Arda’nın Mutfağı Benim Mutfağıma İlham Olursa..

Hafta sonlarını en çok ta uzun kahvaltı sohbetleri için seviyorum. Günün erken saatlerinde bir arada olmak ve günü doyasıya yaşamak.Pazar akşamı misafir ağırlama hayallerimi akşam vakitlerinde küçük dayımların geleceği haberi sayesinde ertelemek zorunda kaldık. Ama misafir ağırlama heyecanımızı pazar sabahıyla gidermeyi de ihmal etmedik.

Öğleden sonra dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimizi ziyaret etme planları kurduk. Türkçe Olimpiyatlarının misafirlerine fuar sayesinde yakinen hoşgeldin diyebilme ve bol bol resim çekebilme fırsatı yakaladık. Bu fuar sayesinde onlarca ülkenin insanını aynı anda görebilmeyi ve onlarla kendi dilimde sohbet etmenin heyecanını yaşadım. Fuarla ilgili bol bol resimli ayrı bir yazı hazırlayacağım:)

Cumartesi günü Arda’nın Mutfağında tesadüf ettiğim bu muhteşem lezzetli tartın tarifini hemen denemek istedim. Cumartesi gecesi tartın hamurunu ve kremasını pişirip sabaha kadar soğumalarını bekledim. Çok pratik bir tarif. Artık tart yapmak benim için en az bir kek kadar kolay!

Arda tartı çilekli ile yapmıştı .Lakin ben son zamanlarda bol çilekli tarifler verince fark olsun istedim. Hemde dondurucumdaki vişneler bu sayede tükenmiş oldu..

Bol keten tohumlu ekmeğim:) Tarif “EMY’nize Hayran Bırakacak 69 Uygulamalı Tarif” kitabından .. Az malzeme ile mükemmel bir ekmek daha.. Ekmek yapma makinanızın olmasına gerek bile yok..

Tarifini verip vermemekte kararsız olduğum bir tarif. Evelek salatası. Evelek İstanbul’da bazı semt pazarlarında ve köy pazarlarında bulunan nadide bir sebze. Bana köyümüzün organik dağlarından geliyor. Dağ organik değillll, evelek organik:) Yazarken gülen Muazzez:)

Benim gibi salam ve pastırmayı nasıl sunarım, masada yer kalmadı derseniz kaselere kıvırarak yerleştirebilirsiniz. Çok hızlı hazırlanan bir sofra olduğu için sizlere çok fazla fikir verecek birşey yok ama çok güzel tarifler var. Tart ve ekmeğin tarifleri tam ölçü ile.. Yarın hangisinden başlasam ?

Labneli Poğaça

KÖLE Mİ (YİZ) ?

Yemek yemek için büyükçe bir masa şart. Masa duvarın önünde boş duracak, arkasına bir konsül de şart. Konsulün yanına bir vitrin ise kesin şart. Güzel mi güzel olmalı koltuklar, kirlenmemeli kılıflar. Bunlara birde ayrı örtü şart.

Kölesi olduk eşyanın yıllardır. Çalışan bayan olsun ev hanımı olsun, saatlerimizi yiyen temizleme belası.. Hadi tül perdenin gündüz işlevini, kalın perdenin de gece işlevini anlarımda bu fon perde icadı nereden çıkmış hiç anlamam. Evde tiyatromu oynatacağız, fon perde kullanıyoruz diye düşünür dururum. Elbiseleri saklama kılıfları, para ile satılan ayakkabı kutuları, para ile satılan saklama kapları. Hani peynir ve özel birkaç ürün için alınan faydalı kapları anlarımda şu sırf güzel görünecek sevdası yüzünden alınan kavonozları hiç anlamam. Salça kavanozlarımız da emin olun onlarca işe yarar..

