Pazar kahvaltısı & Peynirli Ekmek

Kaldırım taşlarını sayarak yürümek, merdivenleri ikişer ikişer çıkmak istiyorum. Papatyalarla seviyor sevmiyor diye oynamak, haşlanmış nohutu leblebi diye yemek istiyorum.

İçimdeki çocuk dışarı çıktı bugün, onu tutmamak istiyorum..

Pazar sabahı eşim bir vesile ile annemlere yakın bir yere gidince, onlarıda alıp kahvaltıya geldi. Bende ikimiz için hazırladığım sofraya iki tabak daha ekleyip mutlu bir pazar kahvaltısına imza atmış oldum:) Bu resimde gördüğünüz bir kek değil, ekmek:) Tarifi birazdan. Bir çırpıda dört kişinin bitirdiği, bittiği için ağzımızda onun tadı kalsın diye başka bir şey yemedikleri bir ekmek oldu. Şiddeeettttleee tavsiye ediyorum..!

Ve benim en sevdiğim salatalardan. Tarifi inşallah yarın..

Tatlı olarak annemin aşuresi vardı..

Bir fikir: Özel olarak resmini çekmeyi unutmuşum, belki bir çok kişi biliyordur diye tahmin ediyorum ama bilmeyenler için de yazalım. Bal’ı tek başına tüketemeyenler, tadı ağır geldiği için yemeyi tercih etmeyenler veya tereyağı kullanmak istemeyenler: 2 kaşık yoğurt ile bal servisi yapabilirsiniz. Aynı şeyi pekmez içinde uygulayabilirsiniz. Eşim pekmezi asla yemezken bu yöntemle arada da olsa ona yedirebiliyorum. Hele bu tabaktaki gibi yoğurdun kaymağı duruyorsa daha lezzetli oluveriyor! (kayısının tam önünde duran minik kayık tabaktan bahsediyorum:) )

PEYNİRLİ KOLAY EKMEK

Aslında bu ekmeğimin ilham kaynağı Oktay Usta. Facebook’tan takip edenler muhakkak bilir. İki serumlu resmimi yayınlamıştım. Hep güzel resimler paylaşacak değilim ya:)) Geçtiğimiz hafta 3 gün süren hastane maceramda ilk kez gündüz kuşaklarını seyretmem nasip olmuştu. Çalışan bir bayan olarak o saatlerde neler olup biter hep merak ediyordum. Bir yığın kanal arasında izlenecek hiç bir şey mi olmaz!!

Malzemeler:

  • 3 + 1 tepeleme su bardağı elenmiş un
  • 2/3 su bardağı ılık süt (yarım bardaktan bir parmak fazla)
  • Yarım su bardağı ılık su
  • 1 paket instant kuru maya
  • 1 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı sıvı yağ + 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz
  • 2 çay kaşığı şeker
  • Dilediğiniz kadar beyaz peynir.

Yapılışı:

