım. Üzerini sıkıca streç film ile örtelim.Sıkıca sarıp sıcak bir yerde en az iki katına gelene kadar bekletelim. Yaz aylarında hava sıcak olduğundan bu süre kısadır. Ben küçük bir polara sarıp peteğe yakın bir yerde beklettim. 30 dk sonra 4. resimdeki kadar kabarmıştı. Artık kaba sığmaz hale gelmişti.

 

  1. Mayalanan hamur daha tok bir kıvam almış olacak ve elde daha rahat kavranabilecek hale gelecek. Çok fazla söndürmemek için bir iki hareketle yoğuralım. Ve iki eşit parçaya bölelim. İlk parçayı kek kalıbınızın altına güzelce bastıralım.Kalıbınız teflonsa yağlamayın. Değilse kendi ölçülerinde yağlı kağıt serin.
  2. Peynirimizi eşit bir biçimde – yanlara gelmeyecek şekilde-  koyalım.
  3. Diğer hamur parçasını tezgahımızda kalıp ölçüsünde açalım.
  4. Açtığımız parçayıda kek kalıbımıza aktaralım. Ve güzelce bastıralım.

İlk resimde ekmeğimizin bitmiş halini görüyorsunuz. bu şekilde kalıpta ikinci kez mayalama sürecine alıyoruz. (Petek üzerinde yaklaşık 10 dk sürdü). Eğer peteğiniz yoksa hemen sobanın yanına koyabilirsiniz. sıcak ortam mayalanmayı hızlandırır. Lakin unutmayın bu süre hamurun iki katına çıktığında hemen son vermelisiniz. Çok fazla mayalanan hamur ekşime yapar ve ağır maya kokar ya da kabarması söner..

İkinci resimde de kek kalıbında mayalama süresinin bittiği görülüyor. Kalıbın hizasına bakarsanız hemen hemen hamurun iki katına çıktığı anlaşılıyor.

Son olarakta 175 derecede önceden ısıtılma-mış fırında pişirelim. Soğumasını beklemeden tüketelim:))

2011 Aşure..

Bu sene aşureyi geçen seneki tarifimden biraz farklı olarak denedim. Verdiğim tarifler 2 orta boy tencere elde ettim. Yapım aşaması daha ayrıntılı tarif için, geçen seneki aşure tarifime bakabilirsiniz. 2010 yılı tarif i için TIKLAYINIZ.

Malzemeler:

  • 2 çorba kasesi buğday
  • 1 su bardağı kurufasülye
  • 1 su bardağı nohut
  • Toz şeker
  • 5 adet karanfil
  • 1 adet tarçın
  • 20 adet kayısı (küçük küçük doğranmış)
  • 1.5 çay bardağı kuş üzümü
  • 1.5 çay bardağı sarı üzüm
  • 1 çay bardağı şam fıstığı
  • 1 çay bardağı pirinç

Yapılışı:

  • Buğdayı, fasülyeyi ve nohutu bir gece önceden kaynar suda ıslatın. Ve aynı suda bekletin.
  • Aşureyi yapacağınız zaman buğdayın suyunu değiştirmeden pişirmeye başlayın. Suyu azaldıkça üzerine soğuk su ilave edin. Nohutun ve fasülyenin suyunu değiştirip haşlayın.
  • Buğday tamamen haşlanınca fasülye ve nohutu pirinci ilave edin. Kıvamını göz kararı ayarlayabileceğiniz kadar su ve şeker ilave edin.
  • Diğer malzemelerin tamamını sıcak su dolu bir kapta 15 dk bekletin ve süzüzn. Aşurenin içine ilave edip 10 dk daha kaynatın.
  • Soğuduktan sonra servis kaselerine paylaştırın ve dilediğiniz gibi süsleyin.

Bu sene aşurelerimi bu şekilde ulaştırdım sevdiklerime.. Sizlerde aşurelerinizi hediyelik olarak sunmak istersiniz diye yayınlıyorum resimlerini..

Muharrem Ayı.. Hediyelerim..

Resim 2007 yılında eski evimde yaptığım aşuredir.. Aşure tarifi için tıklayınız.

İnsanoğlunun icatlarından biri de kutlu günlerdir. Harcama düşkünlüğümüze eşlerimizi, arkadaşlarımızı ortak edebilmenin en güzel taktiklerindendir. Evlilik yıldönümleri, doğum günleri, annelerin günü, babaların günü, yılbaşı, doğdu geldi gitti günleri.