Kocaman bir gardrop yetmez bize, yatak başına iki konsol ve birde tuvalet aynası. İsimlere bakınca zaten kimin icadı oldukları belli. Sırf lükslük uğruna içimize sokulmuş birer kölelik unsurları. İlk evlilik yıllarımda her temizlik esnasında bu yatak başlarına konulan iki çekmeceli minik konsulleri çekmek ve arkalarını silmek derdi beni kahretmişti. Zaten bir şey almıyor bunların içi niye temizliyorum ki dedim. Yeni evimde ise almadım ve almayacağımda. Yatak odaları dinlenmenin ve giyinmenin yeridir, lakin orası da süs belasından nasibini almıştır. Tuvalet aynasının önüne konulan, çeyiz dükkanlarında fahiş fiyata satılan fırça ayna setleri, makyaj takımları da cabası. Asla para verdirmedim, vermemde. Merak edenler için söyleyeyim, minik bir ayna ve günlük tutabilmek için boş bir defterim var sadece..

Kadınız saçımızı süpürge ettik yıllarca dedik, düşündük mü neye süpürge olduk neye köle? Eşe mi? Evlada mı? Eşyaya mı?

Bu yazıyı tamamen kendim için yazıyorum. Beton yığınları arasına sıkıştırdığımız hayatlarımızı yormak için ne denli çok uğraştığımızı düşünüyorum. Bir evim olsun istiyorum, yerlerinde sadece halısı, camında perdesi.. Birkaç minder ve bir yer sofrası..

LABNELİ POĞAÇA 

Bu poğaça bence çok ama çok fazla övgüyü hak ediyor. İnanın hiç şüphesiz sonuna kadar tarifin arkasındayım. Tarif Cahide Ablanın sitesinden. Benim şimdiye kadar yediğim ve yaptığın en lezzetli poğaçadır. Vereceğim ölçülere göre 2 tepsi poğaça elde ediliyor. Ben ilk poğaçalarımı eşimin arkadaşlarıyla birlikte yaptıkları pazar kahvaltısı için denemiştim. Bir sonrakini de kendi arkadaşlarıma yapmalıyım:)

Malzemeler:

  • 150 gr. Labne peyniri
  • 2 su bardağı ılık süt
  • 1 su bardağından bir parmak eksik zeytinyağı
  • 2 yumurta ( birinin sarısı ayrılacak)
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı instant maya
  • 7.5- 8 su bardağı un
  • Dilimlenmiş kaşar peyniri (ben poğaçalar sıcak yenmeyeceği için beyaz peynir koydum)

Yapılışı:

  • Un hariç tüm malzemeleri derin bir kaba alın ve karıştırın.
  • Unu da bardak bardak ekleyip yoğurun.
  • Hamur tamamen özleşene kadar yoğurun.
  • Üzerine bir poşet geçirip ılık bir yerde mayalanmaya bırakın.
  • Elinizi yağlayarak mayalanan hamurdan bezeler alıp elinizde açın içine bir dilim kaşar koyup kapatın.
  • Yağlanmamış tepsiye dizin.
  • Üzerlerine yumurta sarısı ve yoğurt karışımı sürüp  yarım saat kadar tepsi mayasının gelmesini bekleyin.
  • 200 derecelik fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.

Fırında Patates Pizzası

Geçtiğimiz cuma günü işten biraz uzaklaşmak adına çok sevdiğim bir arkadaşımla kahvaltı ettim. Kendisi benim aynı zamanda sıkı takipçimdir. Bana sitede söz verdiğim ama uygulamadığım tarifleri hatırlattı ve sözünde durmuyorsun dedi! Bildiğiniz azarı yedim:)

Oysa kendi kendime de söz vermiştim, sözlerimi tutacağıma. Sözümde duracağıma.. Yoğunum yorgunum, çok ta meşgulum. Bahane uydurmama bile çok sebebim var, saymayayım. (!)

Verilen sözün tutulmaması, haklı sebebi veya haksız sebebi diye maddeleri yoktur. Söz sözdür ve tutulur..  Son yazımda haftaya yeni kararlar alıp uymaya çalışacağım demiştim. Sabah namazından sonra uyumamayı hafta sonuda başarmış olmanın mutluluğuyla, bu haftada tüm sözlerimde durma gayretini göstereceğim. Ve mümkün olduğunca söz verip yayınlamadığım tariflerimi yayınlayacağım. İnşallah!