  1. Üç su bardağı unu derin bir kaba eleyelim. 1 su bardağını bekletelim.
  2. İçine süt ve su hariç tüm malzemeleri koyalım.
  3. Yumurta ve yağın sıvılığı ile unu biraz özleştirelim. Ardından suyu ve sütü azar azar ilave edelim. Kalan 1 su bardağı unu azar azar hamurumuzun toparlanması için ekleyelim. Öncelikle bilinmesi gereken bir şey varki, markaya göre, unun kalitesine göre bu kıvam değişecektir. O yüzden unu lütfen azar azar ilave edelim. Her ilave edişimiz en fazla 2 yemek kaşığı kadar olsun. Ve her ilave edişimizde en az 2 dakika hamuru yoğuralım. Ele çok az yapışan bie hamur elde etmelisiniz.  Biliyorum hamur yoğurmak bir çoğumuza zevk versede yeni başlayanlar için biraz hayal kırıklığı olabilir. Ama yılmayın. Çok güzel hamur işleri yapmak bir anda mucize eseri olan bir şey değildir. Sabır ister, ve zaman ister. Tek ama en önemki püf nokta telaş yapmamak, Hamurun suyunu da ununu da azar azar koymak ve sabırla yoğurmak. Bu ölçülerde bir hamur yoğurduğunuzda ele çok az yapışan bir hamur elde edeceksiniz. Mayalanmamış hamur her zaman ele biraz yapışır. Mayalanma sürecinden sonra bu durum ortadan kalkar. (not: sizce hamur mayalama ve yoğurma esnasını da ayrı ayrı resmetsem mi? )
  4. Hamurunuzu temiz bir kaba alalım. Üzerini sıkıca streç film ile örtelim.Sıkıca sarıp sıcak bir yerde en az iki katına gelene kadar bekletelim. Yaz aylarında hava sıcak olduğundan bu süre kısadır. Ben küçük bir polara sarıp peteğe yakın bir yerde beklettim. 30 dk sonra 4. resimdeki kadar kabarmıştı. Artık kaba sığmaz hale gelmişti.

 

  1. Mayalanan hamur daha tok bir kıvam almış olacak ve elde daha rahat kavranabilecek hale gelecek. Çok fazla söndürmemek için bir iki hareketle yoğuralım. Ve iki eşit parçaya bölelim. İlk parçayı kek kalıbınızın altına güzelce bastıralım.Kalıbınız teflonsa yağlamayın. Değilse kendi ölçülerinde yağlı kağıt serin.
  2. Peynirimizi eşit bir biçimde – yanlara gelmeyecek şekilde-  koyalım.
  3. Diğer hamur parçasını tezgahımızda kalıp ölçüsünde açalım.
  4. Açtığımız parçayıda kek kalıbımıza aktaralım. Ve güzelce bastıralım.

İlk resimde ekmeğimizin bitmiş halini görüyorsunuz. bu şekilde kalıpta ikinci kez mayalama sürecine alıyoruz. (Petek üzerinde yaklaşık 10 dk sürdü). Eğer peteğiniz yoksa hemen sobanın yanına koyabilirsiniz. sıcak ortam mayalanmayı hızlandırır. Lakin unutmayın bu süre hamurun iki katına çıktığında hemen son vermelisiniz. Çok fazla mayalanan hamur ekşime yapar ve ağır maya kokar ya da kabarması söner..

İkinci resimde de kek kalıbında mayalama süresinin bittiği görülüyor. Kalıbın hizasına bakarsanız hemen hemen hamurun iki katına çıktığı anlaşılıyor.

Son olarakta 175 derecede önceden ısıtılma-mış fırında pişirelim. Soğumasını beklemeden tüketelim:))

Çikolatalı Milföy

Pazartesi öğleden sonra sonra salı sabahı için kahvaltıya arkadaşımı davet edince ne yapmalıyım diye bir telaş sardı beni. Asla birşey yapma, kendini yorma sözlerini bile bile:)

Çok uzun yıllardır iş temposu ile hafta içlerini yok sayan ben, güne arkadaş ile başlamanın heyecanını yaşadım resmen. Oysa misafir geleceği zaman son derece rahat tavirlar takınırım, bu sabah ise çok heyecanlı başladım güne. Sabah 7 de sofranın bile kurulu olmasıyla eşime boşuna telaş yapıyorum dedim, çok manalı baktı bana :)

Kendimi bir nebze ev hanımı gibi hissettim. Ne bereketli günler olurdu:) Hafta sonu canım Fidan’ımla kahvaltı yaparken böyle hayaller kurduk. Yakın evlerde oturup birbirimize kahvaltıya gelmek. Ardından sadece bir fincan çay eşliğinde okuma saatleri.. Hiç konuşmayacak, bol bol okuyacağız.. Birlikte yemekler yapıp, pazara birlikte gideceğiz.. Hayali bile güzel..Dua-sı için bir sebep..