Çocukların doğum günlerini sırf onlar mutlu olsun, eğlenebilsinler adına yapılması çok hoşuma gider. Geri kalanı bana çok anlamsız gelir. Evliliğimizin ilk yıllarında eşim evlilik yıldönümüzde bana bir süpriz yapmayınca çok üzülürdüm. İsmi lazım değil sevgili bir arkadaşım bana bu günlerde hediyeleşmenin neredeyse farz olduğunu hissettirmişti:) Oysa eşimle annelerimize en son hediye aldığımızda bayramdı. Bir ay oruç tutmalarının ödülü olan güzel bir bayram. Ruhsuz bir anneler günü değil!

Ruhsuz diyorum, içinde mecburiyet taşıyan herşey benim için son derece ruhsuz ve değersizdir. Bizler eşlerimize, anne ve babalarımıza, evlatlarımıza hediye alacaksak ve aldığımız hediye sırf gösteriş olsun diye, lüzümsüz bir hediyeyse almanın israftan başka ne anlamı vardır? Kullanmayacakları hediyeler, sırf alındı densin diye alınan hediyelerin olmayanlar adına bizlerde hakkı yokmudur sizce ? Nice ihtiyaç sahiplerinin hakkları bizden sorulmaz mı sizce? İhtiyaç adına alınan hediyelerin vakti yakın olan özel günlerde verilmesinin de bir sakıncası da yoktur. Sırf ihtiyacı var diye Bursa’ya kayınvalideme anneler gününde alıp gönderdiğim hediyesi gibi veya anneme doğum gününde aldığım  hediyesi gibi.. İsraf olmadığı sürece ve sadece o günlere odaklanılmadığı sürece bir sakıncası yoktur..

Hediyeleşmeyi bilmeyince hediye almayı beceremeyiz. Birde içine sırf kibir katıp eşlerimizi alma zorunluluğuna soktuğumuz bu günlerde hediye verene döküp bakmak geldi içimden.. Hediye vermeyi, ödüllendirmeyi ne güzel biliyor yaradan..Bir yıl içinde insanoğlunun icadı dışındaki şu atladığımız mubarek günlere bir bakarsak ve o mubarek günlerin hürmetine bize verilen hediyelere bakarsak bir çok dersler çıkarabiliriz.

“Her kim Muharremin 9-10 ya da 10-11 ide oruç tutarsa 2 yıl ibadet etmiş gibi olur ve her kim ki bunu başkasına bildirirse 80 yıl ibadet etmiş gibi olur” (Hadis-i Şerif)

Bir hadisten kırkbin mana çıkarırım da bir gün bu manayı çıkaracağım hiç aklama gelmezdi. Dün gece Bursa dönüşü Nalan arkadaşımdan aldığım bu mesaj üzerine dedim ki, yaklaşan evlilik yıldönümümüz ve doğum günümde beklentilerimi minumuma indirmeden tamamen ortadan kaldıracağım ve yaradanın bana olan bu hediyelerini toplayabilmek adına ve bütün bir yıl için kendime bir takvim oluşturacağım.

Günlerce düşünüp, yorulup aldığımız hedilerin bir de beğenilmeme riski varken, onca uğraşlar sarf edip takdir görmeme riski bile varken hala hediyeler alıyorsam, bana yapacağım en leziz ibadetler sonucu bunca güzel hediyeler sunulacağı garanti iken çaba sarf etmemek fazlasıyla samimiyetsizlik olur..

Eşlerimize ve evlatlarımıza bu günler de hediyeler alalım. Onlar için bu günler de içine sevgimizi kattığımız iftar sofraları kuralım, miniklerimize aşureleri en süslü şekilde ikram edelim. Yatmadan önce masallar yerine bu Hadis-i ezberletelim..

Ve bana bu yazıyı yazmama ve en güzel hediyeyi bu günlerde Rabbimin elinden bana uzatıldığını hatırlamama vesile olduğu için canım arkadaşım Nalan’a çok dua edeceğim. 

*****

Bir gün ikramda bulun, bir sene kazan (Alıntı)

“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” hadis-i şerifi, bugünlerde tutulan orucun önemini ifade ediyor. Bu hadisin açıklamasını İmam-ı Gazali şöyle yapıyor: “Muharrem ayı hicri senenin başlangıcı. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak ne güzel olur. Bereketinin devamı daha fazla ümit edilir.” Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye ediliyor.

Bugünde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetler de yaşatılmalı. Herkes, bugünlerin faziletini bildiren hadiseleri hatırlayarak ailesine, akraba ve komşularına ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alır. Peygamberimiz, müminin aile efradına aşure gününde her zamankinden daha çok (fazla külfete girmeden, aile bütçesini zorlamadan) ikramda bulunmasını tavsiye ediyor. Bir hadiste şöyle buyuruyor: “Her kim aşure gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”

Asr-ı saadet döneminde sahabeden biri Peygamberimiz’in (sas) yanına gelir ve “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” diye sorar. Peygamberimiz, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Bu ayın onuncu gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önceki bir senenin günahlarına kefaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.” cevabını verir.