Masadaki bu pembe çiçeklerle o kadar çok resim çektimki anlatamam:) Bir ara çok baydı bu çiçek diyebilirsiniz:) Lakin soldular :( Bundan on yıl önce çalıştığım iş yerinde, iş yerinin prensibi olarak her hafta masama taze çiçekler konurdu. Üç yıl boyunca bunu engelleyememiştim. Çok özel zamanlarda eşimin çiçek almasından hariç çiçeklere bu yüzden kıyamıyorum. Elime bir çiçek buketinden arakladığım bir kaç karanfil geçmişkende suyunu çıkardım:)

FIRINDA PATATESLİ PİZZASI

 

Eşim pazar sabahı kahvaltıda olamayacağı için cumartesi kahvaltısını biraz özenmek istedim. Çok fazla kahvaltılık olmayınca da yeni bir tarif uydurdum. Biz gerçekten çok beğendik, sizinde beğeneceğinizi umuyorum..

Yapılışı (4 kişilik):

  • Patatesleri rendeleyip tuzlayınız. Bir parça karabiber ve pul biber serpiniz.
  • Yarım su bardağı sütü patatesin üzerinden gezdiriniz. Tereyağını küp küp dağıtınız.
  • Isınmış fırına verip 180 derecede 15 dk pişiriniz.
  • Fırından çıkarıp ince doğradığınız sosis, mantar, ve zeytin dilimlerini serpiştiriniz.
  • Tekrar fırına veriniz ve sosisler kızarana kadar pişirmeye devam ediniz.
  • Yumurtaları, kalan yarım su bardağı sütü çırpınız. Sütün içine kaşar rendesini ilave edini.
  • Tepsinizi yeniden fırından çıkarın ve bu harcı eşit şekilde dağıtın.
  • Tekrar fırınlayınız. Yumurtanın piştiğini gördüğünüzde sıcak servis yapınız.

 

Patatesli Yumurta & Ekmek aşı..

En keyifli yenen tatlı, sütlü ekmek aşı..

80 li yıllarda doğanlar çok iyi bilir kırmızı kapaklı süt şişelerini. Bakkaldan eve yürürken poşetin içinde birbirlerine vurduklarında çıkardıkları sesi hiç unutamam. Kırmızı kapaklarını ilk açtığımızda şişenin yanından süzülen bir damla sütü bile zayi etmemek üzere neredeyse iktisat yapmıştık.

Annem şişeler bittikçe bir parça su ile çalkalardı, israf olmasın.. Yapılan bir temizliğin ardından veya pazara çıkılan vakitlerde şip şak yemekleri vardı annemin. Şimdiki gibi, pizza söyleme lüksü yoktu. Anne icadı sağlıklı yemekler vardı onlar yerine. Mis gibi, şifa gibi, anne gibi..

Kenarı çıtlak, seramik bir kaç tane tabak, sofra bezi üzerine atılan ahşap sofraya alel acele konur. Minik eller ekmeklere uzanır tabaklara minik minik doğranırdı. Annem tüp harcanmasın diye sobada kaynatmaya çalıştığı süte şeker atardı. Şekerli sıcacık süt ekmeklern üzeriden gezdirilir ve dumanı tüterken mideye indirilirdi.

İnanmanızı nasıl sağlayabilirim bilmiyorum ama bir süt ve boş bir ekmeğin bana verdiği o hazzı, damağımda hatırladığım o lezzeti şuan hiçbir tatlıya değişmem.

******

Bu tarif çok kolay, hatta biz de yapıyoruz diyebilirsiniz. Ben bu kadar basit bir tarifi yayınlayıp yayınlamamak arasında gidip geldim. Lakin Ekmek Aşı gibi basit ama bir çok güzel lezzetlerimizin olduğuna karar verdim. Mutfakta saatlerimizi alan yemeklerimiz yanında bir kaç dakikada hazırlanabilecek lezzetleride yayınlamam gerektiğine inandım..