Katkı maddelerinden son derece itina ile uzak duran arkadaşım için en uygun olan şeyin benim meşhur Pazılı Kek’im olduğunu düşündüm. Tevafuk dolabımda da tek sebze pazı idi.. Pazının malzemelerini yıkama ve doğrama işini akşamdan yapıp, sabah sadece baharatlarını ve yumurtasını katmak kaldı.. (Pazılı keki adına uygun olsun diye Soft Bowl’un silikon kek kalıbında pişirdim. Muhteşem bir kek kalıbı hiç yağlamadığım halde sebze olan bu kekimi yapıştırmadan pişirdi. )

ÇİKOLATALI MİLFÖY

Sofrada annemin yaptığı miskokulu çilek reçelinden başka tatlı olmadığını da sabah fark edince, pratik bir tatlı yapmaya karar verdim. Belki şimdiye kadar icat edilen en pratik tatlıyı, Çikolatalı Milföyü..

Malzemeler (4 adet tatlı için):

  • 4 adet milföy hamuru
  • 4 yemek kaşığı çikolata damlası / 3 minik kare çikolata
  • pudra şekeri

Yapılışı:

  • Fırını 160 derecede ısıtmaya başlayın.
  • Yumuşayan milföy karelerinin ortasına resimde görüldüğü gibi çikolata yerleştirilir. Sıkıca kapatılır.
  • Parmaklarınızla iyice bastırınki çok fazla açılmasınlar.
  • 160 derecelik ısınmış fırında kızarana kadar pişirin. ( Yumurta sarısı sürülmeyecek )
  • Tamamen soğuduklarında üzerlerine çay süzgeci ile pudra şekeri serpin.

Arda’nın Mutfağı Benim Mutfağıma İlham Olursa..

Hafta sonlarını en çok ta uzun kahvaltı sohbetleri için seviyorum. Günün erken saatlerinde bir arada olmak ve günü doyasıya yaşamak.Pazar akşamı misafir ağırlama hayallerimi akşam vakitlerinde küçük dayımların geleceği haberi sayesinde ertelemek zorunda kaldık. Ama misafir ağırlama heyecanımızı pazar sabahıyla gidermeyi de ihmal etmedik.

Öğleden sonra dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimizi ziyaret etme planları kurduk. Türkçe Olimpiyatlarının misafirlerine fuar sayesinde yakinen hoşgeldin diyebilme ve bol bol resim çekebilme fırsatı yakaladık. Bu fuar sayesinde onlarca ülkenin insanını aynı anda görebilmeyi ve onlarla kendi dilimde sohbet etmenin heyecanını yaşadım. Fuarla ilgili bol bol resimli ayrı bir yazı hazırlayacağım:)

Cumartesi günü Arda’nın Mutfağında tesadüf ettiğim bu muhteşem lezzetli tartın tarifini hemen denemek istedim. Cumartesi gecesi tartın hamurunu ve kremasını pişirip sabaha kadar soğumalarını bekledim. Çok pratik bir tarif. Artık tart yapmak benim için en az bir kek kadar kolay!

Arda tartı çilekli ile yapmıştı .Lakin ben son zamanlarda bol çilekli tarifler verince fark olsun istedim. Hemde dondurucumdaki vişneler bu sayede tükenmiş oldu..

Bol keten tohumlu ekmeğim:) Tarif “EMY’nize Hayran Bırakacak 69 Uygulamalı Tarif” kitabından .. Az malzeme ile mükemmel bir ekmek daha.. Ekmek yapma makinanızın olmasına gerek bile yok..

Tarifini verip vermemekte kararsız olduğum bir tarif. Evelek salatası. Evelek İstanbul’da bazı semt pazarlarında ve köy pazarlarında bulunan nadide bir sebze. Bana köyümüzün organik dağlarından geliyor. Dağ organik değillll, evelek organik:) Yazarken gülen Muazzez:)

Benim gibi salam ve pastırmayı nasıl sunarım, masada yer kalmadı derseniz kaselere kıvırarak yerleştirebilirsiniz. Çok hızlı hazırlanan bir sofra olduğu için sizlere çok fazla fikir verecek birşey yok ama çok güzel tarifler var. Tart ve ekmeğin tarifleri tam ölçü ile.. Yarın hangisinden başlasam ?