On Peygambere On İkram

Bu güne aşure denmesinin sebebi, Arapça “aşûra” kelimesinin onuncu gün anlamına gelmesi. Allah (cc) bu günde, on peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunuyor:

1. Hz. Musa’nın denizi yarması üzerine Firavun ile ordusu sulara gömüldü.

2. Cudi Dağı’nın üzerine Hz. Nuh gemisini demirledi.

3. Balığın karnından Hz. Yunus, bu günde kurtuldu.

4. Hz. Âdem’in tövbesi kabul edildi.

5. Hz. İsa, aşure günü dünyaya geldi ve o gün semaya yükseldi.

6. Kardeşlerinin attığı kuyudan Hz. Yusuf bu günde çıkarıldı.

7. Hz. Davud’un tövbesi kabul edildi.

8. Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail doğdu.

9. Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı gözleri kapanan Hz. Yakub görmeye başladı.

10. Hz. Eyyûb, hastalığından o gün şifaya kavuştu

Mısır Çorbası.. Soğuk Çorba

Çorba için annem bizim çorba dese de araştırdım ki aslı Siirt yöresine aitmiş. Canım annem son zamanlarda bir çok yöresel restaurantlarda gördükçe ” bak bak bizim çorba meşhur” oldu der durur. Kendini kandırır:)

Oysa bilmez ki bizim için en güzelini o pişirir o yedirir..

Hiç bir şeyi annemle bir gazete parçasının üzerinde yediğimiz bir tas çorbaya değişmem. 20 yıl öncesinde resimde gördüğünüz tasları annem kullanırdı. Şimdilerde benim vitrinimi süslemekte..

Malzemeler:

  • 1 su bardağı aşurelik buğday
  • Yarım su bardağı kırık mısır (çorbalık mısır)
  • Yoğurt

Yapılışı:

  • Buğdayımızı ve mısırımızı ovalayarak bol suda yıkayıp derince bir tencereye alalım.
  • Malzemelerin üzerini geçecek kadar soğuk su koyup altını har şekilde açalım.
  • Buğdaylar şiştikçe suyu çekeceklerdir. Dibinin tutmaması ve taşmaması için mutfaktan ayrılmamanızı öneririm.
  • Kaynama başlayınca altını kısalım.
  • Suyunu çeken buğdaylara 2 şer su bardağı soğuk su ilave edelim.
  • Mısırlar yumuşayana kadar (her malzemeye göre değişir benim mısırlarım 45 dk da yumuşadı) , arada üzerine soğuk su ilave ederek kaynatalım.
  • Mısırlar yumuşayınca ocağın altını kapatalım.

  • Tüm bu işlemler sırasında tencerenin kapağını biraz acık bırakmalısınız. Çok kolay taşacaktır. Ve sık sıkta karıştırın. Özellikle buğdaylar açılmaya ve yumuşamaya başladıktan sonra altını tutma riski yüksektir.
  • Çorbamızı soğuttukta sonra ayrı bir kapta yoğurdumuzu çırpalım. Dilediğimiz kadar pişirdiğimiz çorbadan içine alıp karıştıralım. Dereotu veya kuru nane ile servis edelim.

23 Aralık…

Dün benim doğum günümdü.. Bu güzel hediye için eşime çook teşekkür ederim. Kendisi böyle şeylerden pek hoşlanmasa da ben yayınlamaktan geri duramadım. Dün bolca aldığım nice yıllar mesajı beni çocuklar gibi şımarttı (orta yaşlara bassamda).. Bu yazımda o şımarıklığımın eseridir…

Bu hediyeden sonra bende sevdiklerim için iki hediye hazırladım:

  • Bir vesileyle salı günü Giresun’a gönderdiğim tahinli kuru baklavamdan Hatice Teyzem için ayırmıştım. Yanında da sitemde baklava tarifinde kullandığım ve kendisinin çok hoşuna giden oklavamı götürüyorum.. tanerinesi.com’dan kendisine bir anı olsun istedim.. Akşam evde olmayacak kuzenlerim(R) hayıflanmasınlar..

 

  • Dün akşam eşimin iş arkadaşlarından “Bizim Aşuremiz Nerede?” sorusuna karşılık “Burada” yanıtı: ) Bu sene yaptığım 3. aşure olduğundan evdeki malzemeler eksik oldu. Umarım beğenirler..