Malzemeler(2 kişicik:))):

  • 1 adet patates
  • 2 adet yumurta
  • 1 küçük boy soğan
  • Zeytinyağı, tuz ve maydonoz

Yapılışı:

  • Patatesi soyun ve küp küp doğrayın, üzerine geçecek kadar su ilave edip haşlayın.
  • Yumurtalarıda haşlayın.
  • Patatesi süzün ve servis tabağına alın. Patatesler sıcakken yumurtaları küp küp doğrayın.
  • Patates, yumurta ve soğanı sırayla tabağa alın, üzerinden zeytinyağı gezdirip servis yapınız.

Not: son cümleyi yazarken kız kardeşimin bebeğinin geliyorum dediğini öğrendim. Dua edin lütfen:) Ben hastaneye kaçarken siz bu postu okuyor olacaksınız..

Havuç Sote & Biberli Tereyağı

Cumartesi gecesi pazar kahvaltısı için misafirimizin olduğunu öğrenince, sabahın erken saatlerini evin en sevdiğim yeri olan mutfakta  geçirdim.

Öğleden sonra eşimle yürüyüş bahanesiyle kendimizi dışarı attık. Dışarıda esen rüzgar ve bir parça soğuk yüzünden gideceğimiz yere kadar arabaya binince, şubat sonuna Sarıkamış’ta kayma hayallerimizi düşündüm. Sırf kayma sevdası yüzünden aylar öncesinden alınan uçak biletlerini boşuna almamızamı yanayım, İstanbul soğunda bile yürüyemeyecek kadar narin olup bu kayma hayali kurduğumuza mı yanayım:)

Benim gibi fazla kahvaltılığınız olmadığını düşündüğünüzde sofraya hem renk vermesi açısından hemde çeşit olması sebebiyle meyve çıkarabilirsiniz. Çeşitlerin çok olmasından ziyade sizin sunumunuzun nasıl olduğu çok önemlidir. Balkonda meyve sepetimizde birer tane kivi, portakal, mandaline ve armut kalmıştı. Bir adet muz ve altın çilekle sundum. Tatlısız bir sofrada meyveler çabucak tükendi.

Haşlanmış yumurtaların yanında genellikle maydonoz ikram ederim. İki lezzet beni çok mutlu eder:) Evde yeşillikten eser olmayınca bende tereyağ ile sunmak istedim. Tereyağlı bir dilim ekmekle yumurta çok güzel gitti. Biberli tereyağının yapılışı: Tereyağını oda ısısında yumuşatın. (ben mikroldalgada yumuşattım) Biber ve bir çimdik tuz ilavesiyle karıştırın. Minik kalıplara tereyağını paylaştırın (ben ikeadan aldığım kalpli buz kalıbını kullandım. Silikon oldukları için yağlar çok kolay çıktı.) On dakika buzlukta bekletim kalıplardan çıkarın.

Zeytinlerin sadece minik kaselerdeki kadar kalmasını bahane ederek minik servislikler hazırladım. Böylece sofrada fazlaca kahvaltılık olmasının da gerekmediği öğrendim. 5 kişi bu minik kaseleri tüketince artan kahvaltılıklarla uğraşma derdide olmadı.

Sofrada bir de Ispanaklı & Pastırmalı Keten tohumlu börek vardı. Tarifini vereceğim inşallah.

Havuç sote: Havuçları halka halka doğrayın. (6 minik havuç ) 3 yemek kaşığı zeytinyağı ila kapalı bir tencerede kısık ateşte kavurun. Kendi suyunu salan havuçları yaklaşık 20 dk bu şekilde pişirin. Tenceredeki suyu ile birlikte yayvan bir tabağa alın. Tamamen soğuduktan sonra sarımsaklı yoğurt ile servis edin.

Ben demiyormuyum benim masamda kürdansız bir şey olmadan olmaz diye:) Buda benim icadım acılı ezmenin(yalancı çemen) sunuş hali. Daha önce verdiğim tarif için TIK. Tek farkı ekmek içini bir parça daha fazla ilave ettim. Elimle yuvarlaklar yaptım. Susamla süsleyip tuhafiyeden alınan düğmeleri kürdana takıp sundum. Düğme fikri Sevgili Canan’dan. Bana bu kalpleride o hediye etmişti.