Pazar Kahvaltısı..

Kız kardeşimle aramızda sadece üç yaş olmasına rağmen pek anlaşamazdık. Şu sıralar beni pek beğenmediğini bilsemde ben onun hala ablasıyım. Beni ilk kez teyze yapmasının verdiği olgunlukla olsa gerek, pek bir değişti doğrusu..

Küçükken ne zaman kavga etsek, ya et bebeğime zarar verirdi, ya da bana “kızım” diye hitap ederdi. Babam her kızım dediğinde, “ablana kızım deme” diye uyarırdı. Israrcı olduğunda da aynı oranda babam tepkisini sertleştirirdi. Şimdi gerçekten bir kızı var.. artık onu bolca sinirlendirebilirim. Bol bol kızım diyebilir:)

Şimdi bundan bize ne diyebilirsiniz, hatta içinizden geçirmişde olabilirsiniz. Bilmiyorum! Yazmak geldi içimden:)

Masadaki tabaklar teyzemin hediyesi. Nebiş teyzeme, suzan teyzemin çeyiz hediyesiymiş. Tabaklar sanırım bir 30 yıllık varlar. Teyzemden isteyince kırmadı bana hediye etti.  Tabağın içindeki tarifini verdiğim Konserve Biber Közlemesi  Önümüzdeki kışa muhakkak bu konserveden daha fazla yapmayı planlıyorum. Sarımsaklı, zeytinyağlı mayhoş tadına bizler bayıldık. Şiddetle tavsiye ettiğim bir tarifimdir.

Öyle güzeller ki bu masayı kurarken beni çok ama çok mutlu ettiler. Şimdilerde binlerce tabak varlar ama bana ruhsuz geliyorlar..

Bu masa da ıslak kek ve eşimin çok sevdiği, bana yıllar önce arkadaşım Gülay’ın öğrettiği patates köftesi vardı.Şimdi Amerika’da yaşıyor ve ben onların dönmesini iple çekiyorum.. İlk tarif yazım Islak Kek olacak.. (İnşallah):)

Fırında Patates Pizzası

Geçtiğimiz cuma günü işten biraz uzaklaşmak adına çok sevdiğim bir arkadaşımla kahvaltı ettim. Kendisi benim aynı zamanda sıkı takipçimdir. Bana sitede söz verdiğim ama uygulamadığım tarifleri hatırlattı ve sözünde durmuyorsun dedi! Bildiğiniz azarı yedim:)

Oysa kendi kendime de söz vermiştim, sözlerimi tutacağıma. Sözümde duracağıma.. Yoğunum yorgunum, çok ta meşgulum. Bahane uydurmama bile çok sebebim var, saymayayım. (!)

Verilen sözün tutulmaması, haklı sebebi veya haksız sebebi diye maddeleri yoktur. Söz sözdür ve tutulur..  Son yazımda haftaya yeni kararlar alıp uymaya çalışacağım demiştim. Sabah namazından sonra uyumamayı hafta sonuda başarmış olmanın mutluluğuyla, bu haftada tüm sözlerimde durma gayretini göstereceğim. Ve mümkün olduğunca söz verip yayınlamadığım tariflerimi yayınlayacağım. İnşallah!