Pratik Nar Ayıklama

Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane..? Sırf ayıklama derdi yüzünden bilmeceyi bilsekte nar kelimesini kullanmayız değil mi? Aşure ve binbir çeşit tatlı için kullanacabileceğimiz narın tam mevsimindeyiz. Tatlılar ve meyve salataları için bol ayıklanacağı zaman ayıklama derdi bizi pest ettirir. Narı suda ayıklama yöntemi ile etrafı batırmadan istediğiniz kadar nar ayıklayabileceksiniz.

Başta bir kap çıkar, su doldur size zor görünebilir, batan etrafı temizlemekten daha basit olduğuna inanın..

Narın üstünde ve altından birer halka kesin ve 4-5 yanından bıçakla çizikler atın.

Alt ve üstten kestiğiniz dairelerin ortalarından oyuklar açın.

Tam ayrılmasına izin vermeden hafifce ikiye bölün.

Geri kalan işlemlerin tamamını suyun içinde yapın.

Taneler suda hızlıca dökülecek ve hiç bir yere dağılmayacaklardır.

Son olarakta süzüp, saklama kabınıza alın. 2-3 gün dolapta bu şekilde saklayabilirsiniz.

AŞURE

 

 

Saat 00.07. Bir saattir aşure tarifini siteme girmeye çalışıyorum geç kaldım. 23.59 da girebilmiş olsaydım hiç değilse tarih olarak Aşure Gününde, aşure tarifi vermiş olacaktım. Kendimi geç kaldığım için suçlamayacaktım. Öğlene kadar çalışıp, geç saate kadar da ev temizlemek (evimde hala tadilat var) beni epey yorsa da, yarın kuzenimin kınası, haftasonu ziyaretime gelecek dostlarımın heyacanı yorgunluğumu alıp götürüyor..

Üsteki resim benim komşularım için hazırladığım aşurelerimdi. Üzerlerini yaban mersini, kuş üzümü, tarçın, çam fıstığı ezmesi, nar, kuru dut, fındık, kayısı, greyfurt dilimiyle süsledim. Komşumun “hıımm sanat eseri gibiler” demesi benim için en güzel teşekkürdü..

Haftasonu aşure yapmak isterseniz geç kalmış sayılmazsınız. Aşure günü muharrem ayını 10. günü, yani dündü. Rabbim herkezin oruçlarını ve dualarını kabul eylesin.

Aşure Tarifi:

  1. 1 kilo buğday
  2. 1 su bardağı pirinç
  3. Şeker
  4. Kuş üzümü
  5. Çekirdeksiz sarı üzüm
  6. Kayısı
  7. Şam fıstığı
  8. Karanfil
  9. Portakal
  10. Portakal kabuğu
  11. Nohut
  12. Kurufasulye
  13. Badem
  14. Fındık
  15. Kuru dut
  16. Nar
  17. Tarçın
  18. Yaban mersini

1 kilo buğdayla 2 büyük boy tencere aşure elde ettim. Malzeme miktarları ve çeşidi tamamen sizin zevkinize göredir. Ben kayısıyı az tutup, üzümleri çok ilave ettim.Resimde görülenlerin iki katı üzüm ve şam fıstığı kullandım. Kurufasülyem ve nohutum 1 kilo buğdaya 2’şer kase kullandım. Piştikten sonra şiştikleri için fazlasıyla yettiler.

Yapılışı:

  • Tüm kuru meyveleri bol suda yıkayın. Kayısıları tırnak büyüklüğünde minik minik doğrayın.

  • Buğdayı, nohutu ve kurufasülyeyi 1 gece önceden ıslatın(üzerlerini 2-3 parmak geçecek kadar su koyup 1 taşım kaynatıp altını kapatın).
  • Ertesi gün aşureyi yapacağınız zaman sularını değiştirip pişirin (buğdayın suyunu değiştirmeyin). Suları azaldıkça üzerlerine kaynar su ilave edin. Nohut ve kuru fasülye iyice yumuşayana kadar, buğdayda ezilene kadar pişirin. Bu işlem 2 saat sürebilir. (Benim buğdayım istediğim gibi ezilmeyince patates püresi aletimle kaynarken ezdim)

  • Bademi kaynadıktan sonra altıı kapatıp soğumasını bekleyin. Yumuşayan kabuklarını soyun.
  • İyice pişip ezilen buğdaya ( mama kıvamına gelecek, suyunu kendiniz göz kararı ayarlamalısınız), pişmiş nohut, kurufasülye, kayısı, kuş üzümü, sarı üzüm, şamfıstığı,badem, karanfil,portakal(küp küp),portakal kabuğu,pirinç ilave edin. Pirinçler piştikte sonra kendi arzunuza göre şekeri ilave edin. Şeker ilavesinden sonrada 5 dk daha pişirin.
  • Soğuduktan sonra servis ediniz.

 Alttaki resim eşimin arkadaşları içindi.