Zeytinli Tuzlu Kek

Evliliğimin ilk yılında her hafta iki-üç kez evi süpürür siler, her hafta sonu süs eşyalarını yıkardım. Ve her hafta sonu da balkonu ve banyomuzu baştan aşağı fırçalar dakikalarca durulardım. Su ve vakit israfını pek severdim..

Evliliğimin ikinci ve üçüncü yılında her hafta e az 2 kez ev süpürür bir kez ev siler, balkonu ve banyomuzun sadece yerlerini yıkardım. Tavanda yere kadar yıkama süresini 15 güne çıkarmıştım. İsrafı yarıya indirip bunun adını da titizlik koyuvermiştim

Evliliğimizin dördüncü yılında kendimi özgürleştirdim. Sadece kirlenen yerleri temizlemeye başlamış, genel temizliğin dışında tepeden tırnağa yıkama opersyonuna  da son vermiştim. Bir iki özel şeyin dışında süs eşyası kullanmamayı her işi anında yapmayı, ertelememeyi öğrendim. Biriktirmenin vakit kaybına sebep vereceği, evde tek rengin düzen oluşturacağını keşfettim. Olabildiğince az renk kullanıp, sadeliği seçtim. Temizliğin titizlik hastalığından uzak olmasını, derli toplu olununca da temiz olunacağını öğrendim. Vaktimi daha fazla okumaya, yeni lezzetler denemeye ve daha bol sevdiklerime ayırmayı bildim. Namazları işten sonra değil vaktinde kılmayı, okumayı hobi olarak değil mecburiyet olarak yapmaya başladım.

Evliliğimin ilk gününden beri çalışan bir bayan olduğumu ve tüm sorumluluğun benim üzerimde olduğu bir iş yaptığımı düşünürsek kendime eziyet etmekten ne derece vazgeçtiğimi anlamış olursunuz.Vakitlerimiz elimize verilmiş birer altın gibidir. Bozdurduktan sonra yatırımları iyi yapmazsak bir sandıkta eksilen altınlar diğer sandıkta birikmemeye mahkum olurlar..

Dünya hayatından ebedi hayata birikimler yapılacak en güzel vakitler harcamak duası ile..

ZEYTİNLİ TUZLU KEK

Bu şirin keklerimi eşimin iş arkadaşlarına göndereli sanırım iki haftayı geçti. Sevgili Arzu Hanım’ın güzel önerisiyle bu keklerimize dilerseniz dereotu ilave edebilirsiniz. Benim bir sonraki yapışımda muhakkak dereotu olacaktır..

  • 2 adet yumurta
  • 2 ymk kaşığı yoğurt
  • 1 çay brd sıvı yağ
  • 1 çay bardağı süt
  • 2 su bardağı un
  • Doğranmış 20 adt zeytin(ben bir kavanoz hazır dilim zeytin kullandım)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1  çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı pul biber
  • 1 çay kaşığı kekik
  • 1 çay kaşığı mahlep (isteğe bağlı, ben güzel olacağını düşünüp ilave ediyorum)

Yapılışı:

  • Yumurta, süt ve yoğurtu çırpma teliyle çırpın.
  • Zeytin ve baharat harici tüm malzemelerle birlikte yeniden 10 dk çırpın.
  • Zeytin ve baharatları katıp bu sefer kaşık ile karıştırın.
  • Muffın kalıplarına veya dikdörtgen bir kek kalıbına aktarın.
  • Muffin kalıplarını resimde görüldüğü miktarda ilave ediniz.
  • 180 decelik ısınmış fırında pişiriniz. Kürdan testini uygulamayı unutmayınız:)

Yeni Bir Sofra & Peynirli Az Gevrek Poğaça

Annem yeni evine taşınalı 1 yıl olsa da, kendi bloğunda yeni yeni arkadaşlıklar ediniyor. Çocukluk yıllarımızda yeni arkadaşlar edinmemiz, annemi yeni bir çevre edindiğimiz için çok mutlu ederdi. O yıllarımı “pısırık” (babam ve annemin bana taktıkları lakap) olarak geçirdiğim için,  sosyal biri olmayacağımdan korkarlardı. Büyüdükçe keşke biraz yerinde dursa dediklerini çok duydum…