Masadaki bu pembe çiçeklerle o kadar çok resim çektimki anlatamam:) Bir ara çok baydı bu çiçek diyebilirsiniz:) Lakin soldular :( Bundan on yıl önce çalıştığım iş yerinde, iş yerinin prensibi olarak her hafta masama taze çiçekler konurdu. Üç yıl boyunca bunu engelleyememiştim. Çok özel zamanlarda eşimin çiçek almasından hariç çiçeklere bu yüzden kıyamıyorum. Elime bir çiçek buketinden arakladığım bir kaç karanfil geçmişkende suyunu çıkardım:)

FIRINDA PATATESLİ PİZZASI

 

Eşim pazar sabahı kahvaltıda olamayacağı için cumartesi kahvaltısını biraz özenmek istedim. Çok fazla kahvaltılık olmayınca da yeni bir tarif uydurdum. Biz gerçekten çok beğendik, sizinde beğeneceğinizi umuyorum..

Yapılışı (4 kişilik):

  • Patatesleri rendeleyip tuzlayınız. Bir parça karabiber ve pul biber serpiniz.
  • Yarım su bardağı sütü patatesin üzerinden gezdiriniz. Tereyağını küp küp dağıtınız.
  • Isınmış fırına verip 180 derecede 15 dk pişiriniz.
  • Fırından çıkarıp ince doğradığınız sosis, mantar, ve zeytin dilimlerini serpiştiriniz.
  • Tekrar fırına veriniz ve sosisler kızarana kadar pişirmeye devam ediniz.
  • Yumurtaları, kalan yarım su bardağı sütü çırpınız. Sütün içine kaşar rendesini ilave edini.
  • Tepsinizi yeniden fırından çıkarın ve bu harcı eşit şekilde dağıtın.
  • Tekrar fırınlayınız. Yumurtanın piştiğini gördüğünüzde sıcak servis yapınız.

 

Patatesli Yumurta & Ekmek aşı..

En keyifli yenen tatlı, sütlü ekmek aşı..

80 li yıllarda doğanlar çok iyi bilir kırmızı kapaklı süt şişelerini. Bakkaldan eve yürürken poşetin içinde birbirlerine vurduklarında çıkardıkları sesi hiç unutamam. Kırmızı kapaklarını ilk açtığımızda şişenin yanından süzülen bir damla sütü bile zayi etmemek üzere neredeyse iktisat yapmıştık.

Annem şişeler bittikçe bir parça su ile çalkalardı, israf olmasın.. Yapılan bir temizliğin ardından veya pazara çıkılan vakitlerde şip şak yemekleri vardı annemin. Şimdiki gibi, pizza söyleme lüksü yoktu. Anne icadı sağlıklı yemekler vardı onlar yerine. Mis gibi, şifa gibi, anne gibi..

Kenarı çıtlak, seramik bir kaç tane tabak, sofra bezi üzerine atılan ahşap sofraya alel acele konur. Minik eller ekmeklere uzanır tabaklara minik minik doğranırdı. Annem tüp harcanmasın diye sobada kaynatmaya çalıştığı süte şeker atardı. Şekerli sıcacık süt ekmeklern üzeriden gezdirilir ve dumanı tüterken mideye indirilirdi.

İnanmanızı nasıl sağlayabilirim bilmiyorum ama bir süt ve boş bir ekmeğin bana verdiği o hazzı, damağımda hatırladığım o lezzeti şuan hiçbir tatlıya değişmem.

******

Bu tarif çok kolay, hatta biz de yapıyoruz diyebilirsiniz. Ben bu kadar basit bir tarifi yayınlayıp yayınlamamak arasında gidip geldim. Lakin Ekmek Aşı gibi basit ama bir çok güzel lezzetlerimizin olduğuna karar verdim. Mutfakta saatlerimizi alan yemeklerimiz yanında bir kaç dakikada hazırlanabilecek lezzetleride yayınlamam gerektiğine inandım..

Malzemeler(2 kişicik:))):

  • 1 adet patates
  • 2 adet yumurta
  • 1 küçük boy soğan
  • Zeytinyağı, tuz ve maydonoz

Yapılışı:

  • Patatesi soyun ve küp küp doğrayın, üzerine geçecek kadar su ilave edip haşlayın.
  • Yumurtalarıda haşlayın.
  • Patatesi süzün ve servis tabağına alın. Patatesler sıcakken yumurtaları küp küp doğrayın.
  • Patates, yumurta ve soğanı sırayla tabağa alın, üzerinden zeytinyağı gezdirip servis yapınız.

Not: son cümleyi yazarken kız kardeşimin bebeğinin geliyorum dediğini öğrendim. Dua edin lütfen:) Ben hastaneye kaçarken siz bu postu okuyor olacaksınız..

Havuç Sote & Biberli Tereyağı

Cumartesi gecesi pazar kahvaltısı için misafirimizin olduğunu öğrenince, sabahın erken saatlerini evin en sevdiğim yeri olan mutfakta  geçirdim.

Öğleden sonra eşimle yürüyüş bahanesiyle kendimizi dışarı attık. Dışarıda esen rüzgar ve bir parça soğuk yüzünden gideceğimiz yere kadar arabaya binince, şubat sonuna Sarıkamış’ta kayma hayallerimizi düşündüm. Sırf kayma sevdası yüzünden aylar öncesinden alınan uçak biletlerini boşuna almamızamı yanayım, İstanbul soğunda bile yürüyemeyecek kadar narin olup bu kayma hayali kurduğumuza mı yanayım:)

Benim gibi fazla kahvaltılığınız olmadığını düşündüğünüzde sofraya hem renk vermesi açısından hemde çeşit olması sebebiyle meyve çıkarabilirsiniz. Çeşitlerin çok olmasından ziyade sizin sunumunuzun nasıl olduğu çok önemlidir. Balkonda meyve sepetimizde birer tane kivi, portakal, mandaline ve armut kalmıştı. Bir adet muz ve altın çilekle sundum. Tatlısız bir sofrada meyveler çabucak tükendi.

Haşlanmış yumurtaların yanında genellikle maydonoz ikram ederim. İki lezzet beni çok mutlu eder:) Evde yeşillikten eser olmayınca bende tereyağ ile sunmak istedim. Tereyağlı bir dilim ekmekle yumurta çok güzel gitti. Biberli tereyağının yapılışı: Tereyağını oda ısısında yumuşatın. (ben mikroldalgada yumuşattım) Biber ve bir çimdik tuz ilavesiyle karıştırın. Minik kalıplara tereyağını paylaştırın (ben ikeadan aldığım kalpli buz kalıbını kullandım. Silikon oldukları için yağlar çok kolay çıktı.) On dakika buzlukta bekletim kalıplardan çıkarın.

Zeytinlerin sadece minik kaselerdeki kadar kalmasını bahane ederek minik servislikler hazırladım. Böylece sofrada fazlaca kahvaltılık olmasının da gerekmediği öğrendim. 5 kişi bu minik kaseleri tüketince artan kahvaltılıklarla uğraşma derdide olmadı.

Sofrada bir de Ispanaklı & Pastırmalı Keten tohumlu börek vardı. Tarifini vereceğim inşallah.

Havuç sote: Havuçları halka halka doğrayın. (6 minik havuç ) 3 yemek kaşığı zeytinyağı ila kapalı bir tencerede kısık ateşte kavurun. Kendi suyunu salan havuçları yaklaşık 20 dk bu şekilde pişirin. Tenceredeki suyu ile birlikte yayvan bir tabağa alın. Tamamen soğuduktan sonra sarımsaklı yoğurt ile servis edin.

Ben demiyormuyum benim masamda kürdansız bir şey olmadan olmaz diye:) Buda benim icadım acılı ezmenin(yalancı çemen) sunuş hali. Daha önce verdiğim tarif için TIK. Tek farkı ekmek içini bir parça daha fazla ilave ettim. Elimle yuvarlaklar yaptım. Susamla süsleyip tuhafiyeden alınan düğmeleri kürdana takıp sundum. Düğme fikri Sevgili Canan’dan. Bana bu kalpleride o hediye etmişti.