Yıllar geçti şimdi annem benim küçük kızım gibi. Ona olan aşkım, herşeyin ötesine geçebiliyor. Şimdi ben onun yeni arkadaşlar edinmesiyle deliler gibi mutlu oluyorum. Bu koca masanın etrafında boş bardakları kontrol ederken, içim içime sığmadı..Bir ceviz kabuğuna sığabilirdim..

Seni çok seviyorum anneciğim..

Annemin Sofrası

Annemin sofrası için beraber mutfağa girdik. Sizler için bu masadan yeni 4-5 tarif var. Önümüzdeki haftayı ofisimi taşıma derdi yüzünden, dışarıda yemekle geçireceğiz. Bu arada da bende buradaki yeni tarifleri yayınlacağım. Yeni tarifler deneyemeyeceğim için bu sofra beni çok mutlu etti..

Milföy Örgü Börek

Kıymalı Baklavalık Yufka Böreği

Mayalı Peynirli Az Gevrek Poğaça

G. Antep’ten Aldığım İsot Ezmeli Kanepeler

Portakallı Kereviz Salatası

Çeşnili Zeytin Salatası

Peynirli Biber Sarmaları

Peynir Tabağı

Ayva Tatlısı

Pratik mi Pratik Çikolata  Rüyası:)

Misafirler umduğumdan da erken gelince, pastamın masada resmini çekemedim. Evde çektiğim için de çok mutlu oldum. Pazar günü yapıp akşamında anneme bugün için götürdüğüm  süpriz pastam. Buzdolabında kimseye yedirmemek için pazartesini zor atlamış..

MAYALI AZ GEVREK POĞAÇA

 Ne biçim bir isim bu dediniz gibi:) Tam adına yakışan bir poğaça oldu. Geçen hafta yaptığım mayalı poğaçalarımın tarifini biraz değiştirerek yapmak istedim. Adını uydurdum. Asıl gevrek poğaçalarımda sırf tereyağı kullanırım. Bu yarı gevrek oldu. Ama annemden de tam not aldı..

 Malzemeler:

  • 2 su bardağı ılık süt
  • 1 su bardağından 1 parmak az sıvı yağ
  • 150 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
  • 2 pak. instant kuru maya (veya küçük 1.5 pk yaş maya)
  • 2 tatlı kaşığı tuz
  • 2 tatlı kaşığı toz şeker
  • 2 yumurta akı (sarılarını üzerine süreceğiz)
  • Aldığı kadar un

İç Malzeme:

  • Beyaz peynir
  • Beyaz peynirin yarısı kadar kaşar peyniri (rendelenmiş)
  • İri kıyılmış maydonoz

Yapılışı:

  • Sütünüzü bir kaba alın. Üzerine mayayı ve şekeri ilave edin. 10 dk bekletin.
  • Karışımın 10 dk bekleme süresinde ayrı bir kapta yumurta aklarını, tuzu ve zeytinyağını karıştırın.
  •  3-4 su bardağı unu eleyin. ortasını havuz gibi açın.
  • Süt karışımını ve zeytinyağı karışımını birbirleri karıştırın.
  • Ortasını havuz gibi açtığınız una bu karışımı döküp yoğurmaya başlayın. Poğaçalarınızın yumuşacık olması için kulak memesinden daha bir yumuşak hamur elde edene kadar üzerine un eleyin.
  • Hamurunuzu 45 dk mayalandırın.
  • Ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Elinizle veya tezgah üzerinde bir merdaneyle yuvarlaklar oluşturun. İçlerine peynir ve maydonoz karışımı ilave edip, yuvarlayın.
  • 15 dk tepside tekrar mayalandırın. (Ben bunu sürekli yapıyorum)
  • Yumurta sarısı sürerek 180 derecede pişirin.